Kızım bana, artık onlara gitmememin daha iyi olacağını çünkü varlığımın ailesini huzursuz ettiğini söyledi.

Bugün yaşadıklarımı yazmak istiyorum; belki ileride dönüp bakınca, daha net görebilirim. Kızım Ayşegül bana artık onlara uğramamamın daha iyi olacağını söyledi. Sesi gayet sakindi. Hiç bağırmadı, hiçbir şeyin üzerinde durmadan konuştu; sanki havadan sudan bahsediyordu.

Onların mutfağında, ellerimde sabah erken kalkıp hazırladığım bir kutu ev baklavası vardı. Yıllardır elim boş gitmem alışkanlığım. Kimse zorlamıyor; ama hep bir şey götürürüm. Kızım karşıma geçti, gözleri kararlıydı.

Son günlerde eve geldiğimde, her şeyin değiştiğini hissettiğini söyledi. Çocuklarım etrafımda dönüp duruyormuş, eşi farklı davranıyormuş, hatta kendisi kendi evinde misafir gibi hissediyormuş. O an söylediklerini bir türlü aklımda toparlayamadım; gerçekten ciddi mi, diye düşündüm.

Hassas mıyım acaba, diye sordum. Yanında olup canını mı sıktım? Başını salladı; hayır, dedi. Sadece huzur istiyormuş. Annelerin bazen kenara çekilmeyi öğrenmesi gerekirmiş.

Bu sözleri, eve dönerken kafamda tekrar tekrar çınladı. Hep aynı şeyi düşündüm: Bir anneyle çocuğu arasında bu mesafe nasıl doğar? Çocuğun bir anda annesini yük gibi görmesi nereden çıkıyor? Ne sinirlendim, ne kavgaya girdim. Sadece anladım dedim.

O günden sonra gitmedim. Kimse kovmadı aslında. Fakat bir ara, insanın alışkanlıklarını değil, onurunu koruması daha önemli geliyor.

Yaklaşık üç hafta geçti. Pazarları mutfağım sessiz. Eskiden, tam o gün için bir şeyler hazırlayıp, akşam üzeri uğrardım. Şimdi ise sadece pencere önünde oturuyorum. Bir akşam telefonum çaldı. Ayşegül arıyordu. Sesi yorgundu.

Neden gelmediğimi sordu. Ben de ona, istediği huzuru vermek için gitmediğimi söyledim. Bir süre sessizlik oldu. Ardından hiç beklemediğim bir şey dedi. Çocukların sürekli beni sorduklarını, Babaannen nerede? diye dertlendiklerini anlattı. Onlara meşgul olduğumu söylemiş; ama tatmin olmamışlar. Küçük oğlunun, Babaannem darıldı mı? diye sorduğunu söyledi. O an sesi hafifçe titredi.

Kızım da, belki hata ettiğini düşünmeye başladığını belirtti. Ben oradayken evlerinin gürültülü ama sıcacık olduğunu; sakinliğin bazen boşluk gibi geldiğini fark etmiş.

Söyleyecek laf bulamadım. Sadece dinledim. Sonunda, Pazar günü gelmemi istedi. Çocukların beni özlediğini söyledi. Henüz kararımı vermiş değilim. Kızgın değilim. Ama bir kere insan, yıprattığını düşündüğün bir yere başka türlü bakmaya başlıyor.

Şimdi kendi kendime soruyorum: Acaba doğru mu yaptım, kenara çekilerek? Yoksa annelik, bu tip sözleri sineye çekip, yanında olmaya devam etmek mi gerekir? Herhalde bazen insanın kendine saygısı, diğer her şeyden önce geliyor.

Rate article
Lifequest
Kızım bana, artık onlara gitmememin daha iyi olacağını çünkü varlığımın ailesini huzursuz ettiğini söyledi.