“31’inde annem ve kız kardeşim gelecek, işte menü — hadi mutfağa!” dedi kocası. Ama eşi herkesi şaşırtmayı başardı.

31inde annemle kız kardeşim gelecek, işte menü hadi mutfağa! dedi eşim. Ama eşim her şeyi değiştirdi

Ayşe tabağı kuruluyordu, arkada Tarıkın telefonuna bakarak bir şeyler anlattığını duyuyordu. Arkasını dönmedi, sadece durdu ve karanlığa bakan pencereden dışarıyı izledi.

Bak, otuz birinde annemle ablam gelecek, yemek listesi burada mutfağa git, dedi Tarık, telefondan gözünü kaldırmadan. İkizler artık balık yemiyor, unutma. Mayonezsiz olsun, annem dedi, ağır geliyor ona.

Ayşe tabağı bıraktı. Döndü.

Bu senin doğum günün, Tarık.

Ev hediyesi seçenekleri

Evet, o yüzden her şey düzgün olsun istiyorum.

Ben nerede oluyorum?

Tarık nihayet gözlerini kaldırdı.

Sen? Her zamanki gibi mutfakta. Ne demek?

Ayşe sustu. On beş yıldır, ne zaman Nermin Hanım talimatlarıyla gelirse, ne zaman yengesi Sevil kanepede yayılırken Ayşe bağıran ikizlerin bulaşıklarını yıkıyorsa hep sustu. On beş kez, başkalarının kutlamalarında görünmez oldu.

Önemli değil, dedi ve mutfaktan çıktı.

Yirmi dokuzunda sabah Ayşe annesini aradı.

Anne, biz Davutla sana gelebilir miyiz?

Elbette kızım. Tarık?

Tarık evde kalacak. Misafirleri var.

Bir süre sessizlik.

Ayşe

Hiçbir sıkıntı yok anne.

Ayşe hızlıca çantasını hazırladı: kot, iki kazak, belgeler. Oğlu odadan çıktı, çantaya baktı.

Gidiyor muyuz?

Gidiyoruz.

O başını salladı. On üç yaşında, babasından on beş yıl sonra anlamıştı birçok şeyi.

Tarık saat altı buçukta döndü. Mutfağa geçti, buzdolabını açtı bomboş. Arkasını döndü.

Ayşe!

Sessizlik.

Evi dolaştı. Kimse yok. Masada bir kağıt:

Tarık. Alışveriş listesi buzdolabında. Davutla anneme gittik. Her şeyi sen hazırlayacaksın. Doğum günün kutlu olsun. Anahtarlar komşu Vildan Hanımda.

Tarık üç kere okudu. Telefon açtı cevap yok. Mesaj attı sessizlik. Sonra listeye baktı: tavuk, patates, hamsi, salatalık. Hiçbirini nasıl yapacağını bilmiyordu.

Otuzunda sabah altıda kalktı, bir şeyler pişirmeye çalıştı. Öğlene doğru mutfak savaş alanı gibiydi: soğan kabuğu, yağ lekesi, yanık tavuk. Patates lapa olmuştu, hamsi elinden kayıyordu.

Telefon çaldı. Anne.

Tarık, biz yarın on birde oradayız. Ayşe hazırladı mı her şeyi?

Anne, Ayşe yok.

Nasıl yok?

Gitti. Annesine.

Sessizlik. Sonra sesi yükseldi.

Nasıl gitti olabilir? Doğum günüde? Ayşe böyle mi yapar?

Anne, kendim hazırlıyorum.

Sen mi?! Tarık, bu nasıl iş!

Bilmem anne.

Tamam, bakarız. Sevil yardım eder.

Tarık etrafa baktı. İçinde bir şey bıçak gibi sızladı.

Otuz birinde öğleye doğru Nermin Hanım büyük bir çantayla kapıda belirdi. Ardından Sevil ve iki dağınık oğlan.

Hadi göster neler hazırladın, anne mutfağa girdi, masayı inceledi. Sadece bunlar mı?

Üç tabak: salam, salatalık ve rengarenk bir karışım.

Cidden mi? dedi Sevil. Gece yol geldik bunlar için mi?

Uğraştım, dedi Tarık sessizce.

Nermin Hanım buzdolabını açtı.

Burada hiçbir şey yok! Ne et var, ne balık. Tarık, neden davet ediyorsun madem hazırlayamıyorsun?

Ben çağırmadım, sen geleceğim dedin.

Demek anne yük oldu sana!

İkizler evde koşuyordu, biri sandalye devirdi, diğeri koltuğa bir şey döktü. Sevil hiç bakmadı.

