Sen Bir Hainsin – Düğün Olmayacak! Lyuba’nın Hayatını Altüst Eden İhanet, Miras Kavgaları ve Aşk Ü…

Canım benim, şimdi bu saçmalığı neden önüme sürüyorsun ki? dedi sevgilisi, fotoğrafa şöyle bir göz bile atmadan. Ben sadece seni seviyorum, başka kimseyi istemiyorum. Şu kesin, montaj bu fotoğraflar.
Öyle mi? Kim uğraşacak bizimle sence? Lâlenin canı sıkıldı, Ardanın bu kadar umursamaz davranmasına. Adamın bir de öyle tiyatro gibi bahaneleri vardı ki, anlatamam.

Babaannesinden kalan güzellik salonuna da Lâlenin pek ilgisi yoktu zaten.

O daha çok sevgili çocuklara resim öğretmekten hoşlanıyordu, sanat atölyesinde öğretmenlik yapmak gibisi yoktu ona göre. Ama sonuçta mirası geri çevirmedi haliyle.

Salon da fena kazandırmıyor, sorumluluğunu bilen, işini bilen bir kadın da onu harika yönetiyor.

Böylece Lâle dilediğiyle uğraşır, sevdiği işi yapar, ekmeğinde de yokluk görmezdi. Eksiği neydi? Bir tek aile.

Babaannesi vefat edince 27lik Lâle’ye bir yalnızlık çöktü, gözünün önünü göremedi aylarca. Sonra bir sanat sergisinde Arda’yla tanıştı da, hayatı renk geldi.

Güzel giyimli, biraz utangaç tebessümlü bir adamdı Arda, galantlığı, insancıllığı, zarif dikkatleriyle gönlünü çaldı kızcağızın.

İki ay sonra Arda davet etti Lâleyi evine: Üvey babası, Yavuz Beyle tanışacak.

Gerçek babam ben dört yaşındayken vefat etmişti, anlatıyordu tatlı tatlı. Annem on sene sonra ikinci evliliğini yaptı.

Yavuz amcaya hiç baba diyemedim, ama ilişkimiz iyidir. Hani, annem de birkaç yıl önce gidince, beraber kaldık.

Lâle’nin Yavuz Beyi sevmesi tabii kaçınılmazdı. Adam 56 yaşında ama, fit, zeka pırıl pırıl, konuşması bir nesil önceden. Efendi adam.

Lâle de anlaşılan onun gönlünü yaptı ki, adam zaten konuşmasında saklamadı:

Bu bizim Arda varya, paçayı kurtardı! dedi, kızın elini öperek kibarca.

Hayda! Paçayı mı kurtardı amca? bozulur gibi yaptı Arda.

Gerçek adam bu yaşta hobi mağazasında satış uzmanı olmaz Ardacığım, dedi Yavuz Bey gülerek. Boşver şimdi! Asıl sana Lâle denk geldi, şükret!

Önce utansa da, Lâle akşam boyu Yavuz Beyin fıkralarına gülmekten nişanlıyı azıcık kıskandırdı.

Altı ay sonra Arda evlenme teklif etti. Lâle zaten aşktan gözleri görmüyor, hayallerin içinde gezip duruyordu ki, aniden bir sabah, arka arkaya gelen fotoğraflar aklını aldı.

Bir baktı ki, Arda başkasını samimiyetle kucaklamış, yanağına öpücük kondurmuş, yüzündeki o utangaç gülümsemeyle poz vermiş Hem de birkaç hafta öncenin tarihiyle!

Canım benim, şimdi bu saçmalığı neden önüme sürüyorsun ki? dedi Arda, şöyle bir bakıp fotoğraflara. Ben yalnızca seni seviyorum, başkasına ne gerek var? Montajdır o yüzde yüz.

Öyle mi? Bunu kim yapar sence? Daha da sinirlendi Lâle, adamın pespaye yanıtına.

Valla ben nereden bileyim? dedi Arda rahat rahat. Her tür manyak var memlekette.

