Gelenekten Modernliğe: Eski Bir Başlığın Yepyeni Hali – Mutlu Bir Gün

Her zaman, onun şımarık bir zengin çocuğu olduğuna inanırdım. Can, herkesin hayalini kurduğu her şeye sahipti: kendine ait bir dairesi, arabası, marka kıyafetleri…

Ben ise her zaman kenarda kalmış, silik biriydim. Annemle babamın alkolik olduğunu, on dört yaşımda çalışmaya başladığımı herkesten sakladım. O dönemde dikiş dikmeyi öğrendim ve arkadaşlarım için elbise dikip, onarmaya başladım.

Üniversitenin ilk yılı başlarken, sınıf arkadaşlarım büyük bir akşam yemeği organize etti. En çok şaşırdığım şey ise beni de davet etmeleriydi. Herkese bir anlamım olduğunu göstermek için yanıp tutuşuyordum.

Elbise alacak param yoktu, o yüzden kendi ellerimle diktim. Yan komşumuz saçımı yaptı. O akşam yemeğine gittiğimde, arkadaşlarım beni tanıyamadı. Can ise hemen fark etmişti ve gece boyunca beni göz ucuyla izledi. Sessizce gitmek istedim ama beni yakaladı ve arabasıyla bırakmayı teklif etti.

Adres olarak komşu apartmanınkini söylemiştim, yaşadığım yeri göstermekten utanmıştım. O geceden sonra görüşmeye başladık ve birbirimize yavaş yavaş âşık olduk. Onun kibirli olduğunu düşünmeyi bıraktım çünkü bana hep aynı sosyal konumdaymışız gibi davrandı.

Her şey yolundaydı, ta ki arkadaşlarım nerede çalıştığımı öğrenene kadar. Sonra ardı ardına alay konusu ettirdiler beni. Utancımdan yerin dibine geçirmek istedim. Kaçmaktan başka çarem yoktu. Dekanlığa gidip kayıt dondurma dilekçesi yazdım.

Bir yıl sonra herkesin unutur diye düşündüm, belki başka bir fakülteye geçerim sandım. Şimdi biliyorum ki bu yaptığım koca bir aptallıktı ama o an için çıkış yolu görememiştim. Telefon numaramı değiştirdim, bu da Can ile ilişkimi kopardı. İki ay sonra hamile olduğumu öğrendim.

Bu haberi paylaşacak kimsem yoktu. Gün boyu çalışıyor, geceleri ise yastığımı ıslatacak kadar ağlıyordum. Annemle babam benden para isteyip, her geçen gün daha da kendi dünyalarına dalıyorlardı. Bunu gören vaftiz annem bana sahip çıktı, beni yanına aldı.

Ona hikâyemi anlattım ve biraz olsun içimi dökebildim. Doğuma da o götürdü, oğlumun dünyaya geldiğini ilk ona söyledim. Oğlum sarı saçlı, mavi gözlü bir bebekti, adeta bir melek gibiydi. Ona bakmaya doyamıyordum.

Bir sabah Candan bir mesaj aldım, bizi çok sevdiğini ve birlikte olmak istediğini yazıyordu. Ertesi gün taburcu oldum, sevgilimin gözlerinin içine bakmaya korkuyordum. O günü hâlâ dün gibi hatırlarım; kapının önünde, oğlumu kucağıma almış, Cana bakmaya çekiniyordum.

Meğer ne kadar aptalmışım, neredeyse bir senelik mutluluğumuzdan kendi ellerimle vazgeçmiştim. Nasıl olur da Candan sonsuza dek uzaklaşmayı seçmiştim? Ancak, onu oğlumuza şefkatle bakarken ve özenle kucağına alışını görünce, ne büyük bir hata yaptığımı tüm kalbimle anladım.

Rate article
Lifequest
Gelenekten Modernliğe: Eski Bir Başlığın Yepyeni Hali – Mutlu Bir Gün