Yaklaşık üç yıl önce evlendik, biliyor musun? Her şey, düğüne kadar iyiydi; ondan sonra kocamda inanılmaz bir değişim oldu. Sanki bana karşı tamamen ilgisizleşti, ben yokmuşum gibi davranmaya başladı. En küçük bir isteğim bile göz ardı edildi hep. Hamileyken ilgi ve destek bekledim, ama onun yerine hakaretlerle ve umursamaz tavırlarla karşılaştım.
Onların ailesinde de böyle bir adet var gelin, damadın ailesine, özellikle de kayınvalidesine boyun eğmek zorundaymış. Kayınvalidem, bir de kayınpederim, sürekli bağırıp çağırıyorlardı; ağzımdan ne çıksa hemen azar işittim. Kocam ise hep onları tuttu, asla arkamda durmadı, ne zaman ne hissetsem yok saydı. Sürekli onların beni terbiye etmesi gerektiğini söyledi, durmadan kusur buldu, ne yapsam yanlış, ne desem sorun. Kendimi savunmaya kalkınca ise ortalık daha da karıştı.
Bir keresinde, gerçekten dayanılmayacak bir olay yaşadım. Kayınvalidem bana vurdu, sonra da beni üç gün boyunca bodruma kilitledi, inanabiliyor musun? Düşmanca tavırları o kadar fazlaydı ki, o üç günde neye uğradığımı şaşırdım. Kayınpederim de en az onun kadar kötüydü, hiç durmadan eleştiriyordu beni, nedenini bile anlamıyordum. Bir noktadan sonra, her şeyden kendimi suçlu hissetmeye başladım; ne yaptığımı, neden böyle olduğunu anlamıyordum.
Son zamanlarda artık boşanmayı düşünmeye başladım; çünkü bu insanların gölgesinde, o yargılayan bakışların, kontrolcü tavırların içinde daha fazla yaşayamam. Ben sevgi ve saygının olduğu bir yuvaya evet dedim; anlayış görmeyi, destek bulmayı hayal etmiştim. Ama her aile buluşması kocaman bir kavga ile bitiyor artık. Ve daha fazla susup hakaretleri sineye çekmek istemiyorum.
Her gece dua ettim son zamanlarda; keşke eşim bir değişse, eski haline dönse, bana değer verse Ama ailesinin davranışlarına daha fazla tahammülüm yok. Bir ailede karşılıklı saygı ve anlayış olmadan yaşanmaz. İki ay önce, kocama artık ayrı yaşamak istediğimi söyledim; ama kabul etmedi, kavga çıktı. Buna rağmen evi bıraktım, çıktım gittim. Sonrası daha da kötü oldu; kayınvalidem sağda solda benim hakkımda olmadık dedikodular çıkardı. Güya ben saygısızmışım, kocam da bu yüzden evden kovmuş beni!
Dün, kocam bana ulaştı Geri dönmemi istedi; galiba hatasını anlamış. Ama inan, ne yapacağımı hiç bilmiyorum. Umut etmekle, her şeyin yoluna girebileceğine inanmaya çalışmakla, bu toksik ortamdan kurtulma arzum arasında gidip geliyorum. Kendimi paramparça hissediyorum; neye karar vereceğimi şu an bilemiyorumKapının önüne oturup derin bir nefes aldım. O an, ilk defa kendimden başka kimseye hesap vermek zorunda olmadığımı hissettim. Telefonum hâlâ elimdeydi, mesajına cevap yazmadım. Gözlerimi kapayıp içimde varlığını unuttuğum bir huzur aradım. Sessizlikte kalbimle baş başa kaldım; yıllardır duyamadığım o sesi ilk kez bu kadar net işittim: Yeter, artık kendi yolunu seçme zamanı.
O an kararımı verdim; tekrar aynı cehenneme dönmeyecektim. Kırık dökük olsa da, kendi hayatımın mimarı olacaktım. Biraz korkarak, biraz güçlenerek yeni bir sayfa açmanın tam zamanıydı. İçimdeki o kaybolmuş kızı sımsıkı kucaklayarak kalktım, kendime söz verdim: Bundan sonra hayatı başkalarının gölgesinde yaşamayacak, her sabah aynadaki kadına cesaretle bakacaktım.
Ve ben, bugünden itibaren artık kendi masalımın kahramanıydım. Bu defa sonunu kendim yazacaktım.