O noktada Lâle’nin sinir şalteri attı. Başkası olsa, aşkından, delikanlılığından, namusundan dem vurur, gövdesini yırtar, suçluyu, kimliği belli olmayan fotoğrafçıyı bulmak için yeminler ederdi… Arda n’apıyor? Hem suçlu hem güçlü, özür dilemeye de zahmet etmiyor.

Sen resmen aldatansın! Düğün falan yok! deyip kendini zor attı evden, Arda şoke olmuş halde ardından bakarken.

Evde üç gün ağladı, ardından bir hafta hasta raporu alıp dışarı çıkmadı. Arda’dan hiç ses gelmedi bu arada, notunu da düşelim. Sonra hırs yaptı, tekrar ayağa kalktı.

Ya fotoğraflar gerçekten montajsa? Hani biri resmen oyun oynuyordur da, yapay zekayla elini sallasa ellisi fotoğraf yapıyordur? Lâle sırf kıskançlığına yenik düşüp pes etti mi şimdi?

Ama afalladı kızcağız: Fotoğraftaki kız gerçek çıktı. İnternette araştırınca buldu buluşturdu. Rakibin adı Sevda’ymış; telefonda iki mesaj, hemen buluştular.

Eski fotoğraflar onlar, dedi Sevda, Lâleye gülerek bakıp. Bir yılı geçti bile.

Nasıl ya? şaştı Lâle. Tarih var üstünde?

Güldürme, tarih en kolay değiştirilen şey, dedi Sevda, hafif acıyarak. Kim uğraşacak seninle.

Yani sen mi yaptın?

Estağfurullah! Neden yapayım? Ardayla biz zaten yıldızımız barışmadı, kısa sürdü. Zaten benim de yakında nikahım var.

Ee? Senin sayfanda damat yok ama? diyip baktı Lâle, kıskançlıkla.

Mutluluk sessiz olur, kıs kıs güldü Sevda. Kimseye nazar değmesin! Düğün fotoğrafı yakında yükleyeceğim tabii.

Demek ki biri Arda’yı gerçekten sabote etmiş, Lâle de sazan gibi atlamış. Acilen bunu düzeltmek gerek.

Fakat Arda, aramaları-maillere dönmüyor. Dayanamadı, iki gün sonra evine gitmeye karar verdi.

Akşam, tam yakalayayım derken Ardayı, apartmanın önünde, rakibi Kıymetin arabasından inerken gördü.

Çocuklukları birlikte geçmiş, zamanında kanka oldukları bu kız, öyle ateşli, girişken, gösterişli Kıymetle Lâlenin frekansı hiç tutmuyordu.

Bir ara görüşmeyi kesmişler, yalnız Lâle’nin babaannesi vefat ettiğinde Kıymet tekrar angaje olmuş, güzellik salonunu almak istemiş; Masaj salonu yapacağım, en iyi iş orada döner mavalları okumuştu.

İki şubesi varmış, şimdi üçüncüyü de bu şahane lokasyonda istiyor. Hadi oradan! Lâle çok iyi biliyor o masaj salonlarında ne döndüğünü! Hem salondan o da memnun!

Onca cazip teklifi geri çevirdi, şimdi kıza bak: Demek ki intikam peşinde eski nişanlıyı da elimden almaya çalışıyor, dedi içinden Lâle.

Bu sırada, ikili içli dışlı vedalaştı, Kıymet arabayı sürdü gitti.

Gördün işte, ne demiştim hep: Arda tam bir kansız! Bir ses Lâleye seslendi usulca.

Selam Yavuz Bey, dedi Lâle, mahcup.

Selam. Bak Arda Allahtan sıkılmıyor yani. Sen bana gelin ol boşver onları, dedi Yavuz Bey, sanki şaka gibi, ama gözleri bayağı ciddiydi.

Kusura bakmayın, şimdi hiç vaktim yok, diye kaçtı oradan Lâle.

Kıymete ulaşmak da zor olmadı. Mahallesine geldiğinde, Kıymet yeni park etmişti arabayı.

Nişanlımı kapmaya mı çalışıyorsun? Fotoğraf işini de eline yüzüne bulaştırmışsın! dedi Lâle karşısında, gözünün içine bakarak.

Hangi fotoğraf? saf saf baktı Kıymet. Neden bahsediyorsun kızım sen?

