Anne Meryem bu büyük kaybı kaldıramadı, alkole yöneldi ve kızının varlığını tamamen unutmaya başladı.

Hatırlıyorum, yıllar önceydi; o zamanlar beşinci sınıfa gidiyordum ve hep yanında oturan küçük komşumuz Aylini çok severdim. Saçları uzun ve örgülüydü, yüzünde tatlı çilleri vardı; o masum bakışlarıyla herkesin dikkatini çekiyordu. Ben çoğu zaman, mahalle çocuklarının küçükleri korkuttuğu sokaklardan onu eve götürürdüm, onu koruyabilmek için. Fakat bu mutluluğumuz kısa sürdü. Aylinin babası hastalandı; uzun, zorlu bir mücadele sonrası vefat etti.

Annesi bu acıya dayanamadı ve içine kapanarak şaraba sığındı. Giderek Aylini ihmal etmeye başladı, bazen kızına yemek vermeyi bile unutuyordu. Sonunda Aylin okula gitmeyi bıraktı. Başta, hasta olduğunu sanmıştım. Ama haftalar aylar oldu; yokluğu beni çok endişelendirdi. Dayanamadım, anneme açıldım, Aylinin nerede olduğunu sordum.

Annem, içten ve yumuşak bir sesle, Oğlum, Aylini yetimhaneye götürdüler, dedi. İçimde derin bir hüzün vardı, onu bir daha hiç göremeyeceğimin farkına vardım.

Yıllar geçip gitti, askerliğimi bitirip memleketime döndüğümde, şehirde bir gün tesadüfen Aylin ile karşılaştım. Yanında kocası vardı, elinden tutuyordu, karnı iyice belirginleşmişti; son aylarını yaşıyor gibiydi. Bu karşılaşma kısa oldu ve dört yıl boyunca bir daha birbirimizi göremedik.

Bir süre sonra, Aylin tekrar memleketine döndü. Şimdi bir oğluyla yalnız yaşayan bir anneydi; kocası sokakta çıkan bir kavga sırasında hayatını kaybetmişti, içkiye olan düşkünlüğü onun sonunu getirmişti. Küçük oğluna kendi başına bakmak zorunda kalmıştı. Her defasında Ayline bakarken, içimde derin bir his kabarıyordu. Kaderimizin birbirine bağlı olduğunu hissediyordum. Hem Aylinin hem de oğlunun bana ihtiyacı vardı ve ben, onların hayatında önemli bir rolüm olduğunu çok iyi biliyordum. Ve öyle de olduBir gün, mahalle parkında Aylin’le çocuklarını oynatırken buldum kendimi. Güzel bir akşam üstüydü; gökyüzü pembeyle turuncu arasında salınırken Aylinin gözlerinde hem hüzün hem umudu görebiliyordum. Yan yana oturduk, biraz sessiz kaldık. Sonra hafifçe bana döndü ve ilk kez o masum çocuk bakışlarını anımsatan bir gülümseme yerleşti yüzüne.

O kadar yol yürüdük, ama yine yan yanayız, dedi.

Bir an, zamanın acımasızlığını unuttuk. Ben ona ve oğluna kendi ailemi açtım; hiç düşünmeden, hiçbir koşul aramadan. Kendi çocuklarımı, Aylinin oğlunu ve onu yıllar sonra, tekrar bir arada görebilmek bir mucize gibiydi. Biz artık birbirimizin yaralı ama güçlü yanını tamamlıyorduk.

Bazen her şeyin daha iyi olacağı umudunu kaybederken, Aylin bana tekrar hatırlattı: Sevgi ve azimle, en zor yollar bile aşılır. O günden sonra artık ne Aylin ne de oğlu yalnızdı. Evimizin en sevilen köşesinde, bir gün onları korumak için yola çıktığımda hissettiğim o sıcaklık hiç eksilmedi. Geçmişimizin kırık dökük anılarını yeni umutlarla onardık ve geleceğe birlikte yürümeye başladık.

Kader bizden ne kadar uzaklaşsa da, hayat bazen en beklenmedik anda, en doğru yolda yeniden buluşturuyor insanları. Ve işte, o gün anladım: Birbirimizi koruyarak, en büyük aileyi kurmuştuk.

Rate article
Lifequest
Anne Meryem bu büyük kaybı kaldıramadı, alkole yöneldi ve kızının varlığını tamamen unutmaya başladı.