Emine Hanım, emekli olduktan sonra Anadolunun sakin bir köyünde huzurlu bir yaşam sürmekte, evinin ve bahçesinin işleriyle meşgul olmaktadır. Fakat bu huzuru, şehirde yaşayan oğlunun ailesinde yaşanan sorunlarla gölgeleniyor. Torunu Berk, terbiyeli ve sakin yapılı bir çocuk olarak büyümüş. Okulda başarılı olmuş fakat üniversiteye gitmek yerine bir fabrikada çalışmayı tercih etmiş. Evlenip bir oğlu olduktan sonra, Berkin hayatı bir anda sarpa sarar, alkol bağımlısı olur.
Sıkça yanlış arkadaş çevrelerinde zaman geçiren Berkin bu yıkıcı davranışları, aile içinde ardı arkası kesilmeyen tartışmalara ve huzursuzluğa yol açar. Evliliği neredeyse bitmek üzeredir. Torununu ve ailesini bir arada tutmak isteyen Emine Hanım, Berke köyüne taşınmasını teklif eder. Yeni bir çevrede yaşamanın Berke iyi geleceğine ve yalnızlığını hafifletirken ona ev işlerinde yardımcı olacağına inanır.
Başlarda, Berkin köyde kalması olumlu sonuçlar doğurur. Biraz toparlanır, eşi de bu durumdan memnun kalır. Yeni düzene uyum sağlar, birlikte Emine Hanımın bahçesinde çalışmaya başlarlar. Ancak bir ay geçmeden, Berk yeniden eski alışkanlıklarına yönelir. Sonrasında eşi, çocuğunu da alarak evi terk eder; fakat Berk umutsuzluğa kapılmaz. Kısa sürede kendi gibi alışkanlıkları olan yeni bir eş bulur ve birlikte yaşamaya başlarlar, Emine Hanımın duygularını görmezden gelirler.
Bu süreçte maddi sıkıntılar baş göstermeye başlaralacaklılar borçların ödenmesini ister. Berk, Emine Hanımın dostlarından bile borç almaktan çekinmez, bu da yaşlı kadını çok üzer. Tüm zorluklara rağmen, Berk, sonunda Emine Hanımı evi kendisine devretmeye razı eder ve onu oldukça zor bir durumda bırakır. Kapı dışarı edilme korkusuyla yaşayan Emine Hanım, artık kendisine yük olan bu gençlerle yaşamaya devam etmek zorunda kalır, çünkü onlar ne ev işlerine yardım eder ne de maddi destekte bulunurlar.
Bir gün, büyük bir hüzün ve yılgınlık içinde Emine Hanım şöyle der: Öteki dünyadaki cehennem beni korkutamaz; ben onu bu dünyada yaşadım zaten. Bu sırada Berk ve yeni eşi, kendi işlerini kurmak için bir plan yapar, bankadan kredi çekerler. Fakat işlerin ters gitmesi halinde, hep birlikte kapı önünde kalma tehlikesiyle karşı karşıya olduklarının farkında olmadan, yaptıkları yanlışların bedelini gecikmeli olarak ödemeye doğru sürüklenirler.