Arda’nın o kızla olan resmini bana sen göndermedin mi? Komplo kurup kendi üstüne çekecektin hani?

İyi misin sen? Ben bir şey göndermedim. Hem Arda bir haftadır peşimi bırakmıyor. Siz ayrılmışsınız diye biliyorum

Lâle dikkatlice baktı suratına samimi görünüyor vallahi. Tamam, eve gidip bir sakin kafayla düşünmek lazım.

Ben de salonu sattın sandım! diye arkasından seslendi Kıymet, ama Lâle cevap bile vermedi.

Evde biraz soluklanıp Ardayı tekrar aradı. Şaşırtıcı şekilde, adam bu kez cevapladı.

Gel, buyur, dedi Arda yorgun yorgun. Hastayım biraz, kendimi iyi hissetmiyorum.

İkinci kez çağırmaya gerek kalmadı.

Arda, yanlış yapmışım, affet beni. Sadece senden başka kimseyi sevemem deyince kıskandım, inanamadım. Çok ikna edici görünüyordu, ne olur affet.

Tamam, dedi omuz silkip Arda. Olur böyle şeyler.

Sen harika bir insansın! deyip boynuna sarıldı Lâle. Çok seviyorum seni!

Ama Arda hafifçe uzaklaştı, suratı ciddileşti:

Dost kalalım biz en iyisi.

Ne yani? Evlenmeyecek miyiz?!

Lâle, yüzünü ekşitti Arda, ben Kıymetle evleniyorum.

Nasıl yani?! Daha geçen hafta bana aşkını ilan etmiştin

Bağırıp çağırma. Açıkçası… bu abartılı tepkilerin, dramatizmin yüzünden içim soğudu. Her şeyin ortasında patlamak istemiyorum. Bir de Kıymetin işi daha iyi, geliri daha yüksek. Kendi geleceğimi düşünmek zorundayım.

Lâle olduğu yere çakıldı. Cevap bulamadı, dili tutuldu. Demek Arda onu kullanmış ve şimdi kolayca başka birine geçmiş.

Kendini apartmandan dışarı attı, sonra da mahallede bir banka çöküp ağladı.

Beş dakika geçmeden yanında Yavuz Bey belirdi.

Vah benim güzel kızım, dedi başını okşayarak. Üzülme, şimdi öğrenmiş olman daha iyi.

Yalnız bir şey anlamıyorum; kim karıştırdı ortalığı böyle? dedi Lâle, hüngür hüngür ağlayarak.

Ben dedi alçak sesle Yavuz Bey.

Siz? Neden?! dondu kaldı Lâle.

O gece seni görünce vuruldum ben de. Hemen dedim ki, ben bu kızla evleneceğim, ama sen tabii Ardadan başkasını görmüyorsun.

Hep Arda, Arda! Bu çocuk sana layık mı yani?

Ama siz benden yaşça büyüksünüz, ben Ardayı seviyordum

Olsun Aslında Ardayı gözünden düşüreyim diye düşündüm; sonra duydum ki, senin paranın peşinde konuşuyormuş arkadaşıyla, vitrini iyi kız bulmuş.

O an dedim ki, bu çocuk elini bırakmaz. Ben de yönlendirdim Detay önemli değil.

Siz benim hayatımı mahvettiniz!

Hayır, tam tersine kurtardım. Daha çok üzülürdün sonra. Yine de düşün: Benimle evlenir misin?

Siz acayipsiniz! dedi Lâle, hızla eve yürüyerek.

Şehri terk etti, ama Yavuz Bey pes etmedi, buldu Lâleyi ve dostça görüşmeye devam ettiler.

Bir yıl sonra Yavuz Bey vefat etti, tüm malını Lâleye bıraktı. Ama Lâle hiç sevinmedi buna, zaten eski nişanlının üvey babasına iyice alışmıştı.

Arda ise, daire elden gidince kudurdu ama, Lâlenin umurunda olmadı bile.

Rate article
Lifequest
Sen Bir Hainsin – Düğün Olmayacak! Lyuba’nın Hayatını Altüst Eden İhanet, Miras Kavgaları ve Aşk Ü…