Çünkü ailemi başka bir adam için terk eden ve evliliğimizin bitmesine sebep olan bendim, Selim kalbini kırdığım için bana bir borcum olduğunu düşündü. Oğlumu yanıma almama izin vermedi ve oğlum da babasıyla kalmak istedi, benimle değil. Bu durum canımı çok acıtsa da, ne onu ikna edebildim ne de zorla yanımda tutabildim. İşler çok hızlı gelişti, gitmeme izin verdiler, ben de karşılığında ayda bir ya da iki kez para gönderdim onlara. Eski kocam o zamanlar çalışıyordu ve gayet iyi kazanıyordu; fakat benim epey param olduğunu, yeni eşimin de zaman zaman oğlumun hiçbir şeyden mahrum kalmaması için katkıda bulunduğunu fark edince çalışmayı bıraktı, bizim paramızla geçinmeye başladı.
Oğlum büyüdükçe, babası ona el bebek gül bebek davrandı restoranlardan yemekler, canı ne zaman okula gitmek istemezse gitmiyor, yaz tatillerinde geziler, evde lüks elektronik eşyalar Zamanla oğlum umursamaz bir tavır geliştirdi ve benimle daha az görüşmek ister hale geldi. Ne zaman ona bir şey alsam ya da bir şey yapsam, babasının aldığı ya da yaptığı mutlaka daha iyisi oluyordu hem de benim gönderdiğim paralarla. Çocuk on bir yaşına gelmişti, bir kere bile düşünmedi babasının neden bu kadar zengin olduğunu, çünkü adam sürekli evdeydi.
Şimdiki eşim, belki de çok fazla para gönderdiğim için böyle olduğunu söyledi bir gün. Ayrıca, oğlumuzun üniversite için geleceğini düşünmeye başladık ve tüm paramızın eski kocam tarafından har vurulup harman savrulmasındansa, oğlumuz için birikim yapmanın daha iyi olacağını düşündük. Bu kararı eski kocama yüz yüze söyledim: Artık onları fazlasıyla idare ettiğimi, artık sıranın onda olduğunu, harcamalarla ilgilenmesini, benim ise oğlumuzun geleceği için birikim yapacağımı Bunun üzerine bana ne biçim anne olduğumu, eş olarak da hiçbir şeye yaramadığımı söyledi, ayrıca mahkemeye vereceğini, benden nafaka alacağını ve aslında bugüne kadar para ödemediğimi iddia etti.
Avukatlara danıştım; bana tehditlerinden korkmamamı, ciddiye almamıza gerek olmadığını söylediler, çünkü uzun zamandır çalışmadığından ve sadece benim paramla geçindiğinden eline bir şey geçmeyeceğini söylediler. Ama yine de kaybeden ben oldum gibi hissediyorum. Oğlum şimdi bana daha da öfkeli; babasına yardım etmek istemediğimi, onları yüzüstü bıraktığımı düşünüyorAma kaybettiğimi düşündüğüm anda, aslında neyi kazandığımı fark ettim: Kendi hayatımı, kendi sınırlarımı, kendi seçimlerimi. Oğlum büyüyecek, elbette bir gün kendi kararlarını verecek; belki o zaman, gerçeği kendi gözleriyle görecek yahut görmeyecek. Ama ben artık kendimi suçlamadan, geçmişin ağırlığını üstümden atarak, ona uzanan elimi her zaman açık tutarak yaşamayı öğrendim. Her ay birikim yaptığım hesaba, oğlumun adını not ederken; bir yandan da küçük bir deftere ona yazılar yazıp, yıllar sonra vereceğim günü umutla beklemeye başladım.
Dışarıda rüzgar esiyordu, ben balkonumda oturup şehir ışıklarını izledim. Arkamda bıraktığım geçmişi, önümde açılan yeni yolları düşündüm. Eski kocam da, oğlum da, ben de, herkes büyüyor, değişiyor ve kendince yolunu buluyordu. Belki de, kaybettiklerim kadar kazandıklarımı da görmeye başlamıştım. Bazen sadece iyi bir anne olmak, uzaktan izleyip kapıyı açık bırakmaktı. Ve bir gün, belki de beklemediğim bir anda oğlum, cebimde biriktirdiğim o küçük harflerle yazılmış notlara, doğru düzgün verilmiş bir sevgiye ve annesinin hiç kaybolmayan şefkatine ihtiyaç duyacaktı.
O zaman, eksik kalan her şey bir şekilde tamamlanırdı. Ve ben, bugünden sonra yalnızca umut etmeye, sevmeye ve yoluma devam etmeye karar verdim. Kayıplardan utanmadan ve kazançlara teşekkür ederek çünkü hayat, ne olursa olsun, her zaman yeniden başlamaya izin veriyordu.



