Babam, torununa fazla düşkün olacağımdan endişelenerek kızımı kucağıma almamı yasakladı. Son zamanlarda kızım emeklemeye başladı ve ne zaman odadan çıksam, arkamdan gelip kucağıma alınmak için bana koşuyor. Kayınpederim ise, onu şımartmamam gerektiğini, yerde kalırsa kendi başına ayakta durmayı öğreneceğini söyledi. Fakat ben ona sarılmadan, onu kucaklamadan duramıyorum ve bazen acaba fazla mı koruyucu davranıyorum diye düşünmeden edemiyorum.
Doğrusunu söylemek gerekirse, ona karşı fazla şefkatli olduğumu kabul ediyorum; ağladığında hemen teselli ediyorum, sevgimle onu sarıp sarmalıyor, asla azarlamaya elim varmıyor. Belki de, kendi çocukluğumda eksik kalan sevgi ve ilgiyi fazlasıyla ona sunmaya çalışıyorumdur. Annemi çok küçük yaşta kaybettikten sonra yetiştirme yurdunda büyüdüm; biyolojik ailemi hiç tanımadım. Şu anki ailem, amcamların ailesi, durumumu öğrenince beni yanlarına aldılar ve bana yepyeni bir yuva verdiler.
İlk başlarda çok zordu; babam oldukça mesafeli biriydi, annem ise evi geçindirmek için gece gündüz çalışıyor ve aileye sevgi gösterecek pek vakti kalmıyordu. Bana değer verdiklerini bilsem de, sevgilerini sözlü ya da fiziksel olarak göstermek onlar için zordu. Bu yüzden kendime bir masal yarattım; kendi içimde, sevildiğim, övüldüğüm ve bir sevgi ülkesinin prensesi olduğum bir dünya hayal ettim.
Zamanla, çevremdeki insanlardan, özellikle de sevgi ilişkilerinde, onay ve ilgi arar oldum. Bir damla ilgiye tutunup yıllarca sağlıksız bir ilişkide kaldım, başka bir yerde sevgi bulamayacağımdan korkarak. Eşim şefkatli biri ve geçmişimi büyük ölçüde biliyor, bana destek oluyor; fakat hayatımın tüm detaylarını henüz paylaşmadım. Yaşadıklarım bunca zaman geçse de içimde iz bıraktı ve ben kızımı sevgimle kuşatmadan edemiyorum. Çünkü onun, çocukken benim tadamadığım sevgiyi sonuna kadar hak ettiğine inanıyorum.
Hayat bana şunu öğretti: Geçmişten gelen yaralarımızı, sevgi vererek ve çocuklarımıza güzel bir gelecek sunarak iyileştirebiliriz. Her çocuk, koşulsuz sevgiyi hak eder ve şefkatin kimseyi zayıf kılmadığını anlamak; belki de en değerli hayat dersi.




