Geçen hafta asla hayal edemeyeceğim bir şey öğrendim. Şehrin merkezinde dolaşırken tamamen tesadüfen eski bir sınıf arkadaşımla karşılaştım…

Geçen hafta, asla tahmin edemeyeceğim bir şeyi öğrendim. İstanbulun merkezinde dolaşırken, yıllardır görmediğim bir ilkokul arkadaşımla tamamen tesadüfen karşılaştım. Selamlaştık, biraz sohbet ettik, birbirimize neler yaptığımızı anlattık. Laf arasında, artık bir huzurevinde hemşire olarak çalıştığını söyledi. Ne kadar güzel bir iş olduğunu, belki çok zor ama bir o kadar da değerli olduğunu belirttim. Tam o sırada şöyle dedi:
Orada her ayın son cuma günü anneni görüyorum.

O an donup kaldım. Şaşkın şaşkın sordum: Nasıl yani, annem orada ne yapıyor? O ise bunu en doğal şeymiş gibi anlattı:
Bilmiyor muydun? O gün tüm teyzeler ve amcalar için ikramlık bir şeyler getiriyor. Her ay, hiç aksatmadan. Çok güzel bir hayır işi yapıyor.

Ne diyeceğimi bilemedim. Açıkçası annemin bundan hiç bahsetmediğini itiraf etmeye de utandım. Arkadaşım önce şaka yapıyorum sandı ama yüzümdeki ifadeyi görünce ekledi:
Annen çok mütevazı biri. Geliyor, herkesle selamlaşıyor, kolilerle yiyecekleri bırakıp sessizce gidiyor.

O gün eve döner dönmez anneme doğrudan sordum:
Anne, neden bana huzurevine her ay gittiğini hiç söylemedin?

O sırada odada yerleri süpürüyordu, başını pek kaldırmadan şöyle dedi:
Sana neden söyleyeyim ki evladım?

Üstelemeye devam ettim:
Çünkü bu çok güzel bir şey, çok anlamlı olduğu için

Süpürgeyi duvara bıraktı, bana sakin sakin döndü ve şunları söyledi:
Evladım, yapılan iyilik gösteriş için yapılmaz. Yapar geçersin. Allah her şeyi görüyor, bana o yeter.

Sonra bana, iki yıl önce çok sevdiği bir arkadaşını kaybettikten sonra, içinin iyilik yapmak isteğiyle dolduğunu anlattı. Bir gün yolunun huzurevinin önünden geçtiğini, bahçede birkaç yaşlı amcanın oturduğunu görünce içeri girdiğini söyledi. Sosyal hizmet görevlisiyle konuşmuş ve oradaki yaşlıların nelere ihtiyaç duyduğunu sormuş.
O günden beri, her ayın son cuma günü, annem suyundan meyve suyuna, poğaçadan bisküviye, alabileceği ne varsa alıp huzurevine götürüyormuş. Bazen bütçesi el verirse ıslak mendil ya da lavabo için ihtiyaç malzemeleri de alıyormuş.

Kimseyi bu işe karıştırmak istememiş. İnsanların bununla ilgilenmesini ya da ona aferin demesini beklemediğini söyledi. Kendi sessizce, gönlünce yapmak istemiş.
Birine yardım etmek istiyorsan, edersin oğlum. Etmek istemiyorsan mecbur değilsin. Ben ne yaptığımı bilirim, kimseye anlatmak zorunda değilim dedi, akşam yemeğinden tabakları toplarken.

O gece boyunca annemi ve yaptığı bu işi düşündüm. Az gelirle, dünyanın yükü omuzunda olan mütevazı bir kadın Kendi ihtiyaçlarından fedakârlık yapıp, her ay kimsenin uğramadığı yaşlıları unutmadı. Hem gurur duydum hem de annemin o yükü tek başına taşımasına içim acıdı.

Şimdi düşünüyorum da, önümüzdeki ayın son cuma günü belki ben de onunla gitsem mi diyorum. Ama hâlâ nasıl söyleyeceğimi bilemiyorum, rahatsız olup da işime karışma der mi, kişisel alanına girdiğimi mi düşünür diye tereddüt ediyorum.

Bildiğim tek şey var; annemin böyle kocaman ve sessizce yaptığı bir iyiliğe şahit olmak, içimde bir yerleri derinden değiştirdi.

Rate article
Lifequest
Geçen hafta asla hayal edemeyeceğim bir şey öğrendim. Şehrin merkezinde dolaşırken tamamen tesadüfen eski bir sınıf arkadaşımla karşılaştım…