Annem 40 yaşında, evli değil ama hamile kaldı. Küçük bir kasabada yaşıyoruz – dedikoduların önüne geçmek imkansız

Dünyanın en iyi annesine sahibim! Annem beni çok genç yaşta, henüz 16 yaşındayken dünyaya getirmiş. Akrabalarımızın çoğu bu duruma şok olmuştu, ama dedemle babaannem hep annemin yanında durdu. Sonunda ben, dünyanın en uslu ve huzurlu çocuğu olarak doğdum.

Tüm ailem, küçükken beni kollarına aldı, birlikte büyütüp okutup büyüttüler. Anneannemle dedem, annemin eğitiminden de eksik kalmaması için ellerinden geleni yaptı; böylece hiç yokluk çekmedik. Annem çalışkan bir kadındı, eve sürekli ekmek getirir, aile içindeki huzurun bozulmasına izin vermezdi. Ailemiz hiçbir zaman para kavgası yüzünden didişmedi.

Büyüdüm; 16 yaşında ben de annemin yaşadıklarını yaşadım ve hamile kaldım. Erkek arkadaşım, Musa, dürüst davrandı, sorumluluk alıp hemen nikah kıydık. Tam 17 yaşımda anne oldum. Annem ise henüz 33ünde babaanne olmuştu. Ama ona göre hayat yeni başlıyordu, umutsuz değil aksine çok mutluydu. Yine tüm aile bir arada, bir çocuğu birlikte büyütüyorduk. Hem okulu bitirdim hem de güzel bir iş buldum.

Bugün kızım Elif 12 yaşında, ve ben ikinci defa hamileyim. Her şey yolunda gidiyordu. Ama gidiyordu kelimesi artık geçmişte kaldı.

Kısa bir süre önce, annem ikinci kez çocuk sahibi olmak istiyor diye açıldı bana. Neden böyle bir karar verdiğini sordum tabii ki. Meğerse birine aşık olmuş, ama adam evli ve eşini, yuvasını bırakmaya niyetli değilmiş. Çok şaşırdım, şok oldum diyebilirim. Konuşmak da işe yaramadı. Annem zaten hamile olduğunu, asla vazgeçmeyeceğini söyledi. İkinci kez anne olmayı kafasına koymuştu.

Bunun üzerine ikimiz oturduk, uzun uzun ağladık. Çünkü biliyorduk ki o adam ne annemle evlenecek, ne de doğacak çocuğuyla ilgilenecek. Çocuğun hiçbir ihtiyacını üstlenmeyecek. Eğer annem istiyorsa, bu işi tek başına göğüslemesi gerekecek. Zaten adamın başka çocukları da varmış.

Sonunda annem iyice moralini bozdu. Belki ona destek olmam, yanında durmam gerekirdi; ama ne yapabilirim ki? Aşık, hamile ve yalnız. İnsan hayatında daha kötü ne olabilir ki?

Sürekli şu düşünceyle baş başa kalıyorum: Annem doğum yaptığında, bizim kasabada yaşıyorsak, herkesin bundan haberi olacak. Komşular, tanıdıklar Yaşı da kırka merdiven dayamış, üstelik ortada bir evlilik yok. İnsanlar dedikodu yapacak, onu yargılayacaklar. Ders kitaplarında okuduğumuz önyargılar, insanı en yakın çevresinde daha çok yaralıyor.

Yine de ona elimden geldiğince destek oluyorum. Ben de eğer üzülecek, ona gücenecek olursam, annem tamamen yıkılır diye korkuyorum. Anneannemle dedem ise henüz hiçbir şeyden haberli değil. Annem sıranın bende olduğunu, henüz onlara anlatmamam gerektiğini söylüyor.

Bazen annemin çocuğu aldırmayı düşündüğünü seziyorum. Ona bu karardan vaz mı geçirmeliyim yoksa destek mi olmalıyım, inanın ben de kararsızım. Hem korkuyorum, hem anneme kıyamıyorum. Biliyorum ki, o da içinde fırtınalar kopsa da, ne yapacağını kestiremiyor. Ailemizden kimse onun bu çocuğu doğurmasını istemiyor. Ama annem o bebeği daha şimdiden seviyor gibi. Şimdi ne yapmalı? Onu aldırıp acısını mı yaşamalı, yoksa tüm zorluğuna rağmen doğurup büyütmeli mi? Sanırım bu noktada tek karar mercii annem. Biz sadece yanında olmakla yetinebiliriz.

Eşime anlattım; Musa tek başımıza o kadar yükle baş edemeyeceğimizi düşünecek sandım ama son derece olgun davrandı. İki çocuk büyütmüşken, üçüncüsüne de yer var dedi. O korkmuyor; ama ben hâlâ endişeliyim. Neden bilmiyorum Ama hayatı ve aileyi ancak birlikte göğüsleyerek büyütebileceğimizi fark ettim. Her şeye rağmen, sevdiklerimizin yanında olmak, bazen yalnızca buna inanmak yetiyor.

Rate article
Lifequest
Annem 40 yaşında, evli değil ama hamile kaldı. Küçük bir kasabada yaşıyoruz – dedikoduların önüne geçmek imkansız