Abi, sana geçenlerde başıma gelen bir olayı anlatmam lazım, resmen dertleşiyorum yine. Üst kattaki komşumuz, adı Serhat, tam bir rock hayranıydı. Rammstein ve Pentagramın diskografisini ezberlemiş gibi, gecenin ikisinde o sesi açıyor, taş bina resmen sallanıyor. Bizim salondaki kristal bardaklar çatır çatır titriyor, o baslar öyle bir vuruyor ki sanki deprem oluyor.
Ben kavga etmeyi hiç sevmem, hesap kitap işlerinde çalışıyorum, tek başıma yedi yaşındaki kızım Derya’yı büyütüyorum, en büyük hayalim de şöyle deliksiz uyku çekmek. Ama her gece Til Lindemannın Du Hastını kulağımda duyunca, barışseverliğim çabuk buharlaşıyor. İlk seferinde saat ikiye doğru sabahlıkla, terliklerle yukarı çıktım. Kapıyı Serhat açtı, otuzlarında, saç baş dağılmış, gözler kan çanağı. Evin içinden sigara, bira ve ağır rock kokusu geliyor.
Serhat abi, insaf ya, dedim, sesimi sakin tutmaya çalışarak. Gece gece, yarın iş var, çocuk okula gidecek.
O da gayet samimi şaşırdı: Abla, ne var ki? Aşırı açmıyorum, hoparlörler iyi, baslar yumuşak.
Salonda avize sallanıyor!
Tamam, kısmış olayım, deyip kapıyı kapattı.
On dakika sürdü sessizlik, sonra yine aynı döngü Ertesi gün dedim ki, kurallar çerçevesinde ilerleyeyim. Polis çağırdım, yarım saat sonra geldiler ama Serhat uyumuş, rock bitecek, sabah horlamaya geçmiş. Polisler ellerini iki yana açıp: Şu anda gürültü yok, şikayet yazın, apartman görevlisi bakar, dedi.
Apartman görevlisi gerçekten bir hafta sonra uğradı, Konuşmamızı yaptım, Serhat daha dikkatli olacakmış ama, abla, bu tür cezalarda pek caydırıcılık yok, dedi. Olan yine aynı; geceleri Serhatın konseri, ben mahvoluyorum. Her gün valerin içiyorum, işe bitkin gidiyorum, bu apartmanı da, Serhatı da, elimi kolumu bağlayan çaresizliğimi de iyiden iyiye sevmemeye başladım.
Bir sabah bizim Deryanın gözlerinde mor halkalar, Anne, ben keman çalmak isterim, öğrenebilir miyim? diye sordu. Şu kemanı çalmayı yeni öğrenenlerin çıkardığı sesi duydun mu? İnsanı bırak müzik, evden koşarak kaçmak istiyorsun, ince bir iniltiyle camı çiziyorsun gibi.
Tabii ki canım kızım! dedim, hayatımda ilk defa bir ay sonra gerçekten içten gülümseyerek. En güzel kemanı alacağız sana!
O gün direkt müzik dükkânına gittik. Satıcı, zarif yaşlı bir amca, çeyrek keman seçerken kırk dakika uğraştı.
Deryanın kulağı var mı? diye sordu.
Motivasyonu süper, dedim.
Bu arada Sessizlik Kanununun tüm detaylarını öğrendim. Hafta içi sekizden önce gürültü yasak, hafta sonu biraz daha geç. Serhat gece dörtte ancak susuyordu. Sekizdeyse uykuya doyuyordu.
Pazartesi, sabah. Deryayla salonun ortasındayız.
Hadi kızım, do majör gamı, yüksek sesle, hissederek!
Anlatılmaz yaşanır, kemanı çekişiyle çıkan ses, kuyruk basılan bir kedinin miyavını kırık camla birleştir; çıldırmalık. Kemanın sesi binanın betonunda yankılanıyor, Serhatın sabahına selam gönderiyor.
On dakika geçmeden üstten bir şeyler düştü, muhtemelen Serhat. Beş dakika sonra kaloriferden vurdu, tabii biz devam; yasalar bizden yana.
08:20de kapı çaldı. Serhat kapıda, atlet ve pijama, gözler kıpkırmızı, sanki dünyası yıkılmış.
Ne yapıyorsunuz ya! diye kısık sesle söylendi. Sabahın sekizi, insanlar uyuyor!
Günaydın Serhat abi! dedim neşeyle. Deryanın yeteneği için hocası sabah idman veriyor, her gün, bir saat kesin.
Şaka mı bu? Beynim zonkluyor!
Tuhaf Gece Du Hastı nasıldı? Bence biraz baslar gömüldü, değil mi?
Serhat bana baktı, Deryaya baktı elinde keman ve yayla sanki küçük bir savaşçı.
Bile isteye mi yaptınız?
Sanat abi, fedakarlık ister.
Müzikle barış zamanı!
Tam bir hafta sürdü idman. Her sabah 08:00. Üçüncü günde Serhatın gece konserleri bitti, o sessizleşince biz de susarız sandı. Ama eğitim yarım kalmaz, derya her sabah devam
Cuma akşamı Serhat kendi indi, ayık ve düzgün giyimli.
Bak komşu, vallahi dayanamıyorum, anlaşalım, dedi. Bu kemanın sesi, gün ortasında bile beynimde çalıyor.
Dinliyorum seni, deyip mutfağa davet ettim.
Masaya kağıt ve kalem koydum.
Şartlar basit: 22:00den sonra apartmanda tam sessizlik.
Misafir gelirse? diye pazarlık etmeye çalıştı.
Derya pazar sabahı saat yedide ilham gelirse? dedim sakince.
Serhat iyice gerildi.
Tamam. Ondan sonra sessizlik. El sıkıştıktan sonra keman satılır mı?
Hayır, dedim. Altta duracak, gerekirse başlar, anlaşmanın teminatı.
Böylece imzalı Sessizlik Anlaşması yaptık, altı aydır çalışıyor. Derya kemanı bıraktı, şimdi satrançta ustalaştı.
Apartman sanki yeni bina; sessiz, huzurlu. Bazen Serhatla asansörde selamlaşıyoruz. Kızıma ürkerek, bana ise saygıyla bakıyor. Sanırım şunu anladı: Sessiz bir muhasebeci ve düzgün bir çocuk, en deli rockçıyı bile hizaya getirebilir.



