Lina Hep Kötüydü. Çok Kötüydü, Hatta Ona Acımak Bile Gerekir, O Kadar Kötüydü Ki Lina. Herkes Kadına…

Günlük 12 Haziran, Pazartesi

Bugün yine herkesin gözünde kötü kadın olduğumu hissettim. Gerçekten kötü müyüm bilmiyorum ama onların bakışlarında acıma, küçümseme ve kınama bir aradaydı. Bazen bana da yazık geliyor kendime Kötülükten değil, yalnızlığımdan.

Tabii ki bir eşim yok; oğlum da büyüdü, kendi evinde yaşıyor. Kimseye lazım olmayan, yalnız bir kadın oldum çıktım işte. Pazartesi sabahı işe geldim, içerideki kalabalık yine hafta sonu nasıl yorulduklarını anlatıyordu. Kimisi bütün evi temizlemiş, kimisi kışlık domates sosu hazırlamış, kimi de çocuklarıyla pikniğe gitmiş. Herkes sırayla övünürken, ben sessizce oturdum. Ne anlatayım? Yanımda bir adam yok, çocuğum ayrı bir hayatta; sessizce oturdum, kimseye belli etmemeye çalışarak.

Bugün yine her zamanki gibi biraz erken çıktım işten. Herkes bilir Ayferin ayda birkaç kez erken çıktığını Beni anlamak yerine, yine başlarını hafifçe iki yana sallayıp o kesin sevgililerine gidiyordur diye mırıldanıyorlar. Sanki evli ya da meşgul olmayan bir kadının başka sebebi olamaz gibi. Benim de bir sürü sevgilim olduğuna sıkı sıkıya inanıyorlar, çünkü Ayfer kötü kadın, ne olacak.

Kendi hayatlarında birbirinden düzgün, işinde gücünde, evinin kadını, annesi Ben onların gözünde bozuk parça, çünkü yalnızım. Ayfer diyor annem, kızım neden böyle oldun?

Nasıl oldum, anne?

Böyle nizamı olmayan, yaşına başına uygun birini bulamadın ya da bulmak istemiyorsun. Annem hâlâ, kırkı devirmiş bana, ister bir adam bulmamı ister ikinci çocuğumu doğurmamı. Herkes kırktan sonra doğuruyor Ayfer, geç kalmadın diyor.

Ama anne, ne diye anlamadığım bir adamla hayatımı birleştireyim? Niye aklım olmayan bir babadan bir çocuk daha doğurayım? Bir oğlum var, Sarp bana yetiyor. Kendimce haklıyım. Bana niye lazım olacak bir adam? Zaten Okan var

Aman Ayfer! diyor annem yüksek sesle. Okan senin adamın değil!

Nasıl değil anne? Gayet de benim. Haftada bir yemeğe davet eder, hediye alır, tatile gitmemde yardımcı olur, beynimi ütülemez, beni annesinin evine cam silmeye göndermez, çamaşırını bana yıkatmaz, akşam yemeği istemez, evde yayılıp yer işgal etmez. Gerçekten cennet hayatı.

Cennet tabii, ama hepsi zavallı karısının başında patlıyor.

Ama ben neden onun karısının yaşadıklarını yaşamak isteyeyim? Kırkımda, iki defa (iki defa!) evliydim anne! Hele ilki, Sarpın babası, daha on sekizimde zorla evlendirdiğin adam Hep diyordun ya, yaşça büyük, olgun, akıllı, zengin, kızım kıymetini bil! O beş yıl Hapisteydim sanki. Okumak yok, arkadaş yok, oğlumla ilgilenmem bile yasak, hep kocasına ve onun annesine çalış, başka bir hayat yok.

Altınlar içinde de olsam ne olur? Ayda bir sokağa çıkartırdı beni oyuncak gibi, bakın işte ne hanımefendi karım var diye. Hâlbuki kendisi pek çok hanımefendiyle meşguldü Kaçınca, boşanmak isteyince, kendi annem sayesinde başardım; hâlâ hatırlıyorum minnetle. Ama ne var ki, adam çoraplarıma kadar her şeyi geri istedi.

İkincisinde ise aşk sandım. Okudum, çalıştım; babamın ve annemin bana yük olmama korkusuyla gece gündüz çabaladım. Kızım, ekmeğini bölüştüm seninle, gönlümü kırmadım dese de annem, akkor gibi sözler bırakıyor bazen.

Asıl mesele babam zaten Hem bana, hem de kardeşim Buraka… Ne de olsa annesi var, sırtını dayar. Annem yine iki işte çalışır, eve gelir, alışveriş sonrası elinde poşetler, evlatlar/torunlar kanepede ya da bilgisayar başında. Annem çalışır, yemek yapar, sofra kurar, toplar, oğlanlar rahat

Ben de aşk olsun, başkasının yüküyle yaşamam diye bir an evvel evlendim. Ne değişti? Aslında hiçbir şey. Dertler çoğaldı. Ayfer herkesin yükünü sırtlanan kadın oldum. Adam kanepede, ben çalışmada, sonra kreş, alışveriş, elim kolum dolu, arabam bile yok. Ona araba lazım, işe dolmuşla mı gitsin? Bana sadece iş, çocuk, ev. Bütün kadınlar böyle yaşıyor, yorgunum diyene şaşırıyorlar. Peki ya akşam yemeği?!

