O zamanki arkadaşım, o sırada 25 yaşına yeni girmişti. Genç, ince yapılı ve güzeldi. İstanbul’da bir turizm acentesinde işe başladı ve orada acentenin müdürüyle bir ilişki yaşamaya başladı.
Adam 40 yaşını geçmişti, evliydi ve iki çocuk babasıydı. Kız için Kadıköyde bir daire kiraladı, ona lüks hediyeler aldı. Yaklaşık bir yıl boyunca birliktelikleri sürdü.
Arkadaşım, adamın bir ailesi olduğunu ve boşanmak gibi bir niyetinin olmadığını biliyordu. Fakat bir süre sonra adam, kendisinin boşanma zamanının geldiğini düşünmeye başladı. Eşinin adamın hayatında başka biri olduğu hakkında şüpheleri vardı.
Adam açıkça, eşinin bir şeylerden kuşkulanmaya başladığını söylemişti. Fakat eşi bu şüphelerini hiç dile getirmedi. Adamın cebini karıştırmadı, telefonunu kontrol etmedi, kavga çıkarmadı, tartışma çıkartmadı.
Bu sakin ve olgun davranışı, adamda ciddi bir suçluluk duygusu oluşturdu. Eşi oldukça müşfik, nazik ve düşünceliydi. Kendine daha fazla özen göstermeye başladı, kilo verdi, saçının rengini değiştirdi. Birkaç ay sonra, arkadaşım ile adam arasındaki ateş sönmeye başlayınca, adamın eşi acentede çalışmaya başladı. Muhasebe müdürü oldu. Arkadaşım maaş günü paralarını almaya giderken hep bir skandal çıkmasından korkuyordu. Ama kadın her zaman son derece nazik ve ölçülü davrandı.
Zamanla, acente müdürü sevgilisine karşı soğuk davranmaya başladı. Arkadaşım ise bu duruma hırsa kapılıp ona kırıcı sözler söylemeye başladı. Eşi ise tam bir cazibe sahibi kadındı. İlişkileri giderek daha kötü bir hal aldı ve adam akşamları genelde evde kalmayı tercih etmeye başladı. Üçlü bu tuhaf ilişkide asıl dönüm noktasıysa, bir iş seyahatine birlikte çıkmaları oldu. Arkadaşım bu seyahatte, şirkette kendini ayrıcalıklı görüp görüşmelerde kaba davrandı. Müdür ile ilişkisinin kendisine özel bir hak kazandırdığını sanıyordu!
Oysa gerçek, arkadaşımın müdürün eşinden daha kötü bir duruma düştüğünü gösteriyordu. Müdür, ona evden çıkmasını ve artık aralarında hiçbir şeyin kalmadığını söyledi. Arkadaşım işe gittiğinde, muhasebe müdürü tarafından çağrıldı ve işine artık ihtiyaçları olmadığını belirttiler.
Arkadaşım halen bu hikayeyi unutmak istediğini söylüyor, fakat müdürün eşinin davranışlarından çok etkilenmiş, hâlâ ona hayranlık duyuyor.
Müdürün eşi oldukça akıllı ve becerikli bir kadın çıktı. Eşinin kalbini kazanmayı başardı ve adam ona yeniden âşık oldu, adeta ona hayran. Tabii ki kimse onun aslında ne kadar zorlandığını, ne kadar gözyaşı döktüğünü ve sessizce ne kadar acı çektiğini bilmiyor. Kendini toparlamayı başardı, romantik dönem bitene kadar bekledi ve savaşını verdi. Gerçekten de akıllı kadın böyle davranır.
Peki diğer kadınlar nasıl davranıyor? Çoğu, hemen kavga etmeye başlıyor, öfke duyuyor, bakışlarını sertleştiriyor ve tehdit ediyor. O sırada adam başka bir kadınla tutku yaşıyor! Erkek kimin yanında olur; kızgın, memnuniyetsiz bir kadın mı, yoksa nazik ve sevecen bir sevgili mi? O anda, ileride sevecen kadının, yıllar sonra, eşinin şikâyet ettiği kadın haline geleceğini düşünmüyor. Akıl yerine duygularına kapılıyor.
Peki müdürün eşi bunu nasıl anladı? Elbette, onun da duyguları vardı. Hayat bana gösterdi ki, ancak sabırla ve akılla hareket eden kazanıyor.
Eğer bir gün eşinizin sadakatsizliğini öğrenir ve diğer kadına saldırmak isterseniz, kendinizi toparlayın. Sakin olun ve düşünün, belki eşinizin size dönmesi için bir fırsat vardır. Spor salonuna gidin, kuaföre, bir psikologdan destek alın. Yeni kurslara yazılın, dans derslerine başlayın. İlginizi çekecek bir iş bulup kendinizi değiştirin, ya da işinizi yenileyin. Her şeyden önce, kendinizi sevin ve kendinize saygı duyun!
Bu hikayede öğrendiğim en önemli şey sabır, sükunet ve akıl ile davrananların, hayatın zor dönemlerinde güçlü durduğu ve kazandığıdır. Her zaman aklınızı kullanın, duygularınızın sizi ele geçirmesine izin vermeyin.




