Bir şey söylemeyi mi düşünüyorsun? – dedi o, benim mutfağımda ayakta dururken

Bu hikaye yaklaşık bir buçuk yıl önce, kış aylarında yaşandı. O zaman oğlum henüz beş aylıktı. Eşimin erkek kardeşi bana sordu; kendisiyle kız arkadaşı bir hafta bize gelebilir miymiş? Böyle bir durumda Hayır demek mümkün değil, zaten yeni anne olmuştum, uykusuzum, doğru düzgün yemek bile yiyemiyorum, kendime vakit ayıramıyorum, üstüne bir de akrabalar hiç rahat bırakmaz. Ama düşündüm ki, belki yardım ederler, en azından bir süre dinlenirim, sohbet eder, birlikte çay içeriz diye umutlandım.

İkisi İstanbuldan, elleri kolları bomboş, yanlarında bir simit bile almadan geldiler bizim Ankaradaki evimize. Çocuk ziyaretine eli boş gelinmez benim kültürümde, annem öyle öğretmişti; küçük bir oyuncak, çıngırak bile getirmez mi insan? İçimden Neyse, belki farklı düşünüyordur dedim, üstünde durmadım.

Biraz işlerimiz var, birkaç gün burada kalmamız gerekiyor dediler, fazlasını açıklamadılar.

Evde iyi bir ev sahibi oldum, yemekler yaptım, temizlikle uğraştım; onları gerçekten tanıma fırsatım oldu. İlk başta her şey normalken, birkaç gün geçince anladım ki ne mutfakta yardım eden var, ne temizlikte, ne de bir defa bile Çocuğa bakayım da sen işini hallet diyen çıktı. Kız arkadaşı sabahları dışarı bir iş bahanesiyle çıkar, erkek kardeşi öğlene kadar uyur, kocam işleri gereği dışarda olurken ben bir yandan bebeğimle, bir yandan ev işleriyle baş başa kaldım. O hanımefendi geldiği gibi koltukta yayılarak akşama kadar dinleniyor ya televizyon izliyor ya da telefona bakıyor.

Ben ise ağlayan bebeği oyalarken, kış kıyamet çamur getiren ayakkabılardan dolayı tekrar tekrar yerleri siler, bir yandan akşam için yemek hazırlar, hem oğlumu doyurur hem de sabah akşam onu yıkar dururum.

Üçüncü gün artık tükendim. Eşime dert yandım, anlatmaya çalıştım; ama o da bana Bırak kadınlar kendi arasında halletsin, ben karışmam deyip omuz silkti. Dördüncü günün akşamı, eşim işten döner dönmez, misafirlerimiz şanslarına sinemaya gitmeye karar verdi.

Yemeği güç bela dört elde hazırladık, karnımızı doyurduk. Tam dinlenecekken bir baktık, ellerinde bir kasa Efes, cipslerle geldiler. Düşün bir emziren anne olarak bana ufak bir pasta getirmeyi bile akıl etmemişler!

Yediler, içtiler, film izlemek için tekrar evden çıktılar; bir de kocamı arayıp Hadi sen de gel bizimle dediler. O an iyice saçma hissettim kendimi ve kıza kenarda Birazcık yardım edemez misin, bak bebeğim küçük, çok yoruldum, hiç değilse patates soyarsın çorba için, ya da bana biraz yardım etmeyi teklif edersin dedim.

O ise bana Beni cezalandırmaya mı çalışıyorsun, hiç hoş bir şey değil! Ben de yoruldum dedi. (Acaba neye yoruldu, bütün gün koltukta yatmaktan mı?) Sonra ekledi; Burası senin evin değil ki, ben burada misafir değilim, misafir olan sensin. Ben de Artık seni daha fazla dinlemek istemiyorum dedim. Sonra da kendisini toparlamasını, eşyalarını alıp gitmesini söyledim!

Çantalarını topladılar ve ertesi sabah ayrıldılar. Uzun süre bu yapılanlara içerledim, kendimi kötü hissettim.

Ne dersiniz, sizce bu davranış normal miydi?

Rate article
Lifequest
Bir şey söylemeyi mi düşünüyorsun? – dedi o, benim mutfağımda ayakta dururken