Üniversitede eşimle tanıştık. O zaman ikimiz de 18 yaşındaydık, daha yolun başındaydık yani. Eşim Fikret, hemen dikkatimi çekmişti; hem güçlüydü, hem akıllı, en çok da iyilik dolu biriydi. İlk başlarda sadece arkadaş olduk ama zamanla anladım ki ona karşı hislerim çok daha fazlaydı, arkadaşlığı çoktan aşmıştı yani. Birkaç ay sonra sevgili olduk. Şimdi bile hala o zamanları çok sevgiyle anıyorum; üniversite yıllarım hayatımın en güzel zamanlarıydı, vallahi.
Bir yıl sonra Fikret bana evlenme teklif etti. Evlenince de büyük bir düğün yapmaya imkanımız yoktu, çünkü pek paramız yoktu; o yüzden aile arasında küçük, samimi bir törenle evlendik.
İkinci sınıftayken Fikret çalışmaya başladı. Başlarda yurtta kaldık; zaten kendi evimiz olması hayaldi ama emindik ki bir şekilde olacak. Nitekim, rahmetli anneannem vefat edince bana bir miktar miras kaldı, Fikret de çalışarak para biriktirmişti. O parayla, ileride ailemizi büyütürüz diye, iki odalı bir dairenin kredi borcunu ödeyebildik.
On yıl birlikte yaşadık ama hiç çocuğumuz olmadı. Birkaç yıl önce Fikretin başına iş geldi. Çalıştığı şirket iflas ettiğinde, patron bütün borçları ve usulsüzlükleri Fikretin üstüne yıktı. Fikret orada baş muhasebeciydi ama patron ne diyorsa onu yapıyordu aslında. Mahkeme sonunda dört yıl hapis cezası aldı, hem de hiç suçu yokken. Çok uğraştık avukatlarla, oraya buraya koşturduk ama bir türlü çözemedik. Evraklar öyle hazırlanmıştı ki, Fikreti suçlu çıkardılar, oysaki tek yaptığı patronun isteklerini yerine getirmekti. Zordu ama elimden geldiğince eşimin yanında durdum. Fakat bir yıl sonra, benim de desteğe ihtiyacım olduğunu fark ettim.
Bir gün kayınvalidem geldi, elinde belgelerle. Bana Artık burada oturamazsın, bu ev sana ait değil, dedi. Hem Fikretin başına gelen her şeyden beni sorumlu tuttu, hem de Bu evi bizim oğlum kendi parasıyla aldı, senin hiçbir hakkın yok burada, diye üstüme geldi. O anda ne diyeceğimi bilemedim, gerçekten böylesini beklemiyordum.
Meğerse Fikret, hapisten önce annesine noter aracılığıyla vekalet vermiş. Kayınvalidem de o vekaletle bir banka hesap dökümü çıkartmış. Orada ipotek ödemesinin Fikretin kartından yapıldığı belliymiş. O da bu belgeleri mahkemeye sunup, Bu evde senin hiçbir hakkın yok, diye savunma yapacakmış. Kafam iyice karıştı, gerçekten ne yapacağımı bilmiyorum…




