Bir akşam, canım arkadaşım Şebnem’le akşam yemeğindeydik. Şebnem, emlakçılık yapıyor ama son zamanlarda işler biraz yokuş aşağı gitmişti. Müşteri bulmak zaten zor, üstüne iki çocuk annesi olarak pervane gibi dönüyor, bir de yaşlı annesine bakınca, işler iyice sarpa sarıyor. Ama Şebnemdir bu, pes etmek ona göre değil; son gelişmelerden umutluydu.
Bir gün apartman sahipleri, sabahın yedisinde, hem de kırk beş geçe, gösterim istedi. Tabii sabah sabah müşteri bırakır mı? Şebnem, mecbur, Olur dedi; potansiyel müşteri bulmuş, ikilemde kalmak istemedi. Gösterim günü erkenden gitti, heyecanla beklemeye başladı. Müşteriler, alışılmış İstanbul trafiğinde kaybolup geç kaldılar, mahcup mahcup geldiler, özür dilediler. Sabah sersemi biraz gerginlerdi ama Şebnemin niyeti sağlam, Yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmeyeceğim, diye and içmişti neredeyse.
Asansöre binince, Hangi kat, hangi daire? diye sordular. Şebnem, özgüveni tam bir halde, Altıncı kat, altmış altı numara, deyip hem morallerini yükseltmeye hem de şu uğursuz rakamlara olumlu bir hava katmaya çalıştı. Ama, yüzlerindeki şüpheyi fark etmemek imkânsızdı.
Her neyse, katı bulduklarını sanıp dördüncü viteste asansörden indiler, dairenin önündeki açık kapıdan girerken, Herhalde ev sahipleri erkenden geldi, diye düşündü Şebnem. İçeri daldıklarında, evde, sabah keyfinde, bornozuyla dolaşan bir hanımefendi karşılarında. Kadıncağız, programdan habersiz. Şebnem, içten içe Bunlar nereden çıktı şimdi, Allahım? diye söylenirken, hem ev sahiplerine hem de müşterilere olan mahcubiyetiyle kıvranıyor.
Ama aşkolsun, Şebnem bu! Hazır içeri girmişken, ortamı değerlendirdi, evi anlattı. Daire, fotolardan bile iyi çıktı. Müşteriler umutlanırken, çıkarken Şebnemin dikkati çekti: O da ne, meğerse hiç orada olmamaları gerekiyormuş! Yanlışlıkla beşinci katta inmişler. Hemen panik moduna geçti, gerçek ev sahibini aradı ama aramaları patır patır engellenmiş!
Müşteriler, burunlarından soluyarak çıkarken, ev sahibi hanım, Zaten taşınmayı düşünüyorduk, çocuklar büyüdü; biz Büyükçekmeceye taşınmayı istiyoruz, deyiverdi. Bu beklenmedik anda, hop! Ev sahipleri, Hazır müşteri bulmuşken, gelin anlaşalım, birkaç bin lira ucuza verelim, tüm eşyalar da dahil! diye teklif sundu. Tahmin edersiniz, o anda herkesin gözleri pırlantaya döndü.
Müşteriler Yılın fırsatı bu! deyip hemen kabul etti. Yani, bir yanlış asansör durağıyla hem ev sahipleri evlerini ışık hızıyla sattı, hem yeni sahipleri köşeyi döndü, hem de Şebnemin cüzdanı şenlendi. Hayat işte, bazen bir karışıklık, herkesin yüzünü güldürüyor; sabah sersemliği, akşam kahkahasına dönüyor.




