Günün başlangıcı, anaokulu grubumuza yeni bir yüzün katılmasıyla değişti; adı Elifti. Bizim yaşımızdaydı ama görünümü oldukça farklıydı. Elifin üzerindeki elbise eskiydi, yamalı ve üstünde gözle görülür izler vardı. Saçları dalgalı, taranmış ve arkaya eski püskü bir kurdeleyle toplanmıştı. Kocaman yeşil gözlerinde tarif edilemez bir hüzün saklıydı. Sonradan öğrendik ki Elifin ailesi sorunluydu. Annesi yoktu, babası tek başına büyütüyordu onu ve hayatlarındaki yoksunluk, yaşadıkları sıkıntı açıkça hissediliyordu. Aramızda Zeynep ve Esra adında ikizler vardı.
Zeynep sakinliğini korurken, Esra sürekli baş belasıydı; başkalarının oyuncaklarını kırar, hiç umursamazdı. Annesi anaokulunun müdürü olduğundan, kendine güveni sonsuzdu ve bu ayrıcalığın tadını çıkarıyordu. Esra, Elifi sürekli hedef alırdı; ona tekmeler atar, yemekhanedeki yiyeceklerini bozardı ve sık sık saçını çekerek ağlatırdı. Elif sessizce acı çeker, bazen gözyaşı döker ve bir köşede içine kapanırdı. Biz Elifin yanında olmaya çalışırdık ama çabalarımız genellikle öğretmenin cezasıyla son bulurdu çünkü Esraya asla dokunulmazdı. Ama Elifin doğum gününde, o sabah anaokuluna yepyeni bir elbiseyle geldi. Açık pembe tonları ona ayrı bir güzellik katıyor, elbisede parlayan taşlar her hareketinde ışıl ışıl göz kamaştırıyordu. Tüm çocuklar hayran kalıp iltifatlar yağdırdı.
İkizler uzakta bir köşede olan biteni sessizce, buruk şekilde izliyordu. Elif mutluluktan ışıldıyordu, yeşil gözleri sevinçle parlıyordu. Bahçede oynarken, yeni elbisesini kirletmemek için kum havuzuna yanaşmamaya özen gösterdi. Oyun sırasında bir an gözümüzden kayboldu. Birdenbire, kulakları yırtan bir çığlık duyuldu. Dönüp baktığımızda, Elifin elbisesi yırtılmış halde çamurlu bir suyun içinde ağladığını gördük. Esra üstünde duruyordu, acımasızca gülüyordu. Elif, babasının elbisenin harap halini gördüğünde yaşayacağı üzüntüyü düşünerek hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Sen bir dilenci olabilirsin ama asla prenses olamazsın! diye alay etti Esra. O an, yüreğimde derin bir iz bıraktı; o küçük, savunmasız kızın özel gününün böylesine mahvolmasına şahit olmak beni derinden etkiledi. O gün yaşadığım bu olay, hayat boyu kimseyi incitmemeye dair içimde sarsılmaz bir ahlak duygusu oluşturdu.




