Çekil önümden! diye bağırdı Selin, gözyaşları içinde olan Elife. Hayatını onun üzerinden kurma! Kendi yolunu çiz!
Ama Alp benim kocam, dedi Elif kısık bir sesle. Bir kızımız var. Başkasının mutsuzluğu üzerine bir hayat inşa edemezsin.
Bak yine başlama! Duygusuz yaşamak olmaz. Çocuğunu terk eden Alp değil, sensin. Onun kızını görmesinde bir sakınca yok.
Bunları söyledikten sonra Selin arkasına bile bakmadan gitti. O akşam Alp, her şeyi bitirmeye karar verdi. Eşyalarını topladı, Elifi ardında bırakarak çıktı evden. Elif, ona yanlış bir şey yapmaması için yalvardı. Yine de o, Selinin ondan neden daha iyi olduğunu çözmeye karar verdi.
Seninle artık yapamıyorum. Sana karşı hiçbir hissim yok. Selinle her şey farklı. Onunla yeniden hayata karıştım, dedi Alp.
Aradan birkaç ay geçti. İlk zamanlar Elif, toparlanmakta çok zorlandı. Ama ardından, ne kadar zor olsa da hayatına devam etmesi gerektiğinin farkına vardı. Biricik kızı büyüyordu. Elif ise iktisat eğitimi almıştı.
Bir muhasebe bürosunda işe girmek istedi. Görüşme sırasında firma müdürü ona oldukça sıcak davrandı. Sorumluluğu ve mesleki gelişim arzusu müdürü çok etkiledi. Şanslıydı ki annesi, Elif çalışırken torununa bakmayı kabul etmişti.
Elif, kariyerine odaklandı ve özel hayatını bir süreliğine bir kenara bıraktı. Yıllar içinde, Elif işinde yükseldi; ardından şirketin yardımcı müdürü oldu.
En çok iletişimde olduğu erkek ise patronuydu; son derece nazik ve anlayışlıydı. Elif de ona karşı bir yakınlık hissediyordu. Fakat o dönemde patronunun da bir eşi ve çocukları vardı. Elif, aralarında bir şey olabileceğini bile düşünmek istemiyordu.
Ama aynı şey patronu Murat için geçerli değildi. Bir gün Murat, açıkça Elife karısını bırakmaya hazır olduğunu ve uzun zamandır Elife aşık olduğunu söyledi. Çocuğunun bakımından asla çekilmeyeceğim, dediği de kulaklarında çınladı.
Yaşadığı önceki ilişki Elifi uzun süre derinden etkilemişti. Kararsızdı, ne yapacağını bilmiyordu.
Bir zamanlar eşinin sevgilisine söylediği o cümle aklında yankılandı: Başkasının acısında mutluluk inşa edemezsin.
Ama Murat pes etmedi. Aralarındaki iş ilişkisi zamanla bir yakınlığa dönüştü. Murat, Elife hep aynı şeyi söyledi: Eşini artık sevmiyordu, evlilikleri baştan sona bir hataydı. Hem kendisini, hem eşini ilgisizlikle perişan ettiğini söylüyordu. Elif yine de net bir şekilde mesafesini korudu. Muratın eşiyle yaptığı bir konuşmaya kulak misafiri olmuştu ve kadının neler yaşadığını çok iyi biliyordu. Elif, bir başkasının yuvasını yıkmaya gönlü elvermiyordu. Muratın eşinin karşısına çıkmasının kaçınılmaz olduğunu biliyordu, fakat bundan korkuyordu. Gerçekten de bir gün işten çıkarken bir kadının ona yaklaştığını fark etti; kim olduğunu hemen anladı.
Kadın tam karşısında durdu, yüzünde bir ifade belirmedi.
Sen misin? dedi kadın.
Benim, dedi Elif, neredeyse fısıldayarak. Karşısında Selin duruyordu.
Selin, Elifin doğru düşündüğünü, Başkasının mutsuzluğu üzerine hayat kurulmamalı dediğini defalarca yineledi.
Yıllar önce bana ne söylediğini hatırla! dedi Elif soğuk bir sesle.
Evet, yanılmışım, dedi Selin. Senin kocanı senden almaya hakkım yokmuş. Hayat bumerang gibi, bir şekilde dönüp dolaşıyor. Ama lütfen Muratı elimden alma. Ben hiç kimseyi Muratı sevdiğim kadar sevmedim. Onun için eski eşini terk ettim. Onsuz yaşayamam. Bir zamanlar sen de benim yerimdeydin, nasıl acıttığını bilirsin. Beni anla. Zaten senin bir çocuğun var.
Sözlerini tut artık, dedi Elif, sesi titreyerek.
Elif, eski rakibinden intikam almak istemiyordu, hatta söz konusu Selin olsa bile. Ama Murat, Elifi mutlu olmaya hakkı olduğuna inandırmayı başarmıştı.
Eğer Selinin yanında kalırsam, üç kişi aynı anda mutsuz olacak: Ben, sen ve Selin. Hiçbir şey değişmeyecek. Ona hiç aşık olmadım, sadece ısrarına kandım. Bir şekilde Selinden ayrılacağım, demişti Murat.
Elif düşündü; Murat, Selinle kalsa ikisi de mutlu olamayacaklardı. Kalırsa da Elifin içinde sürekli burukluk olacaktı. Sonunda, kendi mutluluğuna bir şans vermenin zamanının geldiğine karar verdi.
Bugün, yaşadıklarımı yazarken anlıyorum ki, hayat kimsenin acısında kök salamıyor. Kendi acının üstesinden gelmeden, başkasının acısına da sebep olmamak lazım. Ancak en önemlisi, herkesin mutlu olmayı hak ettiğini bilmek. Şu anda pişman değilim, ama yaşadıklarımı hep hatırlayacağım ve kimseye acı vermemeye daha çok özen göstereceğim.




