Bir adam bankta terk edilmiş bir bebek buldu. 10 yıl sonra ise onu inanılmaz bir sürpriz bekliyordu

Sosyal medyada yıllardır dolaşan bir hikâye var. Kimilerine inanılmaz, kimilerine gerçek dışı gelebilir. Ama biz biliyoruz ki, hayat bazen öyle hikâyeler yazar ki, insana en usta yönetmen bile yanında sönük kalır. Sonunu bekleyin, çünkü gerçekten sürükleyici

Mustafa, o soğuk ve kasvetli İstanbul gecesinde, gece vardiyasından dönüyordu. Yorgunluktan ayakta zor duruyordu; tek isteği, eve varıp yatağına uzanmak ve derin bir uykuya dalmaktı. Maden ocağında ağır çalışmıştı. Cezaevinden çıktığından beri madenden başka iş bulamamıştı; hâlâ şanslıydı aslında, çünkü kendisi gibi işsiz kalmış birçok kişi bir barakada yaşıyordu, o ise on beş adamla bir apartman dairesinde kalabiliyordu.

Her zamanki gibi yolunu kısaltmak için Üsküdardaki bir parktan geçiyordu. Parkta ilerlerken, bir bankta büyükçe bir bohça dikkatini çekti. Yaklaştığında, şaşkınlıkla oracıkta durakladı. Eski bir battaniyeye sarılmış, minik bir bebek orada terkedilmişti Mustafanın uykulu bedeni bir an sendeledi. İçgüdüsel olarak uzak durmak istese de, içindeki vicdan fırtına gibi koptu. Sonbaharın bugecesinde, o çocuk kim bilir kaç saattir parkta yalnız başınaydı?

Aklından geçenleri kimse bilmez Geçmişim yüzünden polise karışmasam daha iyi, diye uyardı kendini. Ama vicdanı ağır bastı. Bebeği apartman dairesine, on beş adamın arasına götürmek imkânsızdı. Kollarına aldığı yavrucağı göğsüne bastırdı, parkın hemen ilerisindeki, her gün önünden geçtiği iki katlı binanın yolunu tuttu. Burası bir çocuk yuvasıydı.

Kapıyı açan görevliye durumu anlattı. Bebek bir kızdı. Kabul eden hemşire, ona şöyle dedi: Bırakılmış, annenin bir notu da yok. Ona bir isim koyalım. Ne dersiniz; Elif Mustafa olsun mu? Mustafa, hafifçe gülümsedi. “Elif Mustafa olsun,” dedi sessizce.

Bu olay, Mustafanın iç dünyasını sarstı. Kimsesi yoktu; sıcaklığın ve bir yuvanın hasretini tekrar duymaya başladı. Ara ara Elifi düşünür oldu. Çocuk yuvasını arar, bazen de ziyarete giderdi. Elif büyüdükçe, Mustafa da ona ufak hediyeler götürmeye başladı. Her ziyaretlerinde Elif, Mustafaya iki figür çizdiği resimler hediye ederdi; biri kendisi, diğeri anne babası olan mutlu aile resimleri

O sıralar çocuk yuvasına Esra adında yeni bir çalışan gelmişti. O da yıllar önce aynı yurtta büyütülmüştü. Mustafanın Elife gösterdiği sevgili tutumunu fark etti. Bir çocuğun aile sıcaklığına ne kadar muhtaç olduğunu kendi yaşamından bilirdi. Ancak şu da bir gerçekti; bekar bir adama o çocuğu kimse vermezdi. Esra, Mustafayı sever olmuştu ve oğlanın on yıldır Elifi ziyaret ettiğinin de farkındaydı.

Elifin en büyük dileği, bir gün babasının onu evine götürmesiydi. Mustafa da, yıllardır Alibeyköyde bir evin ipotek taksitlerini ödüyordu. Nihayet maddi durumu düzelse de, bekar olduğu için Elifi yanına alması imkânsızdı. Esra ve Mustafa, derin ve samimi bir sohbet ettiler. Birbirlerine duyduğu güven ve sıcaklıkla, ilişkilerine yeni bir isim koymaya karar verdiler: Resmi olarak evlenmeye!

Artık sıra Elifin rüyasını gerçekleştirmeye gelmişti. Gerekli bütün belgeleri tamamladılar, Elif için yepyeni bir oda hazırladılar. Sonra odayı süsleyip çocuk yuvasına gittiler. Kapı açılır açılmaz, Elif koşa koşa Mustafaya sarıldı, ardından Esrayı kucakladı. Bugün babam sımsıcak gülümsüyor, dedi gözleri dolu dolu. Mustafa, Elifin göz hizasında diz çöktü ve fısıldadı: “Elifim, hazırlan bakalım. Eve gidiyoruz! Artık gerçek ailemiz var.”

Böylece bir adamın bir bankta rastladığı bir öksüz, tam on yıl sonra, sevgiyle kurulan yepyeni bir yuvanın parçası oldu. Mustafa ile Esra birlikte kaldı mı, bu hikâye orada susuyor. Ama biz inanıyoruz: İyiliğin birleştirdiği insanlar en güzel mucizeleri yaşatır. Topraklarımızda böyle hikâyeler hiç tükenmez; çünkü bizde umut ve iyilik asla eksik olmaz.

Dostlar, sizin de kalbinize dokundu mu bu hikâye?

Rate article
Lifequest
Bir adam bankta terk edilmiş bir bebek buldu. 10 yıl sonra ise onu inanılmaz bir sürpriz bekliyordu