Yemeği hazırla, sofrayı kur, bulaşık, ütü, sonra kocayı gönüllendir, erkek sıcak ilgi görmezse başka yere yönelir, o paha biçilmez Parası yetmez? Bu senin çocuğunun eksiği. Kendi kanı olsaydı farklı olurdu tabii. Arabasının tamiri için para istemeye geldiğinde biz aile sayılırız, diyor. Kendi kazancı hiçbir şey yapmadan bana üstünmüş gibi Sonunda İstemez ya, kiminle çocukla uğraşacaksın, sonra görürsün halini lafları eşliğinde yollar ayrıldı. Hem fazla kazananla hem daha az kazananla evli kaldım, ama değişen bir şey olmuyor. Herkes mutlu, ama ben değilim anne, bir tek ben yoruluyorum.

Ayfercim, herkes böyle yaşar diye nasihat verir annem, Ben yaşamak istemiyorum diyorum. Sen hafta sonunu nasıl geçirdin bakayım? Onun cevabı uzun bir emek öyküsü: Torunlar, temizlik, yemek, ütü, tekrar yemek, gece yarısı uyku. Sabah ise daha güneş olmadan kalkan torunlar Babaannenin kolları dert görmesin, yine mutfakta

Ama ben çocuğumu anneme fırlatıp kafa dinlemeye koştum mu hiç? Ben kendi ayaklarımda durdum çünkü. Annem şaşırır, Senin gibi bağımsız olmadılar bunlar Olsun. Ama hayat değişti.

Geçen hafta sonu Akşam oğlum Sarp aradı, Marinanın kedisi Pamuku hafta sonu alır mısın? dedi. Tabii ki aldım. Oğlum ve sevgilisi kediyi bırakıp pizza getirdiler, sonra keyiflerine baktılar. Ben akşam pizza yiyerek dizi izledim. Cumartesi sabahı uyanıp kahvemi içtim, Pamuku besledim, biraz evi topladım. Sonra seni aradım anne. Beraber bir müze gezelim, oturup sohbet edelim diye düşündüm. Babam açtı telefonu, Annen hammallık yapıyor, torunlarla uğraşıyor, senin keyfin gıcır diye çıkıştı. Kırılmak istedim ama vazgeçtim. O zaten hep haklıdır.

Müzeye gittim, senin en sevdiğin sanatçının sergisi vardı. Gezmeyi, sonra da bir kafede durup kendime ait hissetmeyi ne kadar sevdiğimi fark ettim. Sonra Pamuku kontrol etmek için eve döndüm, kocaman kedi uyukluyor. Bir yere çıkmak istemedim, dizi izledim, yattım.

Pazar Timuçinle (kediye bu ismi Marina koymuş), geç uyanıp yine birlikte tembellik yaptık. Yine seni görmek istedim, aradım Ama Merve açtı, ağzında bir şeyler, Anne meşgul, yine bir iş peşinde. Akşam Okan aradı, yemeğe davet etti, gittim. Niye gitmeyeyim ki? Ben özgür kadınım. Ne eşimden, ne başkasından hayatımla ilgili soru işareti yok. Sorun çıkarmayan bir ilişki bana yetiyor.

Koca aradım mı? Denedim Hep ya annesinin oğlunu, ya da ilk, ikinci, üçüncü evliliklerinden ve hatta başka çocuklardan, dramasından bıkmış adamları buldum. Bir tanesi çocuklarına bakmak zorundayım, eski eşimi de bırakmam, sen bütün çocuklara annelik edersin diyor. Parası kendi hobisine gidecek, bana ise taze balık vaadi Sarpa yardım? Onun da babası var, ben karışmam. Haklıymış gibi savunuyorlar.

Bana bakışları değişiyor Ayfer çıkarcı, bencil, art niyetli. O yüzden mi Okanı hayatımda tutuyorum? Sanırım. Belki size göre kötüyüm ama utanmıyorum. Utandığım senin kendinden vazgeçmiş halin anne. Beni çıkartmaya çalışmam da bundan bugün; sana ve babama biraz yardım lazım diye yalan söyledim. Anne, ben iyiyim. Şimdi gel, çıkalım, sadece kendimize, kendinle ve kızınla vakit ayıralım.

Delirdin mi Ayfer? diyor annem, Ya baban? Babam hasta mı, anne? Değil ama ya yemek? İnanmam, kesin yemeğin hazırdır zaten Ama ısıtmak, ayrıca Burak

Anne, beni gerçekten kırabilirsin bak Bırak da bir kez de ben iyi olayım senin gözünde, biraz dinlen, hadi ne olur

Pazartesi işte tüm kadınlar yine nasıl yorgun olduklarını anlatıyorlar, ben ise hafif bir tebessümle onları dinliyorum. Herkes biliyor ya, Ayfer kötü kadın, şimdi de bana ait bir sırla dans eder gibi yürüyorum. Tabii ki onların kafasında hep kötü düşüncelerle var olacağım Ama kendi kafamda, bir ilkbahar gününün hafifliğiyle kendimim ve özgürüm.

Rate article
Lifequest
Lina Hep Kötüydü. Çok Kötüydü, Hatta Ona Acımak Bile Gerekir, O Kadar Kötüydü Ki Lina. Herkes Kadına…