Bu çocuk benim oğlum değil, senin arkadaşının tıpatıp aynısı ama bana hiç benzemiyor! diye bağırdı Kerem.
Ama zaten DNA testi yaptırdık, bu yeterli olmalı! diye yalvardı Zeynep.
Belki testi sen sahte yaptırdın, nereden bileceğim? diye karşılık verdi Kerem.
Böyle bir testi sahte yaptırmak için nereden para bulabilirim ki? dedi Zeynep.
Eski sevgilin sana parayı verip beni onun çocuğu diye suçlamanı sağlamıştır.
Keremin bu hakaret dolu suçlaması Zeynepi derinden yaraladı. Ona, bebeklerin ilk başta hep birbirine benzediğini anlatmaya çalıştı ama Kerem hiç dinlemedi. O gece eve dönmemesini ve bir daha gelmemesini isteyerek kapıyı sertçe kapattı.
Zeynep, bebeği kucağında ağlarken yere oturmuş halde kendini çok çaresiz ve yalnız hissetti. Tüm gücüyle bebeğini sakinleştirmeye çalıştı; nihayet uyuduğunda hala yorgun ve üzgündü. Umutsuzca annesini aradı; annesi ona, komşusu Ayşenin oğlu Emiri taşınmasına yardımcı olması için çağırmasını önerdi.
Emir geldi ve Zeynepe eşyalarını yerleştirmesinde, bebek yatağını sökmesinde ve taşınmaya hazırlanmasında destek oldu. Ona kahve ikram etti fakat Emir nazikçe reddetti ve Kahveyi annemin evinde içmeyi tercih ederim, dedi. Emir, sonraki günlerde de Zeynepin yanında oldu; onu ve oğlunu alışverişe götürdü, zor zamanlarında arkadaşlık etti.
Birlikte vakit geçirdikçe Zeynep, Emire karşı derin duygular beslemeye başladığını fark etti. Zeynep ve Emir yakınlaştı ve sonunda evlendiler. Sonra Zeynep bir kız çocuğu dünyaya getirdi; oğlunun büyüyüp gerçek babasına tıpatıp benzemesi ise ayrıca dikkat çekiciydi.
Kerem, yıllar sonra oğlunu tekrar gördüğünde içini derin bir pişmanlık kapladı; onları terk ettiği ve ailesini dağıttığı için çok üzgündü. Keşke geçmişte başka kararlar alsaydım diye düşündü ve bu farkındalık ona acı verdi.




