Oğlu ile annesine gitti, o ise geri getirmek için hiç acele etmiyor

Tüm suç bende! diye ağlıyordu arkadaşımın kız kardeşi. Böyle olacağını hiç düşünmemiştim! Şimdi ne yapacağımı bile bilmiyorum, eski halimize nasıl döneriz, mahcup olmadan nasıl toparlarım?

Kız kardeşim birkaç yıl önce evlendi.

Düğünden sonra, yeni evlilerin kocanın annesiyle birlikte yaşamasına karar verildi. Kocanın ailesinin geniş, üç odalı bir evi vardı ve tek çocuklarıydı.

Bir odada ben kalırım, geri kalan sizin! dedi kayınvalide. Hepimiz iyi yetiştirilmiş insanlarız, bence gayet iyi geçiniriz. Olmazsa taşınırız! demişti damat da o zamanlar. Annemle aynı çatıda yaşamakta yanlış bir şey görmüyorum. Geçinemezsek, başka bir eve kiraya çıkarız

Biz de o şekilde başladık. Ama birlikte yaşamanın kolay olmadığını çabuk fark ettik. Hem gelin hem kayınvalide elinden geleni yaptı, fakat her gün bir öncekinin üstüne eklendi. Biriken dertler ve gönül kırıklıkları küçük tartışmalarla patlak veriyor, tartışmalar da gitgide daha sık yaşanıyordu.

Sen bana ne dedin, geçinemezsek anneni bırakıp ev tutarız dedin! diye gözyaşları içinde çıkıştı karısına. Olmuyor mu yani? dedi kocası küçümseyici bir tebessümle. Bunlar ufak tefek şeyler, valizleri toplayıp gidecek kadar büyütülmemeli.

Evliliğinin üstünden tam bir yıl geçtikten sonra kadın doğum iznine ayrıldı ve sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getirdi.

Torununun doğumu, kayınvalidenin eski işinden ayrıldığı ve henüz yeni bir iş bulamadığı döneme denk geldi. İşverenler artık yaşı ilerlemiş bir kadına sıcak bakmıyordu. Gelin ve kayınvalide 24 saat aynı evi paylaşmak zorunda kaldı; ikisinin de çıkacak bir yeri yoktu. Bu yüzden evdeki hava giderek ağırlaştı.

Koca ise tüm bu karmaşıklıklarla ilgilenmekten kaçınıyordu; zaten evin geçimini tek başına sağlıyordu.

Annemi şimdi yalnız bırakamam, geçim sıkıntısı çekiyor. Bir yandan eve para getirirken bir de dışarıda ev tutup anneme de yardım edemem. Annem iş bulunca bakarız, taşınırız!

Ama genç kadının sabrı, kayınvalidesi iş bulamadan tükendi. Genç kadın oğlunu da alarak annesinin evine taşındı. Giderken kocasına, bir daha onun annesinin evine asla ayak basmayacağını söyledi. Eğer ailesi önemliyse çözüm bulsun dedi.

Kadın, eşinin ailesini önemsediğine ve hemen çare bulmaya çalışacağına emindi. Fakat çok yanıldı.

Üç aydan fazla geçti, kadın annesinin yanında kalmaya başladı ama adam onu geri kazanmak için hiçbir çaba göstermedi. Şimdi kocası annesiyle yaşıyor, işten geldiğinde karısı ve çocuğu ile görüntülü görüşüyor, hafta sonları da kayınvalidesinin evine gidip eşini ve oğlunu ziyaret ediyor.

Genç çift, misafir gibi bir evlilik yaşıyor.

Adam aynı anda iki kadının ilgisine sahip; üstelik annesi oğluna acıyor, o gelini ağzı bozuk bırakıp gitti diye. Bir de çocukla ilgilenmesine gerek yok. Koca için durum gayet rahat! Kayınvalide için de öyle; hiçbir kaybı yok yani.

O ise, evi terk ettikten sonra büyük pişmanlık duyuyor. Bu durumda çok mutsuz. Eşini hâlâ seviyor ama biliyor ki o da iyi davranmıyor.

Ne bekliyordun ki giderken? diyor kocası. İstersen geri dönebilirsin.

Muhtemelen kocası, annesini bırakıp kiralık bir eve taşınmayı düşünmüyor bile. Zaten doğum izninde olan genç kadının da buna gücü yok.

Gerçekten aile burada bitti mi?

Ne dersiniz, genç kadının tekrar kayınvalidesinin evine dönüp, yüzünü kurtararak bu aileyi kurtarma şansı var mı?

Hayatta bazen, bir çatı altında anlaşmak ciddi bir sabır ve anlayış gerektirir. Sorunları zamana bırakmak yerine, tarafların birbirini anlaması ve konuşarak çözüm üretmesi, aileyi ayakta tutan en büyük güçlerden biridir. Herkesin huzuru, kalp kırmaktan değil, kalpleri onarmaktan geçer. Ailede esas olan; sevgi, saygı ve fedakârlıktır.

Rate article
Lifequest
Oğlu ile annesine gitti, o ise geri getirmek için hiç acele etmiyor