Cennet Tatilinden Dönüp Rahat İkamet İsteyen Cingöz Elti: Biz Evimizi Yenilerken O Tatile Gitti, Şim…

Kaynım tatilde beş yıldızlı otelde keyif çatarken, biz evin tam ortasında badana boya içinde debeleniyorduk; şimdi efendim, mis gibi rahata alışıp bizim konforlu evimize yerleşmek istiyor.

İlk başta, kaynımla kafa kafaya verip “Evin tadilatını ortaklaşa yapalım, maliyeti bölüşelim” dedik; ama o, “Aman, gerek yok, benim param kendime yeter,” deyip tüm teklifleri elinin tersiyle itti. Şimdi ise, kendi kısmında ne musluk akıyor, ne kalorifer yanıyor diye, kapımızı çalıyor: “Bir süre sizin evde takılsam olur mu?” E kim yaptı böyle, biz mi?

Bahsi geçen ev, rahmetli kayınvalidemin annesinden kalma, orta büyüklükte, klasik Anadolulu taş ev. Eşim ve kız kardeşi paylaştılar mirası, usulca, huzurlu şekilde; hatta kayınvalidem peşin peşin elini ayağını çekti, “Ben şehir kadınıyım, bana göre değil bu köy evi,” dedi, iki çocuğuna bıraktı.

Eşim ve eniştem, az biraz para biriktirip işe başladı: Çatıyı onardılar, temeli güçlendirdiler. Biz daha büyük tadilatlara soyunmaya çalışırken, kaynım homurdanmaya başladı: “Ben bu külüstüre para yatırmam,” dedi. Enişte ise, ah o eniştem, durdu durdu dizine baktı, kavga çıkarmaz zaten, topu yere attı ve sustu.

Biz, eşimle birlikte hayaller kurduk; minik köyümüz şehirden uzak değil, arabamız var, ne var yahu, gidip geliriz. Zaten tek odalı apartman dairesinde dip dibe yaşamaktan bıkmışız, azıcık başımızı sokacak yerimiz olsun dedik, sıfırdan ev yapmaya kalksak ömür boyu borçlanacağız.

Kaynım için bu ev, yılda birkaç kez mangal keyfi yapacağı, Instagram’da story atacağı bir tatil yeri. Kendisi açık açık, “Evlenirseniz bana güvenmeyin, ben işin içine girmem,” dedi.

Dört yıl boyunca, gecemizi gündüzümüze katarak, kredi de çekerek, o külüstürün yarısını cillop yaptık. Banyosunu sıfırdan kurduk, doğalgaz döşettik, eski elektrik tesisatını yeniledik, camları değiştirdik, balkonunu boyadık. Her gün inşaata çevirdik evi ama sonunda başardık hayalimizi.

Kaynım? O sürekli yaz tatillerinde Antalya, Bodrum, Kapadokya gezerken, bizim inatla çalışmamıza gıkını dahi çıkarmadı. Kendi keyfiyle meşguldü. Sonra ne oldu, çocuk yaptı ve doğum iznine çıktı.

Tatiller bitti, para düşünce aklı başına geldi. Bebekle dört duvar arasında sıkışıyor, “Evimizin bahçesinde, çocuk bütün gün koşsun, oynasın,” diye gözleri parladı.

Biz o arada taşınmış, eski apartmanımızı da kiraya vermiştik. Onun evi ise bildiğin harabe olmuş, yıkıntıya çevirmiş. Kapısında kalorifer yok, tuvalet bile dışarıda. Bir gün çıkageldi, “Bir hafta sizde kalayım,” dedi, mecburen kıyamadım, içeri aldık.

Oğlu tam bir fırtına! Annesi desen, dünya umrunda değil, sabah akşam istediği müziği açar, mutfağı bırakır, evi dağıtır. Ben evden çalışıyorum, tabii hayatım altüst oldu; dayanamayıp arkadaşım Ayşe’ye taşındım. Ayşe de o sıra İstanbul’da, hiç olmazsa evine göz-kulak olan biri var diye sevindi.

Bir ay sonra annem hastalandı, ona bakmak için döndüm. Kaynımın gittiğini sanıyordum, bir geldim, hâlâ fink atıyor bizim evde. Sanki kendi evindeymiş gibi yerleşmiş. “Ne zaman gideceksin?” diye sordum.

“Çocukla nereye gideyim, burada iyiyiz,” dedi.
“Yarına seni şehirde bırakıyoruz,” dedim.
“Şehre gitmeyeyim,” dedi.
“Hem evi toplayıp temizlemeye de kalkışmamışsın; burası otel değil, git artık!” dedim.
“Sen bana nasıl kapıyı gösterirsin? Benim de evim burası!”
“Seninki o duvarın arka tarafında, oraya gidersin.”

Koca koca insanları başıma topladı, enişteye bile şikâyet etti beni. Adam da “Çok kaldın yeter,” dedi. Alındı, bozuldu, evi terk etti. Birkaç saat geçti, kayınvalidem telefona sarıldı, arka arkaya aradı:

“Sen kim oluyorsun da evden atıyorsun? Orası onun da tapulu malı!”
“E kendi tarafında kalabilir, orada patron o,” dedi eşim.
“Çocukla o evde nasıl kalacaksınız? Isıtma yok, tuvalet dışarıda. Azıcık yardımcı olsaydın ne olurdu?”

Eşim iyice sinirlendi, baştan sona anlattı: Tadilatı beraber yapalım dedik, daha ucuza gelecekti, o istemedi. Şimdi herkes bizi suçluyor!

Artık başka bir öneri sunduk, dedik ki: “Senin payını anneme sat, belki ikimiz de kurtuluruz.” Kabul etti, ama öyle bir fiyat çekti ki, o paraya İstanbul’da havuzlu villa alırsın! Tabii ki olmadı.

Şimdi ortam limon gibi. Kayınvalidem sürekli tripte, kaynım ise tam bir dert küpü. Nadiren uğruyorlar ama gelince bağırış çağırış, hödük hödük hareketler, bahçede ne var ne yok devirip gidiyorlar.

Evin ortasında bir duvar çekmeye başladık. Alan belli, sınır belli, kardeşim bu kadar sorun istiyordu, oldu olacak! Komşuluk bitti; kaynım sağ olsun!

Rate article
Lifequest
Cennet Tatilinden Dönüp Rahat İkamet İsteyen Cingöz Elti: Biz Evimizi Yenilerken O Tatile Gitti, Şim…