Ya, şimdi anlatacağım hikaye sana bir sesli mesaj gönderiyorum gibi olacak, çünkü çok samimi bir mesele aslında… Bana soruyorsun, Ayşe, nasıl bu noktaya geldin ve nasıl kabul ettin böyle bir şeyi? diye, ama cevap çok net: Her âşık kadın biraz kör olur. Ben de kör oldum zamanında. Bütün hayatım boyunca çabaladım, ders aldım, uğraştım. Annem bana daha küçükken hep derdi ki: Kızım, iyi bir hayat istiyorsan çok çalışacaksın. Bir kadın güçlü ve bağımsız olmalı, başına bir şey gelirse kendi başının çaresine bakabilmeli.
Bu sözleri gerçekten beynime kazımışım, ama galiba biraz ters tepti. Gençken erkeklerle çıktığımda fazla bağımsız davranıyordum, çoğu erkek pek yanaşmıyordu bana. O zamanlarda çoğu erkek yumuşak huylu, kendilerine muhtaç kadınlar arıyordu; güçlerini hissettirmek istiyorlardı. Ben ise kendimle ilgileniyordum, kendi ayaklarımın üstünde duruyordum.
Bir süre sonra işime daha da odaklandım, kendimi sadece kariyerime verdim. Bir anlamda, 35 yaşıma kadar evde kalmış gibi hissediyordum, taa ki Muhammet ile tanışana kadar. O da benim yaşımda. Şaşırtıcı şekilde, bağımsızlığımı kabul etti. Hiç Ben yapayım, Yardım edeyim diye ısrar etmedi, ben ne istersem onu yaptım. Ne çiçek ne tatlı sözler zaten boşa romantizmden hiç hoşlanmam. Beraberken hep eşit gibiydik. Ama o sözde eşitlik aslında eşitlik değilmiş, bunu geç anladım.
Evlenince Muhammet benim evime taşındı. Kendi evi yoktu, annesiyle kalıyordu. Ben de kayınvalidemle yaşamak istemedim çünkü o tür hikâyeleri çok işittim, başım ağrır diye korktum. İlk ay maaşından bana hiç para vermedi. Annemin ameliyatı için aldığım kredi var, onu ödemem lazım, dedi hep. Ben de anlayışlı davrandım, sonuçta aile olduk ödesin kredi borcunu, sonra beraber plan yaparız diye düşündüm.
Fakat tam yedi ay boyunca hâlâ borcunu bitirmedi. Sürekli maaşı az, saatleri düştü, işte problem var hep başka bir şey. O süre boyunca evdeki yiyecekten eğlenceye, faturalardan her şeye kadar her masrafı ben karşıladım. Sonra, Ev almak için kenara para koyuyorum, hayalimiz köyde bir yazlık olsun istiyorum, diye anlatmaya başladı.
Ama beş yıl boyunca bana bir defa bile hesap özeti göstermedi. Biz aileydik diyorum ya Sonunda kavga ettim, Beş yıldır seni ben geçindiriyorum, bu iş hiç normal değil! dedim. Çantasını topladı, annesinin yanına geri gitti evet, böyle pat diye. Üç gün dayanamadım, yine geri aldım eve. Yine aynı şey, yine hiçbir masrafa para vermiyor… Ben de artık inanılmaz yorgunum. Kadınların küçük lükslerine para harcamak isterdim ama elimde yok her şey aileye gidiyor.
Sence ne yapmalıyım? Boşanmalı mıyım? Sence hiç değişir mi bu adam? Ne dersin, gerçekten çok kafam karışık…




