Sabah işe gelirken Ahmetin kafası biraz karışıktı, işte alıştığı ortamdan farklı bir hava vardı. Herkes bir şey kutluyordu. Bugün özel bir gün mü, yoksa bir doğum günü falan mı? diye içinden geçirdi Ahmet. Sonra yanına Mehmet geldi ve dedi ki: Evet, kutlama yapıyoruz çünkü sonunda eşim hamile kaldı! Hep herkes Mehmetin baba olacağı haberine çok seviniyordu.
Bir anda başka bir arkadaşları Ahmetin yanına gelip ona şöyle bir şey söyledi: Valla, ilk defa bir adamın eşinin hamileliğini kutladığını gördüm. Genelde bebek doğunca yapılan bir iştir bu. Adamın hasısın! Ama söyleyeyim, şimdi herkes sana kendi tecrübelerini anlatacak, bir sürü tavsiye verecek ve babalıkla ilgili korkutucu hikayelere başlayacak. Ahmet bunu duyunca şaşırdı.
Mehmet başını sallayarak onayladı: Önümüzdeki dokuz ay boyunca ne istese, ne hayal ederse, eşinin her istediği olacak. Benimki bana nefes aldırmadı ilk çocuğumuzda! Eşim isteklerin, listelerin bitmedi; sonra bir baktım, benim neşem de kalmamış. Kaç çocuğun var, kaç yaşındalar? dedi bir diğeri. İki çocuğum var, ama kaç yaşında olduklarını unuttum, kızım sanırım yedi yaşında ya da altı tam çıkaramıyorum. Ahmet ise gülerek sohbetten kısa bir süreliğine uzaklaştı.
Evine gittiğinde, güzel eşi Zeynepi sıcacık sarıp kucakladı. İşte kimse sana evde doğumun birkaç gün kaldığını söylememiş. Hâlâ dokuz ay olduğunu düşünüyorlar. Dayanamayacaksın, birine söylemeden duramayacaksın gibi geliyor bana! dedi. Ahmet ise gülümseyerek: Deneyeceğim, tutacağım kendimi, dedi. Çok geçmeden, Zeynep sağlıklı bir erkek çocuğu dünyaya getirdi; adını Kerem koydular. Ahmet, işinden izin alıp hem eşine hem bebeğine destek oldu. İşten eve dönüşü hep hızla oldu. Arkadaşları onun bu telaşını hiç anlamadı, ama Ahmet için ailesi her zaman ilk sırada oldu.




