Adam öğle yemeğinde bizim aldığımız çay ve kahveyi içti, fakat şirket partisinde bizim hakkımızda ne söylediğini duymadık

Bizim şirkette çalışan bir adam vardı. Adı Mehmetti. Ofisimizdeki bölümlerden birinin müdürüydü ve fena sayılmayacak kadar para kazanıyordu. Kötü durumda değildi ama huyu böyleydi. Pahalı bir arabası vardı, marka mağazalardan giyinirdi ve her zaman bakımlı, şık dolaşırdı. Ama büyük bir kusuru vardı; sürekli pintilik yapardı. Özellikle yemek konusunda fazlasıyla cimriydi. Molalarda, ofiste bir yerlerde yemek gözüne çarptığında yavaşça yaklaşıp dolaşır, sonra birdenbire masaya oturup davet edilmeden yemeye başlardı. Masada bir tabak yemek görse hemen Vay be, burası ne güzel kokuyor! ya da Ooo, burada tavuk kanadı mı var, bir tane tadayım mı? der, meşhur repliği olan Burada neler varmış bakalım? cümlesini kurar, ardından yiyeceği kapardı.

Doğum günü hediyelerine de pek para harcamazdı ama iş pasta kesimine ya da kutlamalara gelince en ön sırada olurdu; sanki en çok o katkı yapmış gibi davranırdı. Arkadaşları fark etmişti ki Mehmet, evinde elektrik harcamamak için telefonunu hep ofiste şarj eder, su şirketinin damacanalarını boşaltmamak adına hiçbir ihtiyacını evde görmez, ofiste halleder, iş bitmeden ofisten ayrılmazdı. Kısacası, tam bir cimriydi ve bunu da kendince tasarruf olarak tanımlardı.

Geçenlerde bir şirket partisinde Mehmet biraz fazla içti. İçimizden biri ona evlenmeyi düşünüp düşünmediğini sorunca, Mehmet güle güle cevap verdi:

Niye evleneyim? Eşim olursa sürekli benden para ister, yemek ister, kıyafet ister. Bir de çocuk olursa, biterim, iyice fakirleşirim. Hiç gerek yok, tek başıma çok iyiyim.

İyi hoş da, dedi bir başka arkadaş, senin keyfin yerinde ama hep bizim cebimizden gidiyor bu işler. O anda Mehmet delirdi, sesini yükselterek: Evet, öyle! Ama akıllıca yaşıyorum. Güzel bir arabam var, evim mis gibi. Sen bütün maaşını yemeğe harcıyorsun, övünecek bir şeyin yok! dedi.

O günden sonra, bütün bölüm ondan uzak durdu, ne kimse selamlaştı ne sohbet etti. Sonuçta Mehmet mecburen başka bir şirkete transfer olmak zorunda kaldı.

Rate article
Lifequest
Adam öğle yemeğinde bizim aldığımız çay ve kahveyi içti, fakat şirket partisinde bizim hakkımızda ne söylediğini duymadık