Matematik öğretmeni Zeynep, kırk yıl boyunca okula yürüyerek giden, birlikte nice zorlukları aşmış en yakın arkadaşı ve meslektaşı için unutulmaz bir doğum günü hazırlıyordu. Sabahın erken saatlerinde uyanıp özenle şık bir bluz ve zarif bir etek seçti üzerine. Dışarıda kısa süre önceki şiddetli yağmurdan kalma çamurlu su birikintileri vardı ama ne olursa olsun çiçek ve pasta almak için markete gitmeye karar verdi.
Elinde hediyeleriyle kaldırımı adımlarken, gösterişli bir araba, direksiyonunda sarı saçlı bir kadınla yanından hızla geçti. Araba birikintinin içine girince, fışkıran çamurlar Zeynep’in yeni kıyafetini, pastasını ve çiçeklerini mahvetti. Sürücü camı indirip kibirli bir sesle bağırdı: Teyzeciğim, böyle giyinip nereye gidiyorsun? Bu saatte evde oturman gerekmez mi? Teyzeler bu saatte dışarıda olmaz!
Zeynep, kadının bu saygısız ve kırıcı sözleri karşısında öfkesini gizleyemedi. Sert bir tonla cevap verdi: Yapacak önemli işlerim var. Azıcık utanmak nedir bilsen keşke! Bunun üzerine kadın tartışmayı büyütüp, Zeynepi su birikintisinin yanında yürüdüğü için suçlamaya başladı.
Tam bu sırada, civardaki büyük bir villadan zengin ve nüfuzlu, uzun boylu bir adam dışarı çıktı. Kadının bir anda tavrı değişti, yapmacık bir gülümsemeyle sesini yumuşattı. Adam, Burada neler oluyor? diye sordu, şaşkındı. Kadın hızlıca atıldı: Bu yaşlı kadın yüzünden her şey, şimdi de bana bulaşıyor!
Ama adam Zeynepe bakınca yüzü bir anda aydınlandı, yıllar önceki okul günlerinden tanıdığı sevgi dolu hocasını fark etti. Zeynep hocam, sizi tekrar gördüğüm için çok mutluyum! diyerek eski öğretmenini sımsıkı kucakladı. Kadının çalıştığı evin sahibi olduğunu ve aslında kadının bu hareketinin kabul edilemez olduğunu anladı.
Adam, sekreteri olan kadının özür dilemesini istedi. Kadın isteksizce başını eğip boğuk bir Özür dilerim dedi. Adam, kadının saygısız tavrına dayanamayarak onu işten çıkardı. Sonrasında Zeynepin eve güvenle varmasına yardım etti, evde onun temiz kıyafet giymesini bekledi, ardından yeni çiçeklerle ve kocaman bir pasta ile dönüp arkadaşının doğum gününü kutlamak için birlikte okula gittiler. Zeynepin gözlerinde gurur ve öfke yerini sevgiye ve dostluk sıcaklığına bıraktı, o an alışılmış bir İstanbul sabahı Paris havasında son buldu.




