Günlüğümden bir sayfa… Yaklaşık on beş yıl önce, sevgili eşim Ayhan ile evlendik. Evliliğimizin ilk yıllarında kayınvalidemle birlikte oturduk, ikimiz de aynı tekstil fabrikasında çalışıyorduk. Ardından, Bağcılarda küçük bir apartman dairesine taşındık. Hayatımız rayına girmiş gibiydi, huzurluyduk. Ayhanın çalışma hayatında ilerleyebileceğini gördüğümde, onun üniversiteye gitmesi için destek verdim. O okula devam ederken, ben hem ev işlerini üstlendim hem de ona yardımcı oldum; ödevlerini, raporlarını ve makalelerini yazarak işine ve okuluna katkı sağladım. Kendi üniversite eğitimime rağmen, mesleki olarak istediğim yere gelemesem de, ailemizden aldığım mutluluk bana yetiyordu.
Oğlumuz biraz büyüyünce, nazik bir kızıma hamile kaldım. Sonra yeniden çalışmaya başladım fakat çocuklarımın bağışıklık sistemi zayıf olduğundan doktorlarla sürekli irtibat halindeydim, çoğu kez evde onların yanında olmam gerekiyordu. Yine de davranışlarımda olumlu olmaya çalıştım; ailemizdeki sevgi ve huzuru hep korumaya gayret ettim. Ayhan işinde daha fazla başarı gösterince, sonunda çocuklarım için Feriköyde daha büyük bir ev aldık ve kendi odaları olduğu için öyle mutlu oldular ki, gözlerinde o sevinci görmek her şeye değerdi. Fakat Ayhanın iş nedeniyle evde daha az vakit geçirmesi, içimde küçük bir burukluk bırakıyordu.
Bir gün, eskiden fabrikada beraber çalıştığım bir arkadaşım beni arayıp benzer bir durum yaşadıklarını anlattı; şüphelenmeye başladım. Sonunda, Ayhanın uzun zamandır iş arkadaşı olan bir kadınla ilişkisi olduğunu öğrendim. Onunla Ayhanın çalıştığı yerde yüzleşmeye gittim, ona “Ailemizi rahat bırak” diye yalvardım. Bana hiç acımadı; tam tersine, herkesin önünde alay etti. Ayhan geldiğinde, ihaneti kabul etti ve artık ikili bir hayat yaşamak istemediğini söyleyerek boşanmak istediğini açıkladı.
Boşanma sırasında en iyi avukatları tutarak, beni ve çocukları hemen hemen tamamen yalnız bıraktı. Hem maddi hem manevi hiçbir şey umursamadı, TL cinsinden elimizde ne varsa aldı. Ayhan, yeni sevgilisine öylesine bağlanmıştı ki, hiçbir zaman pişmanlık göstermedi. Bütün yük bana kaldı. Annem ve babamın desteği sayesinde, Arnavutköyde küçük bir daire aldım ve yeni bir iş buldum; az çok başımızı sokacak bir evimiz oldu ve ayakta durmayı başardım. Hayatımız yavaş yavaş düzene girdi.
Bir yıl sonra Ayhan, bir trafik kazası geçirip işini kaybedince, yeni eşi de onu terk etti. Yardım istemek için bana geldi. O kadar gururluydu ki, ihanetini hiç umursamadı, ben ise tüm yaşananlara rağmen yardım teklifini reddettim. Sonuçta, zarara uğrayan ve yalnız kalan yine çocuklarım ve ben olmuştuk. Onun bencilliği karşısında artık kendi aileme ve kendime öncelik verme vakti geldiğini anladım. Bir insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, herkesin kendi yolunu çizmesi gerek… Hayat bana sabretmenin ve doğruyu yapmanın önemini öğretti. Artık, huzurumu ve çocuklarımın mutluluğunu korumak için mücadele ediyorum.




