Kızım, burada ne yapıyorsun? Kucağındaki bebek de kim?

Kuzum, ben oğlumu hiç şımartmadım. Kendi başının çaresine bakan, terbiyeli ve çok düzgün bir çocuktu. Hem derslerinde iyiydi hem de bana hep yardım ederdi. Sonra bana iş buldum, çalışacağım dediğinde içimi bir endişe kapladı. Evde tek başıma kalmak istemiyordum.

Peki ya Zeynep? dedim ona, kız arkadaşını sordum. Ayrıldık anne, dedi.

Çok şaşırdım, çünkü ikisinin de evleneceğini düşünüyordum. Gerçekten birbirlerine yakışıyorlardı. Tabi ki üzülsem de, ilişkilerine karışmadım, kendi yollarını bulsunlar istedim.

Oğlum gitti başka bir şehirde iş buldu; sürekli konuşuyorduk. Orada hem işini, hem yeni arkadaşlarını, hem de çok geçmeden yeni bir aşkı buldu. O yeni sevgiliyle tanışmam için sabırsızlansam da hiç acelesi yoktu, sanırım zamanı gelince tanıştıracaktı. Ben de evde bir kedi sahiplendim, ona bakarak avundum.

Bir akşam işten yorgun argın eve dönerken, karanlıkta bir fısıltı duydum: Merhaba…

Kafamı kaldırdım, Zeynepi gördüm. Elinde minicik bir bebek vardı. Kızım sen burada ne yapıyorsun, kucağındaki çocuk da kim? dedim. Beni yargılayabilirsin, ama bu senin torunun, dedi. Hamile olduğumu Ceme söylemeye korktum çünkü çok kötü ayrılmıştık. Annemin yanına döndüm, orada doğum yaptım. Ama annemi geçen ay kaybettim, hiç başka akrabam da yok. O yüzden sana geldim, dedi.

Peki şimdi ne yapmayı düşünüyorsun? diye sordum, bambaşka bir çaresizlikle. Herhalde bir yetiştirme yurduna vermek zorunda kalacağım. Ne kalacak yerim var, ne param. Sadece… eğer başıma bir şey gelirse, lütfen torununu zaman zaman ziyaret et, dedi. İçim acıdı. Saçmalama, biz bu çocuğu beraber büyütürüz. Hadi gel, eve gidelim, dedim kolundan tuttum.

Böylece Zeynepi ve o güzel kızı evime aldım. Minik kız, oğlumun kopyasıydı, hiç şüphem olmadı. Zeynep, ev işlerinde bana destek oldu, ben de çalışıp eve para getirdim; çok şükür geçinip gittik. Sonra bir gün Cem aradı, Yakında İstanbula geliyorum, dedi. Yanında biri olup olmadığını sorduğumda, Sürpriz olsun, deyip geçiştirdi.

Cem geldiğinde, ben torunun mamasını veriyordum. Aaa, bu güzellik de kim anne? dedi. Oğlum, karşındaki senin kızın. dedim. Şaşkınlık tabii. Ben de yalnız gelmedim anne, dedi ve bir beşikle içeri girdi. Bu kim şimdi? dedim, şaşkınlıktan dilim tutuldu. Bu da benim oğlum. Annesi doğumda vefat etti, o yüzden ben bakıyorum, dedi.

Zeynep, Cemi görünce koridora çıktı, uzun uzun baktı. O akşam baş başa uzun uzun konuştular, ben de onlara karışmadım. Ama en güzel kısmı; bir yıl sonra onlar evlendi, iki yavrucak da sıcak, tam bir ailede büyüdü.

Şimdi oğlum kendine güzel, büyük bir ev yapıyor bu dar daireden çıkmak için. Hem bir sır vereyim, çok yakında üçüncü torunumuz geliyor, tarif edemem ne kadar mutluyum! Allah isteyen herkese nasip etsin!

Rate article
Lifequest
Kızım, burada ne yapıyorsun? Kucağındaki bebek de kim?