“Eğer kocan doğumdan taburcu olurken hastanede görünürse, geri döner ve çıkarız!” – diye uyardı babası kızını.

Ben ve eşim çok şaşkındık! dedi Gülşen, elli yaşında. Yani, anlatması bile zor, genç adam hamileliğin tüm sorumluluğunu kızımıza yükledi, bu bir masal değil, kelimeler yetmiyor Kızımızı kürtaj olmaya zorladı, birlikte kiraladıkları evden attı. Her yerde çocuğun kendisine ait olmadığını bağırdı “başkasından hamile kalmış” dedi. Bütün sinirlerimi tüketti, vallahi! Anlıyorum Doğuma yaklaşık üç hafta kala, sanki biraz yatıştı, duydum ki Melisi aramış, normal konuşuyordu, sorun yoktu, kızımızın, bebeğin sağlığını soruyordu, kim olacak, ne zaman doğacak Fakat o süre boyunca bir kez bile gelmedi, çocuğa bir bereli bile almadı, bir elma bile almadı Perşembe günü torunumuz oldu! Yarın taburcu olacaklar. Kızım ve eşim söylediler, Okan gelip hastaneden alacakmış. Şok olduk! Bunca şeyden sonra

Peki Belki adam doğru yola girmeye çalışıyor, ona bir şans verilmeli mi? Bilmiyorum nereye gidiyor ama ben ve babam kesinlikle karşıyız. Sana söyledim, hamilelik boyunca hiç destek görmedik ondan. Kızımızı ve bebeği nereye götürecek? Melis diyor ki, bir odalı bir daire kiralamış Saçmalık! Yeni doğmuş bir çocukla, apart otelde, üstelik İstanbulda bile değil, tanımadığımız bir yerde! Melisin babası dedi ki eğer o adam kontrol için gelirse, bavullarımızı toplarız, geri döneriz ve sen bildiğin gibi yaşamaya devam edersin

Melis, Gülşen ve eşinin, yirmi altı yaşında kızı. Tatlı bir kız, gözbebeğimiz. Ailenin tek çocuğu. Bir buçuk yıl önce Melis, Okanla tanıştı, ama biz, anne babası olarak, pek sevmemiştik.

Okanın eğitimi yok, liseye gitmiş ama, kendi deyimiyle, sınavlara girmemiş, aptallık etmiş. Gülşenin tahmini, dokuzuncu sınıfı bile geçmemiş, ama açıkçası bu gibi ayrıntıları söylemiyor, rezil olmamak için

Okan, bir mobilya firmasında hamal olarak çalışıyor ve iyi para kazanmayı umuyor. Eğitim seviyesi sıfır, ama kendi çapında fena değil. Maaşı gülünç, asıl işini ise ek işler ve bahşişlerle götürüyor. Mesela biri yeni mobilya sipariş ediyor, Okan ve arkadaşları getiriyor, eskiyi de söküp götürüyorlar. Bazen eski mobilya da iyi durumda oluyor, hatta satılabilir; ev sahibi umursamıyor, Al götür, ne yaparsan yap.

Kısacası, piyasada dönüyor, o tarafa gidip bu tarafa geliyor, idare ediyor.

Melis ise üniversite mezunu, pazarlama uzmanı, doğumdan önce bir reklam ajansında çalışıyordu, takım elbise giyip topuklu ayakkabılarla dolaşıyordu, kendi seviyesinde adamlarla görüşüyordu. Ama birden Okan hayatına girdi. Ofisine mobilya getirmişlerdi, sanırım öyle tanıştılar.

Her şeye rağmen birlikte yaşamaya başladılar! diye anlatıyor Gülşen. Arkadaşlarının hepsi şok oldu, kimse anlamadı, inan ki!

Sonra birden hamilelik çıktı ortaya. Okan kesinlikle evlenmek istemedi ve dokuz ay boyunca aileyi bunalttı. Melis bize geldi, çocuk için hazırlık yaptık. Eski odasında tadilat yaptık, bebeğe eşyalar aldık, iyi bir klinikte doğum için ödeme yaptık.

Ve şimdi, geldi işte, parmağıyla işaret etti ve her şey, yaptığımız, hiçbir anlamı yok! Gülşen neredeyse ağlayarak anlatıyor. Kızımız bizi bırakıp ona gitmeye hazır, kim bilir ne apartmana, çocukla. Böyle durumda iyi bir anne baba ne yapar, değil mi? Bırakıp gitsin mi, mutluluk dileyelim mi? Bir dahaki sefere ağlayarak ve terliksiz elinde bavulla geldiğinde bekleyelim mi? Bu kesin olacak, daha erken ya da daha geç!

Sence, kıza ultimatom vermek doğru mu: O gelirse, biz gideriz? Kendi kararının arkasında olmak doğru mu? Kızımız affetti ve eşine bir şans daha verdi, işler böyle mi yürümeli?

Yoksa anne babalar da haklı mı?

Bu olay bana şunu öğretti: İnsan bazen kabul edemediği bir seçimle karşılaşınca, sabredip sevdiklerinin iyiliği için geri planda durmak belki de en doğru yol oluyor. Herkesin hayatı kendi ellerinde; bazen koşulsuz destek, en büyük fedakarlık olabiliyor.

Rate article
Lifequest
“Eğer kocan doğumdan taburcu olurken hastanede görünürse, geri döner ve çıkarız!” – diye uyardı babası kızını.