67 yaşındaki Güler Hanım, her gün olduğu gibi bugün de ısrarla parkta yürüyüşünü yapmaya devam etti. Ne var ki, bugün, geçmiş yılları hatırlayınca içine derin bir hüzün çöktü. Eskiden her şey yolunda gider, ailesi mutluluk içinde yaşar, hayatı bereketliydi. Fakat bir gün, yaşanan bir olay her şeyi geri dönülmez biçimde değiştirdi. Oğlu, iş hayatında hızla yükseliyorken, ani bir telefon ile boğulma haberini aldı. Oğlunun ölümü, sırlarla dolu kaldı, tam olarak neler olduğunu kimse anlayamadı. Acısını içinde taşıyan eşi ise, bir türlü toparlanamadı; morali çok bozuldu, sık sık evden uzaklaşıyor, içine kapanıyordu. Sonra o da talihsiz bir kaza geçirerek yaşamını yitirdi. Güler Hanım, 50 yaşında dul, yalnız ve kendisine güvenebileceği hiç kimsesi olmadan kalakaldı. Emekli maaşı geçimine yetiyordu elbette, fakat hayatı daha da içine kapanık ve yalnız geçti. Neyse ki, mahallenin çocuğu Mert vardı; onu sık sık ziyarete gelir, neşesini paylaşırlardı.
Bir gün, evinin yolunu tutarken, sokağın başında bir ambulans gözüne takıldı. Telaşla bekleyen kalabalığın arasında, Güler Hanım bir köşede Merti, annesinin sedyesinin yanında diz çökmüş, çaresizlik içinde Anne, lütfen uyan! diye yalvarırken gördü. Bir polis memuru, Merti yanına alacak birilerini çağırmaya çalışıyordu. Ancak Güler Hanım öne atılıp, çocuğu kendi evine götürebileceğini söyledi. Polis, onun ismini not alırken, sosyal hizmetlerin de çok yakında devreye gireceğini belirtti. Güler Hanım, Merti yanında bırakmaya kararlıydı fakat bu kararın sadece ona ait olmadığının da farkındaydı.
Çocuk Esirgeme Kurumu görevlileri, bir ay sonra Güler Hanımın kapısını çaldı. Bu sürede Güler Hanım ve Mert, iyiden iyiye birbirine alışmıştı. Kadın, sanki çocuğun öz annesi olmuştu; ona yemekler pişiriyor, her akşam uyumadan önce ninniler söylüyordu. Mertin yanında kalmasını ne çok istediğini görevlilere anlattı ama yetkililer yaşının ilerlemiş olmasından dolayı izin almasının neredeyse imkânsız olduğunu söyledi. Tüm bu olumsuz sözlere rağmen, Güler Hanım biliyordu ki, Mert yanında olmadığı sürece ömrü boyunca içi rahat etmeyecek; ona bir parça huzur verecek tek şey, Mertin neşesiydi.




