Ali oturdu koltuğun kenarına, sanki altındaki zemin bir anda çekilmiş gibi hissetti.
Oğlunun sesini bu kadar neşeli, bu kadar canlı en son ne zaman duyduğunu hatırlamıyordu.
Yıllardır evi bir acı müzesine dönmüştüteşhisler, fizik tedaviler, endişe, umutsuzluk.
Ama şimdikahkaha.
Hem de gerçek, çocukça, içten bir kahkaha.
Sema Hanım, dedi Ali usulca, kadın hafifçe irkildi. Bana anlatır mısınız, bu egzersizler neler?
Sema gözlerini yere indirdi, utangaç bir sesle,
Sadece sürekli sandalyede oturmasının ona zor geldiğini fark ettim. Önce birkaç saniye ayakta kalmayla başladık, sonra biraz daha fazlası. İstanbul Üniversitesi Fizyoterapi Bölümünde bir yıl okudum ama bırakmak zorunda kaldım, çünkü çalışmam gerekiyordu. Kuralları çiğnemek istemedim
Devam edin, dedi Ali, sakinlikle.
İlk başta çok zordu, dedi Sema sessizce. Düşüyor, ağlıyordu. Ama sonra tekrar denemek için kendi istedi. Dedim ki, Beden, kalp inandığında öğrenir. O da inandı. Bana değilkendine.
Ali elleriyle yüzünü kapattı.
Kendisi hiç inanmış mıydı? Yoksa çoktan kabul mü etmişti, oğlunun bir daha yürüyemeyeceğini?
Baba, dedi Arda çekingen bir sesle yaklaşırken, Sema Teyze hep bizde kalabilir mi?
Sesi titriyordu.
Ali bir şeyler söylemek istedi ama kelimeler boğazında düğümlendi.
Kısa bir sessizlikten sonra fısıldayabildi sadece:
Tabii ki oğlum.
O gece gözüne uyku girmedi.
Eşi, Elif, hâlâ yurtdışındaydıBrükselde iş toplantısı var demişti.
Ali odasında Ardanın sağlık dosyalarını gözden geçirdi.
Koordinasyon gelişmiş. Denge arttı. Yürüme korkusu azaldı.
Hepsi doktorların imzasıydı. Ama esas değişimi getiren Semaydı.
Sabah mutfakta onu bekledi.
Sema saçını toplamış, sade kıyafetler içinde, elleri çatlamış şekilde içeri girdi.
Ali Bey Eğer işten çıkaracaksanız anlarım. Yalnız Ardaya darılmayın yeter.
Oturun, dedi kararlı bir şekilde.
Sema oturdu.
Neden yaptığınızı bilmek istiyorum. Bir çalışan olarak değil, insan olarak.
Uzun süre sustu. Sonra güçlükle:
Çünkü onda kendimi gördüm.
Ali şaşkınlıkla baktı.
Ben de çocukken yürüyemezdim. Bir kaza geçirdim. Annem tek başına baktı bana. Vefat ettiğinde doktorlar umudumuzu yitirdi. Ama yaşlı bir komşumuz, eski hemşire, her gün para almaksızın gelip Yapabilirsin derdi. Ve başardım.
Eğer bu yüzden işinizi kaybetseydiniz? diye sordu Ali.
Sema hafifçe gülümsedi:
En azından denediğimi bilirdim.
Haftalar geçti.
Ali artık eve daha erken dönüyordu.
Yıllar sonra ilk kez Ardayla aynı sofraya oturuyordu. Bazen uzak durup sadece onları izliyorduSema ve oğlunu, egzersiz yaparken, gülerken, düşerken ve yeniden kalkarken.
Elif döndüğünde, yüzü donuktu.
Burada neler oluyor? dedi soğuk bir ifadeyle. Sen iş insanısın, ama bakıcıya döndün. Şimdi yardımcıya vaktin var, ama bana yok mu?
Belki de ilk defa gerçekten bir şey yapıyorum, diye yanıtladı Ali sakinlikle.
Elif suskun kaldı, gözlerinde öfke parladı.
Bir akşam Ali onları bahçede gördü.
Arda desteksiz ayakta duruyor, Sema ise hemen arkasında, tutmaya hazır.
Hadi bakalım, küçük aslan! Bir adım daha! diye cesaretlendiriyordu onu.
Çocuk önce bir adım, sonra bir adım daha atıp Semaya sarılarak düştü.
İkisi de kahkaha attı.
Alinin gözleri doldu.
Artık ona sadece bir yardımcı olarak bakmıyordu. Oğluya hayatı geri getiren kadındı Sema.
Elif pencerenin ardından izliyordu.
Şuna bak! diye kısık sesle söylendi. Senin yardımcın, annemiz gibi davranıyor!
Senin asla yapmadığını o yaptı, dedi Ali sessizce.
Bu, sondu.
Bir hafta sonra Elif çantasını topladı ve gitti.
Ne kavga, ne gözyaşısadece ağır bir kapı sesi.
Altı ay geçti.
Arda artık kendi başına yürüyordu.
Her adımı zordu, ama her adımı zaferdi.
Bahar gelmişti.
Üçü evin önündeki yolda yan yana yürüyorduAli, Sema ve Arda.
Arda ikisinin ellerini tutmuş, sevinçle bağırıyordu:
Bakın bana! Yürüyorum artık!
Sema gözyaşlarını sildi.
Ali, ona eğildi ve fısıldadı:
Teşekkür ederim. Oğlum için. Her şey için.
Kendisi başardı, dedi Sema gülümseyerek. Ben sadece yanında oldum.
Hayır, dedi Ali. Sen bize ikimize de, ayakta durmayı öğrettin.
Sonra elini tuttu.
Artık bir işveren gibi değil, sonunda yuvanın anlamını kavramış bir adam olarak.
Arda onlara bakıp kahkahayla patladı:
Ben size söylemiştim, biz bir takımız!
O an Ali anladı ki aslında her şeye sahip olmuştu.
Para ya da güç değil, paha biçilemez olanıailesi.
Ve böylece anladı: Gerçek zenginlik, insanın kalbinde sevgiyle, yanında sevdikleriyle yaşadığı hayatta saklıdır.