Sevil, sakinleştir çocukları, dedi Tarık.

Çocuklar oldukları yerde hareket eder. Dayanamıyorsun demek ki.

Bir şey Tarıkın içinde koptu. On beş yıl Ayşe bu çocukların arkasını toplamıştı, yemek yapmış, temizlik yapmış, zoraki gülümsemişti. Ve kimse kimse! ona teşekkür bile etmemişti.

Anne, Sevil, ben yapamıyorum, dedi tabureye oturarak. Yemek hazırlamayı bilmiyorum. Yorgunum. İsterseniz dışarıdan sipariş verelim ya da dışarıda yiyin.

Kafede mi?! dedi Nermin Hanım ellerini açarak.

Doğum gününde mi? Bütün bu Ayşenin işi işte. Kafanı karıştırmış!

O on beş yıl sizin için uğraştı! sesi yükseldi. Bir kere yardım ettiniz mi? Teşekkür ettiniz mi?

Biz misafiriz sonuçta!

Hayır, misafir değil. Nasıl diyeyim… Harcamacı oldunuz.

Nermin Hanım rengi soldu. Çantasını kaptı.

Sevil, çocukları topla. Gidiyoruz. Eşiyle baş başa kalsın. Ben bir daha buraya gelmem!

Sevil Tarıka zehirli bir bakış attı.

Sonra pişman olursun.

Kapı sertçe kapandı. Tarık mutfakta yalnız kaldı. Yarı yenmiş salamı izledi ve anladı: Kutlama bile olmadı. Bir kelimeyle bile. Sadece yiyip, yiyemediklerinde çekip gittiler.

Tarık akşam altı buçukta arabasını çalıştırıp şehir dışına çıktı. Ayşenin ailesi bahçeli bir köy evinde oturuyordu. Kapının önünde durdu, penceredeki ışığı gördü. İndi, kapıyı çaldı.

Ayşe açtı kapıyı. Saçları açık, eski bir ev kazağıyla. Hiç makyajsız. Tarık unuttuğu gibiydi Ayşe.

Merhaba.

Merhaba.

Gelebilir miyim?

Ayşe uzun bakışlarla süzdü, sonra başını salladı. Tarık ayakkabısını çıkarıp evi geçti. Salonda Davut tablette, mutfakta Ayşenin annesi salata doğradı.

Hoş geldiniz Tarık, dedi gülmeden. Çay ister misiniz?

Yok, teşekkürler.

Ayşe pencere kenarında oturdu, dizlerini kucakladı.

Gittiler mi?

Gittiler. Kavga edip gittiler.

Kutlama yaptılar mı?

Hayır.

Sessizlik. Ayşe camdan dışarıdaki karı izledi.

Ayşe, affet beni.

Ayşe cevap vermedi.

Gerçekten anlamadım. Nasıl olsa ailede böyle olur dedim. Ama haklısın. Onlara lazım olan ben değilim. Onlara senin sofran ve emeğin lazımdı.

Emeğim değil. Suskunluğum, dedi dönerek. Siz alışmışsınız benim her şeye katlanmama. Sen de.

Aptalım.

Bunu yeni mi anladın?

Tarık yanına oturdu, dokunmadan.

Kalabilir miyim? Yeni yıla kadar?

Ayşe dikkatle baktı.

Kalabilirsin. Ama yarın patatesleri sen soyup bulaşıkları sen yıkıyorsun. Kendi başına.

Anlaştık.

Bir ay sonra Nermin Hanım aradı, özlediğini ve hafta sonu gelmek istediğini söyledi. Tarık sakin cevap verdi:

Anne, sanatoryuma gidiyoruz. İstersen gel, anahtar komşuda. Yemeği, temizliği kendin yaparsın.

Bu da neymiş?!

Yeni düzen, anne.

Telefonu kapattı. Tarık gülümsedi. Yanında oturan Ayşe kaşlarını kaldırdı.

Sence alışacak mı?

Alışamazsa kendi sorunu.

Nermin Hanım bir daha emir vermedi, aramadı. Anladı ki, zaman değişmiş. İstediği gibi kurallar koymak ve hizmet beklemek ancak biri susunca olurmuş. Suskunluk bitince de hüküm bitermiş.

Ayşe büyük bir kahraman olmadı. Sadece artık susmadı. Ve bu, her şeyi değiştirmeye yeterliymiş.

Rate article
Lifequest
“31’inde annem ve kız kardeşim gelecek, işte menü — hadi mutfağa!” dedi kocası. Ama eşi herkesi şaşırtmayı başardı.