Günlük – 13 Mart
Eşim bana hep yeterince kadınsı olmadığımı söylerdi. Önceleri bunu öylesine, laf arasında arada bir dile getirirdi biraz daha makyaj yapsam, elbise giysem, daha yumuşak dursam iyi olacağını anlatmaya çalışırdı. Ben hiçbir zaman öyle biri olmadım. Daima pratik, açık sözlü ve pek de süslü püslü olmayan biriydim. Çalışırım, sorun çözerim, işimi hallederim. O da beni böyle tanıdı. Asla başka biri gibi davranmadım.
Zamanla bu laflar artmaya başladı. Bir bakmışım, sosyal medyada gördüğümüz kadınlarla, arkadaşlarımızın eşleriyle, iş yerindeki bazı kadınlarla beni kıyaslamaya başlar olmuştu. Daha çok bir arkadaş gibi göründüğümü, eş havası vermediğimi söylerdi. Dinlerdim, bazen tartışırdık, sonra hayatımıza devam ederdik. Hiçbir zaman büyük bir mesele olduğunu düşünmedim. Sonuçta, evlilikte farklılıklar olur diyordum.
Babamı toprağa verdiğimiz gün, bütün bunlar önemini kaybetti. Şoktaydım. Uyuyamıyor, yemiyor, başka hiçbir şey düşünemiyordum, tek düşüncem bu acı günü nasıl atlatacağımızdı. Elime geçen ilk siyah kıyafeti giydim, ne makyaj yaptım ne de saçımla uğraştım. Zaten halim yoktu.
Evden çıkmadan önce eşim, bana bakıp,
Böyle mi gideceksin? Biraz toparlanıp çıksan bari, dedi.
O an ne demek istediğini algılayamadım. Böyle görünüyor olmam hiç umurumda değil, babamı yeni kaybettim, dedim. Bana, Tamam da… insanlar konuşur. Çok bakımsız duruyorsun, diye karşılık verdi.
Göğsümde bir sıkıntı hissettim. Sanki içimden bir şey ezildi.
Cenazede, o, diğerlerleydi. İnsanlarla selamlaştı, başsağlığı diledi, ciddi bir duruş sergiledi. Ama bana karşı uzaktı. Sarılmadı, hâlimi sormadı. Salonun aynasının önünden geçerken fısıldadı: Biraz daha toparlanmalısın. Baban seni böyle görsün istemezdi.
Cenaze bitip eve döndükten sonra, o gün başka hiçbir şey görüp görmediğini sordum. Gerçekten tek dikkat ettiği şeyin görünüşüm olup olmadığını merak ettim. Cevabı ise; abarttığımı, sadece fikrini dile getirdiğini, bir kadının böyle anlarda bile kendini bırakmaması gerektiğini söyledi.
O günden beri ona başka gözle bakıyorum.
Ama bırakıp gidemiyorum.
Onsuz yapamayacağımı düşünüyorum.
Hayat bazen insanı nerede durman gerektiğiyle ilgili zor bir sınavla baş başa bırakabiliyor. O güne kadar üzerime hiç düşünmemişim. Ama bugün, kendimi, değerimi ve neye ihtiyacım olduğunu düşünmenin zamanı geldiğini fark ettim. Kadın olmak üzerime yapıştırılan kalıplara uymak değildir; duygularım, acım, yaşadıklarım da kıymetli. Bunu geç de olsa anladım. Bugün, kendim olmanın kendime vereceğim en büyük değer olduğunu öğrendim.




