Bu tuhaf ve anlaşılmaz olay, küçük bir oğlanın sünneti sırasında yaşandı. Hiç kimse daha önce bir bebeğin bu kadar yüksek sesle bağırıp, ağlayıp, vücudunu öyle garip biçimlerde kıvırdığını görmemişti.
Oradaki herkes, imam çocuğu suya tutarken çıkan çığlıkları duyunca bir anda paniğe kapıldı. Bir anlığına, cemaatten bazıları imamın çocuğu sıcak suya soktuğunu sandı. Oğlanın annesi, çocuğunun feryadı kalbine utangaç bir ince sızı bırakıyordu. Birkaç dakika sessizce baktı, dayanamayınca kocasının yanına yaklaşıp fısıldadı:
Affedersin, ama ne zaman bitecek bu?
On beş dakika kadar daha var.
İşlemi hızlandırmanın bir yolu yok mu? Üzgünüm, ama çocuğumun böyle çığlık attığını seyredemem.
Biliyorsun ki, bu merasimi yarıda kesersek her şey boşa gider. Çocuğun sünnet olması şart.
Bak nasıl acı çekiyor.
Evet, haklısın. Ama bunun sebebi sünnet merasimi değil, başka bir şey…
Neymiş o?
Sebep, sen ve eşin.
Ne demek istiyorsun?
Evliliğiniz camide mi kıyıldı?
Hayır diye yanıtladı kadın.
Çocuk bir aylık. O halde tahmin ediyorum ki Ramazanda hamile kaldın. Üstelik, daha önce düşük yaptığını düşünüyorum.
Kadın başını eğdi sessizce.
Peki ya günahlarını telafi etmek için bir şey yaptın mı? İmamla konuştun, tevbe ettin mi?
Kadıncağız cevap veremedi.
İşte, mesele açık. Allahın koyduğu kuralları çiğnediniz ve yalnızca siz değil, oğlunuz da bundan nasibini aldı. Eğer onun daha iyi olmasını istiyorsan, tövbe et ve iyi bir insan olmaya çalış.
Anne, derin bir hüzünle gözyaşlarını tutamadı; yaşlar yanaklarında süzüldü. Ailesinin yanına döndüğünde oğlu birden sustu. İmam merasime devam etti.
Bir anda sanki anne-babanın günah bulaşı çocuktan sıyrılmıştı; çünkü çocuk artık ağlamıyordu.




