Yıllar sonra gerçekleşen duygusal kavuşmalarla ilgili birçok hikaye vardır. Bu hikaye de onlardan biri. Aylinin babası, o henüz dört yaşındayken aileyi bırakıp gitmişti. Annesi, Aylini tek başına büyütmüştü; ancak tam bir aile ortamının eksikliği, küçük kızı derinden etkilemişti. Aylin, daha çocuk yaşta olmasına rağmen annesine her konuda yardımcı olmaya çalışıyor, evde onu geçindiren başka kimse olmadığı için yarı zamanlı işler bulup çalışıyordu. Bu yüzden ne neredeyse hiç arkadaşı olabildi ne de dışarı çıkıp gezdi; içine kapanık bir çocuk olarak büyüdü.
Ancak annesi emekli olunca, Aylin biraz daha kendisine vakit ayırabilmeye başladı. Bir gün bir gençle tanıştı. Bir süre sonra genç adam Aylinin annesiyle de tanıştı. Sonrasında ise Emre, Ayline evlenme teklif etti. Aylin, uzun zamandır hayalini kurduğu, görkemli bir düğün yapmak istiyordu. Düğün hazırlıklarına başlayınca, Aylin düğün davetli listesini hazırlamaya koyulduğunda, babasını da davet etmeyi düşündü.
Fakat babasının adresi de, telefon numarası da elinde yoktu. Emre, Ayline, babasının kardeşi olan amcasına davetiyeyi vermesini önerdi. Amcası, babasının nerede olduğunu mutlaka biliyordu ve davetiyeyi iletebilirdi. Davetiyeyi götürmek için yola çıktığında, ufak bir telaşla evden geç çıktı; dışarıda da yağmur yağıyordu. Elbisesinin üstüne ceketi geçirdi ve hızla dışarıya fırladı. Tam o sırada sokakta bir araba ve babasını gördü. Hiç düşünmeden arabaya bindi. Yol boyunca gözyaşlarını tutamadı. Bu anı yıllardır bekliyordu… Konuşacak çok şeyleri vardı
Hayat bazen yollarımızı ayırsa da umut etmeyi bırakmamalıyız. Zaman zaman geçmişin yaraları içimizde derin izler bıraksa da, doğru anda atılan bir adım, kavuşmaları ve güzel başlangıçları yeniden mümkün kılar. Bazı karşılaşmalar, insana hayatta yeni kapılar açar.




