Kayınvalidem geçenlerde bize geldiğinde, bahçemizde hiç sebze ya da meyve olmadığını görünce gerçekten çok şaşırdı.
Eşimin anne ve babasının uzun yıllardır kullandığı küçük bir arsaları vardı. Artık yaşlandıkları ve sağlıkları eskisi gibi olmadığı için, bu arsayı bize devretmek istediler. Eşimin babaannesi bahçeciliği çok severdi; salatalık, domates, elma gibi türlü türlü şeyler yetiştirirdi, konserveler yapar, hatta komşulara hediye bile ederdi. Şimdi ise bu işler tamamen bana kaldı.
Şu an güzel bir bahçemiz var; arkadaşlarla hafta sonları mangal yakıyoruz, keyifli vakit geçiriyoruz. Ama işin aslı, ben bahçeyle uğraşmak hiç istemedim. Eşim de sağ olsun, bahçeyi tamamen çiçeklerle doldurma fikriyle geldi. Zaten ikimizin de geliri fena değil, pazardan ya da marketten rahatça alışveriş yapabiliyoruz. Sebze bahçesinden tamamen vazgeçip yerini çimle doldurduk, şimdi kocaman, yemyeşil bir bahçemiz var.
Tabii kayınvalidem gelince şaşkınlıkla karışık, biraz da bozuldu ve Hiç mi salatalık, biber falan ekmedin? Sen evini idare edemiyorsun, her şeyi berbat ediyorsun! diye söylenmeye başladı. Geçenlerde de bir komşusu ona uğramış, Senin o nefis turşularından var mı? diye sormuş. Kayınvalidem de, elinde kalan bir kavanoz kuru çiçeği çıkartıp, Bak bu kadar kaldı. Benim bahçemi gelin mahvetti, artık turşu yok! İstersen al bunu evine götür, hanımına, torunlarına ver. Zaten ben uğraşamıyorum, onlar yesin ne yetiştirdiysem… demiş.
O an gerçekten donakaldım, içimden bir sürü şey söylemek geçti ama sustum. Ama bitmedi, şimdi de gelip bana Ben tekrar kendi bahçemi istiyorum, sebze ekmek istiyorum demeye başladı. Valla ne yapacağımı bilmiyorum; her şey aklımızda çoktan planlıydı, çocuklara oyun alanı, belki bir küçük havuz kurarız diyorduk Şimdi tekrar sebze bahçesi konusu açıldı. Sanki hayallerimiz yerine, yeniden tarla işleriyle uğraşmak var gibi görünüyorBir akşam, elimde çay tepsisiyle bahçede dolaşırken kayınvalidemin hışımla tulum çizmeleriyle belirip ellerini toprağa gömdüğünü gördüm. Anne, dedim, sesim sakin ama içim hararetli, Belki bir köşede sana ait minik bir sebze bölümü yaparız? Hem senin sebzelerin, hem çocukların oyun alanı, belki ikimizin de istediği olur. Başta itiraz edecek gibi oldu, sonra gözlerinin içi parladı. Çocuklar coşkuyla atladı: Biz de sulayalım! Dede gibi domates toplayalım! Sonra çiçekler, çimler ve minik bir sebze bölümü yan yana yeşermeye başladı bahçemizde.
Kayınvalidemin yüzünde gururlu bir gülümseme belirirken, eşim çimenlerde çocukların kahkahasına bakıp bana göz kırptı. Ben ise ilk kez çamurlu ellerimin arasında yeşeren taze bir salatalığa bu kadar sevinmiştim. Meğer bahçede asıl yetişen şey, ortak bir hayatın, anlayışın ve paylaşılan mutlulukların meyvesiymiş. O günden sonra her bahar, soframızda hem kendi ellerimle kopardığım bir çiçek, hem de kayınvalidemin eski tariflerinden bir kavanoz turşu yer aldı. Artık o bahçe; huzur, gülüş ve uzlaşmayla dolu, gerçekten bizimdi.




