Bugün eve yetişmek için acelem vardı ama yol kenarında, mahallenin eski çöp döküm alanının yanında arabayı durdurmadan edemedim. Gözüm bir anda, çöpler arasında dikkat çekici büyük bir poşete takıldı; poşetin içinden hafif sızlanma sesleri ve belli belirsiz hareketler geliyordu.
Bu tarz yerlerde genellikle eski giysiler, yiyecek kutuları ya da başka türlü atıklar olur. Fakat poşetin içinde bulduğum şey insanı derinden etkileyen ve üzen cinstendi masum bir yavru köpeği, birinin vicdansızca çöpe terk ettiğini gördüm. Güneşin altında susuz ve savunmasız bırakılmıştı, hâli içimi parçaladı.
İçimde bir anda oluşan merhametle hareket edip, yavruyu poşetten çıkardım ve hiç vakit kaybetmeden en yakındaki veteriner kliniğine götürdüm. Neyse ki muayene sonunda sağlık durumu iyi çıktı. Sonrasında da onu belediye hayvan barınağına götürüp sahiplendirmek için yardım istedim. Birkaç gün geçmeden genç ve iyi kalpli bir çift köpeği sahiplenmek istedi; ona Nazlı adını verdiler. Böylece Nazlı, sonunda ona sevgiyle yaklaşacak bir aile bulmuş oldu.
Bu olaydan sonra bir kez daha fark ettim ki, içinde yaşadığımız dünyada ne yazık ki bazı insanlar, hayvanların duygularını hiç umursamadan böylesine acımasızca davranabiliyor. Oysa bu hayvanların tek isteği biraz sevgi görmek; karşılığında ise sonsuz bir sadakat sunuyorlar. Her canlının, kendine sıcak bir yuva bulmayı hak ettiğini düşünüyorum.
Yavru köpeği vicdansızca sokağa atan eski sahipleri için tek umudum, bir gün yaptıklarının vicdan azabını yaşarlar ve belki de hayvan bakımıyla ilgili eğitimler alırlar. Hayvan koruma derneklerinin ve hukuk sistemimizin bu konuda iş birliği yaparak bu tür olaylara daha ciddi yaklaşıp benzer vahşetlerin önüne geçmesi gerekiyor. Toplum olarak empati, merhamet ve hayvanlara karşı sorumluluğu küçük yaşlardan itibaren yerleştirmek şart.
Bu hikaye bana, bazen işimizden gücümüzden önce, bir cana uzatılacak yardımın çok daha değerli olduğunu bir kez daha gösterdi. Hayattaki en önemli şeyin, insanlığımızı her durumda koruyabilmek olduğunu bir kez daha anladım.




