Annem İçin Torununa Bakmak Gerçekten “İmkânsız” Bir Görev

Bütün arkadaşlarımın anneleri torunlarına rahatlıkla bakabiliyor. Ama benim annem için torunuyla ilgilenmek adeta imkânsız bir şey. Hep aynı şeyi tekrar edip duruyor: O senin çocuğun, ben kendi çocuğumu büyüttüm. Kızımın adı Derya, beş yaşında ve anaokuluna gidiyor. İki yıl önce doğum iznim bitince işe geri dönmek zorunda kaldım; ilkokul öğretmeniyim ve ne yazık ki sık sık izin alamıyorum. Böyle durumlarda annem yakınımda olsaydı keşke.

Kışın tatil evimiz olmadığı için bolca boş vaktim oluyor aslında. Annem bütün gün evde, çoğunlukla televizyon izliyor ya da eski arkadaşlarıyla telefonda sohbet ediyor. Başka bir meşguliyeti yok. Geçen hafta Deryayı göz doktoruna götürdük, gözlerinde problem varmış, on gün boyunca kliniğe gitmesi gerekecek. Annemi arayıp durumu anlattım; Deryayı sabah kliniğe, öğlen ise anaokulundan almamız gerekiyor. Hepsi birbirine çok yakın: anaokulu, klinik, annemin evi.

Derya iyi huylu bir çocuk, bunu annem de bilir. Huysuzluk yapmaz, ortalığı dağıtmaz, ne verilirse yer. Buna rağmen annem ona karşı hep mesafeli. Geçenlerde hem ben hem eşim işe gitmek zorunda kalınca, annemden yardım istedim.

Birkaç gün gelip destek olsa ne güzel olurdu ama annem olmaz diyor. Neyse ki yakınlarda yaşayan akrabalarımız var. Babaannem komşu binada oturuyor ve son zamanlarda pek bir işi yok gibi, haliyle Deryayı göz kulak olsa bizim için büyük bir kolaylık olacak. Ekstra bir masraf da olmaz, çünkü hemen yanı başımızda ve bana da, eşime de büyük bir rahatlık sağlar.

Annem emekli olduğundan beri maddi olarak sıklıkla ona yardım ediyorum. Her zaman eline para veriyorum, evinin iki taksitini de ben ödüyorum. Alışverişe çıktığımızda onu da yanımıza alıyoruz, ama yine de kendi ihtiyaçlarını kendisi ödüyor. Her bayramda ve özel günlerde ona çok özenli, pahalı hediyeler alıyorum. Annem ise bu yardımlarımı sanki hakkıymış gibi görüyor. Bana göre, kızıyım diye yemeğini, kirasını karşılamak sanki görevimmiş gibi düşünüyor. Ama bu bana hiç adil gelmiyor! Çocuğum sadece benim sorumluluğum olmamalı, bazen yardım almak en doğal hakkım gibi hissediyorum.

Sanırım artık günümüzde anneanneler ya da babaanneler torun bakmak zorunda değillermiş gibi davranıyor; yine de desteğini esirgemeyenler var. Sizce bu adil mi? Ne kadar çabalarsam çabalayayım, annemin kıymet bilmemesi bana çok dokunuyor.

Bugün bunları yazarken, anladım ki hayatta kimin neyi ne kadar önemsediğini kontrol edemiyoruz. Elimden geleni yapmaya devam edeceğim, ama kendim için de sınırlar çizmeyi öğreneceğim. Bazı şeyleri zorlamanın anlamı yok; aile olmak bazen sadece bağ değil, anlayış ve destek de demekmişBelki de annemle ilişkimizdeki bu mesafe, ona bakışımı da değiştirmem gerektiğini gösteriyor. Ona kızmak yerine, onun seçimlerine saygı duyup kendi hayatıma odaklanmalıyım. Derya’nın yanında güçlü ve huzurlu bir anne olabilmek, belki de her şeyden önemli. Akşam annemle kısa bir telefon görüşmesi yaptık; sesinde alışkın olduğum yorgunluk yerine tuhaf bir hafiflik vardı. Kapanmadan önce, Her şey yolunda mı, bir şeye ihtiyacın var mı? diye sordu. O kadar alışkın değilim ki, şaşırdım.

Belki de annelerle çocukları arasındaki köprü bazen taşlardan, bazen de kelimelerden yapılır. Ben suçlamak yerine şükretmeyi, talep etmek yerine paylaşmayı ve sevgiyi eskiye oranla daha çok göstermeyi seçeceğim. Derya’nın elini tutarken mutluluk duydum; çünkü annem bana ne vermemiş olursa olsun, ben kızıma verecek çok sevgi ve anlayış bulabiliyorum. Ve bazen, bir kuşaktan diğerine değişen şey yalnızca bakış açımız oluyor.

Kim bilir, belki günün birinde annem kapımı çalar ve Kahvaltıya geldim, der. O gün gelene kadar, ben kendi yolumda huzur bulmayı öğreneceğim. Çünkü annelik bazen bırakmak, bazen de yeniden başlamaktır. Ve ben ikisini de yapabilirim.

Rate article
Lifequest
Annem İçin Torununa Bakmak Gerçekten “İmkânsız” Bir Görev