Şimdi şu tabloyu gözünüzde canlandırın: Ergenlik çağındaki kızınız veya oğlunuz arkadaşlarıyla dışarı çıkmış durumda. Elbette, tıpkı her duyarlı Türk ailesinin yapacağı gibi, onları arayıp iyi olup olmadıklarını sormak istiyorsunuz. Ufaktan endişelendiğiniz bir anda, onlar da heyecanla İyiyim diyorlar. Fakat bu iyiyim cevabından sonra bile, bir süre sonra ilk kez alkol ya da daha kötü bir şey denediklerini öğreniyorsunuz.
Bir imam olan Mehmet Yalçın, ergenlerin yaşadığı bu duygusal halleri çok iyi biliyor ve buna benzer bir durumu kendi oğlu Emirle yaşamak istemiyor. Kendisi de bir imam çocuğu olarak büyüdüğü için, o dönemdeki arkadaş baskılarının zorlayıcılığını yakından tanıyor. Mehmet Hoca, oğluna her zaman güvendiğini belirtse de, oğlunun da kendisine güvenip gerektiğinde yardım isteyebileceğinden emin olmak istiyor. Bunun için aralarına küçük bir şifre belirliyorlar; adeta gizli bir S.O.S. sinyali. Böylece Emir, arkadaş çevresi karşısında mahcup olma korkusunu yaşamadan babasından yardım isteyebilecek.
Mehmet Hocanın bu akıllıca fikri, gençler için danışma merkezlerinde bulunurken doğmuş. Orada gençlere hep aynı soruyu soruyor: Kaçınız arkadaş ortamında istemediğiniz, sizi korkutan ya da utandıran bir şey yaparken, sadece alay konusu olmamak için devam ettiniz, ve çıkış yolu bulamazdınız?
Bütün eller hızlıca havaya kalkıyor. Mehmet Hoca, bu konu hakkında şunları yazıyor:
Bir gün en küçük oğlum Emir bir doğum günü partisine gidecekti. Kendisine şunu söyledim: Eğer orada bir şey ters giderse, kendini rahatsız ya da huzursuz hissederse, ailemizden herhangi birine – bana, annesine, ablasına ya da abisine – sadece X harfi içeren bir mesaj göndersin. Bu şifreli mesajı alan ilk kişi birkaç dakika içinde Emiri telefonla aramalı. Telefon çalınca aramızda şöyle bir diyalog geçiyor:
Alo, evet?
Emir, acilen gelmem lazım, seni hemen almam gerekiyor.
Ne oldu, bir şey mi var?
Eve gelince anlatırım, hazır ol beş dakika içinde oradayım.
Bunun ardından Emir, arkadaşlarına evde bir şey olduğunu, hemen gitmesi gerektiğini söylüyor.
Hepsi bundan ibaret. Emir evden çağırıldı diye partiden ayrılıyor. Arkadaşlarının gözünde bir sorun yaşamamış, mahcup olmamış oluyor; sanki acil bir işi çıkmış gibi gidiyor. Böylece hem çocuk anne-babasına güveniyor hem de arkadaş ortamındaki baskıyla daha kolay başa çıkıyor.
Buradaki en önemli şey, çocuğunuzu hiçbir durumda yarı yolda bırakmamak. Bir genci kaybetmek çok kolaydır ama güven ilişkisi kurup, doğruyu kendi seçimine bırakmak paha biçilemez bir değerdir.




