Bugün yine pencere kenarında oturup dışarıyı seyrettim, babamı bekliyordum. Aslında annemin bizi terk etmesinden bu yana iki yıl geçti. Babamın bir gün gözleri dolu dolu Kendine yeni bir aile buldu, dediğini hatırlıyorum. Neden oğlunu bırakıp gitmişti, kim bilir? Benimse kafam karışıyor, cevabını bulamıyorum. Ama zamanla onu unutmaya başladım.
Babam benim için elinden gelen her şeyi yaptı. Zaten artık on yaşındayım; çocuk değilim. Her şeyden haberdar olmam gerek, saklanacak bir şey yok. Bulaşıkları yıkamayı, eşyaları raflara yerleştirmeyi öğrendim. Artık oyuncaklarla oynama isteğim bile kalmadı; büyüdüm diye düşünüyorum. Yalnızlık çok zor geliyor bana. En çok köpeğimi özlüyorum. Babam ise bu isteğimi kesinlikle kabul etmedi.
Kimi bırakıp gidecek, kim bakacak ona? Ben çalışıyorum, sen okula gidiyorsun, küçüksün, dedi hep.
Bir gün babam eve bir köpek getirmek yerine, bir kadınla geldi. Adı Bilgeydi. Bizimle yaşamaya başladığı günden beri hiç konuşmamaya karar verdim. Gereksiz biri gibi hissettiriyordu. Ama babam ona eşim diyordu ve benim de annem olmasını istiyordu.
Ben istemiyorum onu! diye açıkladım bir gün net bir şekilde. Sonra odama çekildim. Böyle geçti günlerimiz. Babamın Bilgeye karşı ne kadar mutlu olduğunu, onu ne kadar sevdiğini, birlikte güldüklerini ve birbirlerine iyi davrandıklarını gözlemliyordum. Fakat içimdeki öfke dinmiyordu.
Baba, onun gitmesini istiyorum. Alp, bunu yapamayız. Anneler olmadan hayat çok zor. Yalnız kalmak bize iyi gelmez, dedi babam.
Bir süre sonra sıcak günler geldi. Mahalledeki çocuklarla sokakta koşturmaya başladım. Yeni arkadaşlarım babamın ve Bilgenin beni yurda vereceğini söyledi. Çok korktum. Sonuçta neden olmasın? Belki kendilerine bir bebek gelir ve ben fazlalık olurum. Bu yüzden hazırlıklı olmaya karar verdim.
Bir gün kulağıma bir cümle çalındı: O orada iyi olur, göndermek lazım.
İşte bu, kararımı netleştirdi. O gece hiç uyumadım, sabah herkes kalkınca Bilgeden kurtulmaya karar verdim. Önce çayını fazla tuzladım, sonra boş tavayı ocağa koydum. Yaramazlık yaptım. Bilge kimin yaptığını anladı ve beni yanına çağırdı:
Alp, seninle konuşmamız gerekiyor. Kızgınsın. Ben kızgın falan değilim, dedim geçiştirmeye çalışarak.
Bak, seni incitmek istemiyorum, canım… Ben senin canın değilim! dedim hemen.
Sonra Bilge bir sırrını açıkladı: Yaz için bir yazlık kiraladık. Sana sürpriz yapmak istedik ama artık öğrenmelisin. Baban sana bir köpek buldu, bugün gidip alacağız. Sen de bizimle gelebilirsin.
Gerçek mi? dedim ve neredeyse inanmak üzereydim. Dayanamayıp Bilgeye sarıldım, gücüm yettiğince.
O an Bilgenin gözleri doldu, Sevinmelisin, her şey güzel olacak, ağlamana gerek yok, diye başımı okşadı.
Babam işi biter bitmez geldi, birlikte köpeği almaya gittik. İçimdeki tüm öfke yerini sevgiye bıraktı; artık Bilgeye düşman gibi bakmıyordum. Her şey uygun şekilde son buldu. Köpek kollarımda uyuklarken, eve dönüyorduk. Hepimiz mutluyduk.




