Anneme alışverişlerimi almasın diye ayrı bir buzdolabı koymak zorunda kaldım.

Bir de gidip kendime ayrı bir buzdolabı almak zorunda kaldım, diyor Elif, gülerek. Durum tam bir komedi, ama başka çarem yoktu. Daireyi satıp parayı bölüşmek bana koymaz, ama annem yanaşmıyor ki!

Elif yakın zamanda 24 yaşını doldurdu. Üniversite diplomasını kaptı, iş buldu, ama henüz nikah masasına oturmadı. Kendi evinde yaşamak ise kolay değil. Elif dairenin yarısına sahip. Daire daha önce babasına aitti. Babası vefat edince, Elif ve annesi, Sema, mirastan eşit pay aldı; Elif o zamanlar 14 yaşındaydı.

On yıl önce, ailede işler sarpa sarmıştı çünkü babalarını kaybetmişlerdi. Sema, Elifin annesi, Elif daha çocukken çalışmayı bırakmıştı. Doğum iznine bile çıkmamıştı. Sonuçta eşi iyi kazanıyordu ve paraları vardı. Sema, ev işleri yönetimine kafayı takmıştı. Ama babası ölünce, annesi ağlayarak şöyle dedi: Kırk yaşında bana hangi iş kapısı açılır şimdi? Temizlikçi mi olacağım neyim?

Elif anlatmaya devam ediyor: Yetim maaşı alıyorduk ama anne zorunlu ihtiyaçlar dışında kuaföre, mağazaya gitmeden duramıyordu. Zaten zor yetiyorduk. Başlarda dayım yardım etti ama sonra pes etti.

Dayısı, annesi Semaya şunu dedi: İş bul artık. İki çocuğun var ve hepsine bakmak kolay değil. Bir yıl kadar sonra, Sema eve yeni bir adam getirdi. Adı Kemaldi. Sema, Artık birlikte yaşayacağız, dedi. Parasal sıkıntıyı çözmenin yolunu kendince buldu: Evlilik. Kemal gerçekten iyi para kazanıyordu ama Elif ile arası hiç iyi değildi.

Kemalin sözleri: Sen sadece yiyorsun. Keşke bulaşık, çamaşır, temizlik işleriyle uğraşsan. Ödev yapman ne işe yarıyor? Üniversiteye gitmek mi istiyorsun? Okul, mokul boş, çalışacaksın! Yoksa seni sürekli ben mi besleyeceğim?

Elif sesi çıkmadı. Evet, maaşı vardı ama paralar annesine gidiyordu. Sema kızıyla Kemal arasında hiç arabuluculuk yapmadı. Adamı kaybetmekten korkuyordu. O olmadan yaşanır mı? diye sordu Elife. Kimseyle kavga etme, Kemal ne diyorsa onu yap. Ailenin geçimini sağlıyor.

Elif, üniversiteye gitmeyi başardı ve iş buldu. O zamana kadar, hep fazlalık olarak görülmüş, üvey babasının sırtında yükmüş gibi davranılmıştı. Kemal, harcamalarını tek tek sayıp Elifin masraflarını hesaplıyordu.

İşe başladıktan altı ay sonra bir buzdolabı aldım, diyor Elif. Odaya koydum çünkü Kemal mutfaktaki buzdolabının anahtarını uydurmuş, kililemişti.

İşin mi var? O zaman kendi yemeğini kendin al, dedi Kemal. Sema yine sus pus. Kemal, Elife elektrik ve su faturalarını gösterip; Şunları öde! deyip yıllarca harcadıklarını geri istemeye bile başladı. Sonra, Kemal işten kovuldu. O ve Sema, Elifin buzdolabının yolunu gözlemeye başladılar. Suçlamalar yine Elife patladı. Başlarda faturaları hep Elif ödedi. Ama Kemal bir yıl işsiz kalınca, Elif de buzdolabına kilit vurdu. Tabii ki Sema itiraz etti ve Kemal yıllardır bizi doyurdu, diyerek savundu.

Elif dedi ki: Yardım istiyorsan, buyur destek ol. Her şeyin paylaşılmasını ilk ben başlatmadım. Çalışmaya başla.

Kemal kısa süre önce evden taşındı. Sema, ek gelir getirmeyen adamdan bıkmıştı ama Elif hâlâ buzdolabının kilidini açmıyor. O, annesinin de artık çalışması gerektiğini düşünüyor. Peki sizce Elif haklı mı?

Rate article
Lifequest
Anneme alışverişlerimi almasın diye ayrı bir buzdolabı koymak zorunda kaldım.