Elli altı yaşındaki bir kadın yaşlanmaya başladı. Bunda hiçbir tuhaflık yok, bu tamamen doğal. Zamanı gelmişti.

Elli altı yaşına gelmiş bir kadının yaşlanmaya başladığı günlerdi. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktu, tam aksine gayet doğaldı. Vakti gelmişti.
Ama kadın, aynaya her baktığında dehşete düşüyordu. Çünkü yaşlanma sanki birden hızlanmıştı. Her gün birileri onun gençliğinden, güzelliğinden bir parça daha koparıp alıyor gibi hissediyor, yüzünde yaşlılığın izlerini görüyordu.
Henüz yakın bir zaman önce ne kadar güzel göründüğünü kendisi de iyi biliyordu! Apartmanın bahçesindeki bankta, yaz kış demeden her daim oturan yaşlı bir amca vardı. O da kadına her seferinde iltifatlar eder, Ne kadar güzel bir hanımsınız! Çok yakışıklısınız, maşallah! derdi.
Kadın yaşlı amcanın yanından geçerken, o da kibarca fötr şapkasını ya da kalın kürk şapkasını hafifçe kaldırırdı. Sonra yine o alışıldık söz: Ne kadar güzel bir hanımsınız!
Apar topar işe yetişen kadın bu sözlerle tebessüm ederdi. O gün içinde de birçok kişiden iltifat alırdı. Gerçekten çok bakımlı, iyi görünürdü.
Bir sabah kadının aklına o amcayı uzun süredir görmediği geldi. Zira artık bankta kimse oturmuyordu. Merak edip komşulara sordu; meğer amcayı huzurevine götürmüşler. Yakınları ona bakamayınca, çocukları da başka şehirlerde yaşadığı için, amcayı bir bakımevine yerleştirmişler. Zaten doksan yaşına gelmişti, hem ilgi hem de tedavi şart olmuştu.
Kadının aklındaki yaşlanma kaygısı bir kenara itildi, aklı o amcadaydı hep. Asıl adını yeni öğrenmişti: Veysel Dede. Huzurevinin adresini öğrendi, bir pazar günü eline poşetini, birkaç hediye ve börek alıp, soluğu huzurevinde aldı. Orada Veysel Dedeyi buldu!
Veysel Dede iyiydi. Rahat bir koltukta oturuyor, tereyağlı irmik helvası yiyordu. Kadını görünce sevinçle gülümsedi ve yine aynı sözleri söyledi: Aman Allahım, sizi görmek ne güzel! Ne iyi görünüyorsunuz! Çok güzel bir hanımsınız!
Diğer yaşlılar da yanlarına gelip kadına güzel sözler söylediler. Ona iltifat ettiler, övgüler yağdırdılar. Evine döndüğünde kadın tekrar aynaya baktı; yanakları pembe, gözleri ışıl ışıl, saçları kabarmış, kırışıklıkları ise neredeyse görünmez olmuştu! Baktıkça kendine, Hakikaten oldukça hoş bir kadın dedi. Hatta yaşından daha genç görünüyordu. Kaybolan gençliği ve güzelliği tekrar geri gelmiş gibiydi; inanılması güç
Bu küçük bir mucizeydi adeta. Kadın, her pazar huzurevine gitmeye başladı. Yaşlılara yardım ediyor, onlarla sohbet ediyor, dans dersleri veriyordu sadece gençleşmek için değil; insanın başka birine yardımcı olması, birinin yüzünü güldürmesi ne hoş bir duyguymuş! Orada, bazıları için bir kız ya da torun gibi olmuştu. Onlar da ona samimiyetle yaklaşıp, Ne iyi görünüyorsunuz! diyorlardı, ta yürekten.
Bazen insanlar bizim aynalarımız olur. Ama öyle düz bir ayna değil; sihirli bir ayna gibi. Bir insanın yanından ayrıldıktan sonra, insan bambaşka hissediyor kendini: Dik duruyor, adımları hafifliyor, gözleri ışıldıyor, dudaklarında bir gülümseme beliriyor… Ama bazıları da insanı yaşlandırır, çökertir, hasta eder, kamburlaştırır.
O yüzden sihirli aynaları, yani içtenlikle güzel sözler söyleyen iyi insanları korumak gerekir. Yaşlılara ise özellikle kıymet vermek gerekir. Çünkü yaşlılar varken biz de hâlâ genciz ve onlara yardım edebiliriz. Gençliğini ve güzelliğini geri kazanan bu kadın da böyle düşünüyordu. Ve sonuna kadar da haklıydıBir gün huzurevinden ayrılırken Veysel Dede ona hafifçe yana eğilip şöyle fısıldadı:
“Bak kızım, güzellik öyle bir şey ki, bir ömre sığmaz, bir yüzle sınırlanmaz. Güler yüz, iyi söz, samimi bir kalp Asıl güzellik işte buralarda saklı.”
Kadın yürüyerek eve dönerken yüzünde yavaşça büyüyen o gülümsemeyi aynada tekrar görmek için sabırsızlanıyordu. Fakat artık ayna onun için sadece bir cam parçasıydı; gerçek yansımasını, insanlara kattığı gülüşlerde, içten edilen teşekkürlerde ve minnet dolu bakışlarda buluyordu.
Artık zamanın hızla akmasından kaygı duymuyordu; çünkü birinin hayatını güzelleştirdikçe, kendi zamanı da güzelleşiyor, içindeki gençlik hiç sönmüyor gibi geliyordu. Sonunda, yaş almanın yalnızca kırışıklıklara değil, yüreğe de incelik, saklı bir güzellik kattığını anladı.
Ve bir sabah aynaya baktığında, kendisine şu sözü fısıldadı:
“Ne güzel bir hanımsınbunu yalnızca aynadan değil, yaşadıklarından biliyorsun artık.”

Rate article
Lifequest
Elli altı yaşındaki bir kadın yaşlanmaya başladı. Bunda hiçbir tuhaflık yok, bu tamamen doğal. Zamanı gelmişti.