Annem bana arkadaşlarıma ve arkadaşlarıma zengin bir aileden geldiğimi söylemememi öğütledi.

Şey, geçen gün Melikenin evindeydim, babası birden çıkageldi. Marketten biraz erzak almış, eve girer girmez salonun kapısında bizi buldu. Adamın suratında hemen bir ciddiyet belirdi, varlığım pek hoşuna gitmemişti belli ki. Melike hemen onu mutfağa çekti ama sesleri duydum, adama göre ben tam bir taşralı çocukmuşum, Melikenin evine göz koyuyormuşum! Beni birkaç kez Melikenin evinin çevresinde görmüş, neredeyse takipçi ilan etti.

En tuhafı, Melike de babasına aynen öyle cevap verdi, Biz sadece üniversitenin kütüphanesinde ayda bir çalışıyoruz, onun için bazen evin yakınlarında dolaşıyoruz, dedi. Oysa aramızda iki aydır bir ilişki var, üstelik Melikeye daha dün demiştim, annemle babamın evinin şehir dışında olması taşradan olduğum anlamına gelmiyor. Biz şehir merkezine çok yakın bir yerde, iki katlı güzel bir evde yaşıyoruz, babam da küçük bir iş yapıyor, esnaf yani. Evet, pahalı arabalarım yok, havalı şekilde Ben zenginim! diye bağırmıyorum; bence bu daha iyi. Melike ve ailesi gibi insanlar zaten o show işini seviyor.

Annem her zaman derdi, Kimseye zenginlikten bahsetme, sevdiğin kişi önce ona bakmamalı. Ve zaten biri dışarıdan bakınca pek varlıklı görünmesek de, sevdiğim kişi benimle bu yüzden utanmamalı. Yani, hayat böyle işteMelike, mutfaktan dönerken göz göze geldik, bir anlığına her şey sessizleşti. Sanki babasının söyledikleri ikimizin arasında bir sır gibi havada asılı kaldı. Yavaşça yanımda oturdu ve ellerini dizine koydu. Babamın ne düşündüğü önemli değil, dedi fısıltıyla, Ben seni seviyorum. Şehirlerin, zenginliğin ötesinde biri. O an bambaşka bir şey hissettim; utancın, gururun ve korkunun hepsi içimde hareketlendi ama Melikenin sıcak bakışı bütün duvarları yıktı.

Salona babası geri dönünce, Melike bana bakarak bir an tereddüt etti ama yine de yanımda kalmaya karar verdi. Babası göz ucuyla bize baktı, ardından başını sallayıp market poşetlerini boşaltmaya başladı. O sessizlikte, Melike’nin bana uzattığı elleri geceyi başlatan bir işaret gibiydi. Belki babası zamanla değişirdi, belki de değişmezdi; ama Melikenin yanımda durması, kendi değerlerimden ödün vermememe ilham verdi.

O akşam eve dönerken ay ışığı kaldırım taşlarına vuruyordu. İçimde garip bir huzur vardı; Melike’nin evinde yaşananlar bana gösterdi ki, bazen en büyük sınav, başkasının önyargılarına karşı kendini savunmak değil, sevilmenin karşında durabilmek. Ve o gece, taşralı olmadığımı, şehirli olmadığımı, sadece sevgiye ait olduğumu fark ettim.

Rate article
Lifequest
Annem bana arkadaşlarıma ve arkadaşlarıma zengin bir aileden geldiğimi söylemememi öğütledi.