Yeter artık, onun akrabalarıyla ilgili hikâyelerini dinlemekten bıktım!
Komşumuz sonuçta, biraz dinleyebilir misin? dedi kocam sakin bir sesle.
Hep aynı şeyleri anlatıyor
Şule sabırlı ve sakin bir kadındı, ama konu üst komşusu Esra olunca sabrının sonuna gelmişti. Kocası Serhat ise bu gerginliği bir türlü anlayamıyordu. Halbuki bir zamanlar Esra ile ailecek yakınlardı. Esra, Şuleden on beş yaş büyüktü. Annesi ve babası vefat ettikten sonra, Esra ve iki kardeşi baba evini beraberce idare etmeye başlamıştı. Her şey yolunda görünüyor, hatta evi satıp parayı paylaşmaya karar vermişlerdi. Fakat aralarında gerginlik başlamıştı.
Şule detayları tam bilmese de; anneannesinden duyduğu kadarıyla, Esra evi satmak istememiş, maddi zorlukları yüzünden bir süre daha orada kalması için kardeşlerine ricada bulunmuş, eline geçince de paylarını vereceğine söz vermişti. Kardeşleri de razı olmuş, mirastan resmi olarak feragat etmişlerdi. Sonrasında olanları Şule net bilmiyordu. Ama tahminine göre Esra hâlâ onlara paralarını ödememişti. Esra sık sık Şulenin evine uğrar ve sürekli aynı dertten yakınırdı:
Beni tamamen unuttular. Ne arıyorlar, ne soruyorlar. Hiçbir şeyle ilgilenmiyorlar, akılları sadece parada.
İyi de, dönüp dolaşıp sözü oraya getiriyorsun! Sanki tüm dünya kötü, bir tek sen temizsin! diye içinden geçirirdi Şule, ama hiç söyleyemezdi. Yine bir gün Esra uzun uzun anlatıyordu:
Bak, onları aramak istedim. Ev masrafları sürekli artıyor, bari onlar da biraz destek olsun, sonuçta sadece benim evim değil ki?
Ama onlar hakkını sana bıraktıklarını söylemişti
Söylemiş olmaları ne fark eder? Burası onların evi de! Onlar da burada büyüdü, babalarının evi burası. Hiç mi umursamazlar?
Belki de onlara borcunu ödemeni bekledikleri için artık konuşmak istemiyorlardır, sonuçta söz verdin.
Öncelikle, o anlaşmayı kendi rızalarıyla yaptılar, kimse onları zorlamadı. İkincisi, param olunca vereceğimi söyledim; hâlâ param yok. Yalnızca onların hakkı için evi satmak bana çok ağır gelir. O zaman ben nerede yaşayacağım? Herkes benden para bekliyor, kimse benim durumumu düşünmüyor.
Şule yorgun bir ifadeyle, kocasına baktı. Serhat başını eğmiş, olan biteni bir kez daha anlamışçasına sessizce oturuyordu. Bakışları, artık neden Şulenin Esranın ziyaretlerinden keyif almadığını sonunda çok iyi bildiğini gösteriyordu.




