Dağınık bir gardırop, ütüsüz giysi yığınları, buzdolabında ekşimiş çorba – işte bizim evimiz. Eşime bu konuları nazikçe açmak istedim ama nedense bir de suçlamalarla karşılaştım.

Dostum, sana bir şey anlatacağım, dinle bak… Ben Zeynepi ilk gördüğüm anda âşık oldum, gözüm başka bir şey görmedi. Gerçekten, Zeynepin güzelliğine ve o naif duruşuna karşı koymak imkânsızdı. Hem akıllı, hem zarif, hem de öyle temiz kalpliydi ki kendimi dünyanın en şanslı insanı sandım ve hiç düşünmeden ona evlenme teklif ettim.

Birlikte yaşamaya karar verdik, o an bana dedi ki Ben ev işlerinden pek hoşlanmam, vaktimi daha çok kariyerime ayırmak istiyorum. O yüzden işleri eşit bölüşelim. Tabii, o an hiç sorun etmedim, bana da mantıklı ve adil geldi. Ama gelecekte neler olacağını bilmiyordum tabii.

Başlarda işleri paylaştık. Zeynep, hem işte hem de evde her şeye yetişebileceğini söylemişti. Ona güvenmeye karar verdim, kendi fikrimi çok zorlamadım açıkçası.

Aradan altı ay geçti, işler beklendiği gibi gitmedi. Zeynepin iş hayatı istediği gibi olmadı, adı sanı duyulmamış bir firmada yarı zamanlı ufak tefek işlerde çalışmaya başladı. Maaşı düzensizdi, saatleri de hep dengesizdi. Kazandığı parayı da genelde kendi zevkine göre harcıyordu. O sırada ben sabahtan akşama kadar çalışıyordum. Ama Zeynep, görevlerin paylaşımını gayet iyi hatırlıyor, kendi sorumluluklarını ise bazen görmezden geliyordu.

İlk zamanlar ev işlerini düzenli yapıyordu, ama sonra hevesi azaldı, ev tam anlamıyla dağıldı, her yerde ütüsüz giysiler yığıldı. Ve şaşırtıcı şekilde suçu bana atmaya başladı, daha çok yardım etmelisin diye. Çok kırıldım. Hem yoğun çalışırken hem de evin bütün yükünü taşımak cidden çok zor gelmeye başladı. Halbuki en başından adil bir paylaşım konusunda anlaşmıştık.

Bebek doğana kadar düzelir diye umuyordum, izin sırasında Zeynep en azından eve bakar diye düşündüm. Ama durum daha da kötüleşti. Bazen keşke yalnız olsam diye aklımdan geçiriyorum. Üstüne, sürekli kavga ediyoruz, huzurumuz kalmadı.

Zeynepin bakış açısını anlamaya çalışıyorum hep, kendimi onun yerine koymaya uğraşıyorum ama yine de kendi ihtiyaçlarımın hep ikinci plana atıldığını düşünüyorum. Hem işte canım çıkıyor hem evde işleri yapmaya çalışıyorum, üstüne evin düzenini de toparlamam gerekiyor. Tek istediğim biraz nefes almak, azıcık dinlenmek.

Bazen düşünüyorum, Zeynep bebek iznindeyken bütün gün ne yapıyor da mesela akşam yemeği hazırlamaya ya da odaları toplamaya vakti olmuyor? Bebeğimiz henüz 2 aylık, günün çoğunu uyuyarak geçiriyor. O uykudayken birkaç işi ben halledebilirdim gibi geliyor bana. İleride bir çocuğumuz daha olursa ne yaparız, o da kafamı kurcalıyor. Ben gerçekten eşitliğe ve karşılıklı desteğe inanan biriyim, ama Zeynep bu tarafı sanki hiç anlamıyor gibi.

Ailemin yıkılmasını istemiyorum, çünkü yavrumuza çok bağlıyım, onu dünyanın merkezine koyuyorum. Ama sabrım kalmadı neredeyse. Böyle devam edemem diye hissediyorum. Sence haksız mıyım, yoksa Zeynep mi biraz fazla rahat davranıyor?

Rate article
Lifequest
Dağınık bir gardırop, ütüsüz giysi yığınları, buzdolabında ekşimiş çorba – işte bizim evimiz. Eşime bu konuları nazikçe açmak istedim ama nedense bir de suçlamalarla karşılaştım.