Dün eşim işten geldiğinde biraz garip davrandı.
Ona düğünü sordum, birden gözlerini yere indirdi. Tek başına düğüne gideceğini söyledi…
Peki ya ben? diye şaşırdım.
Eşim bana dedi ki: Canım, bu ay maaşım bomboş geldi. Muhtemelen düğüne tek başıma gideceğim. Sen evde çocukla ilgilenirsin. Kötü bir şey olmaz. Üç günlüğüne gidiyorum, otelde kalmam ve bir şeyler yemem gerek. Tabii gelinle damada hediye de almam lazım.
Biz genç bir aileydik. Tek odalı bir dairede oturuyorduk, kayınvalidem vermişti bize bu evi. Ben doğum iznimdeydim, kızım henüz iki yaşına gelmemişti. İşe dönmek için acelem yoktu, çünkü kızımı bırakacak kimsem yoktu. Kayınvalidemler bize bu evi verdikleri için, sağ olsunlar, minnettarım.
Annem kendi halinde, ek iş yapıyor. Bana hemen dedi ki, eğer gerçekten çalışmam gerekirse ve acil çocuk bakımı lazım olursa, gelecekmiş. Ama sırf ben düğüne gideceğim diye, yeni bir elbise alıp saçımı boyayacağım için çocuğuma bakmıyor. O durumda çocukla ilgilenmezmiş.
Annemin huyunu iyi bilirim. Bu arada, her sene yurtdışına uçuyor, tüm hafta sonlarını güzellik salonlarında ve masajda geçiriyor.
Evimizde hiç büyük bir sıkıntı olmadı. Eşim evdeyse, ben de kendi işlerimi halledebiliyorum. Ama açıkçası eşim bundan pek hoşlanmıyor, dışarıya nadiren ve kısa süreli çıkmama izin veriyor.
Sonra düğün davetiyesi geldi.
Eşimin küçük kardeşi evlenmeye karar verdi. Üç gün başka bir şehirde olmamız gerekiyordu. O yüzden anneme gidip yalvardım, torunu ile kalması için. Neticede düğün önemli bir mesele. Sadece üç gün. Hem kızım, çok sessiz bir çocuk, bağırıp çağırmıyor.
Annem uzun süre direndi, sonra derin bir iç çekip üç gün izin aldı işten. Çok sevindim. Sonuçta iki yıl boyunca çocukla evde oturmaktan bunalmıştım. En azından düğünde biraz nefes alırım diye düşündüm…
Ama bütün hayallerim eşimin açıklamasıyla suya düştü.
Benim için çok özel bir olay olacaktı. Bir yıl boyunca neredeyse hiç dışarı çıkmadan çocuğumu emzirdim. Sonra kimse kızımla kalmayı istemediği ortaya çıktı. Bu arada, eşim iş toplantılarına ve şirket etkinliklerine sık sık gidiyordu.
Tabii ki eşinin kardeşini iyi tanımıyorum. Nişanlısını sadece bir fotoğrafta görmüştüm.
Çok canım sıkıldı. Eşim ise hiç anlayış göstermedi. Ona göre her şey gayet normalmiş.
Bak canım, birincisi annen kızımızı kendi evine almak istemiyor. Bırak o da birkaç gün dinlensin, sen de evde kal. Kimseyi zor durumda bırakmaya gerek yok. O istemiyorsa, zorlamayalım. Ailemizi de pek tanımıyorsun, bu seyahatin sana ne faydası var ki? Senin işin evde kalıp çocukla ilgilenmek. Ben giderim, dönerim.
Ben de dedim ki, kimse gitmesin. Neden eşim benim ne yapacağıma karar veriyor ki?
Peki sence kim haklı bu durumda?
Bence, annen de eşin de biraz düşüncesiz davranıyor. Tabii ki bir anneanne torunuyla ilgilenmek zorunda değil. Ama sadece kendi rahatını düşünmemeli, biraz da kızını düşünmeli.
Eşi de karısını hiç anlamıyor. O kadar zamandır çocuğuna emek veren bir kadın, biraz dinlenmeye hakkı yok mu?
Eğer gerçekten seviyor ise, biraz empati göstermesi lazım…
Bu durumdaki kadın çok üzgün. Tamamen eşine bağımlı durumda ve kimse ona yardım etmiyor.
Gerçekten merak ediyorum, arkadaşlar ne düşünür? Umarım kadın bir yol bulup kocasına kendi fikrini anlatabilir.
Canım kızlar, unutmayın; özgür bir ülkede yaşıyoruz! Her zaman fikirlerinizi söyleyin, hiçbir şey olmayacak. Eşiniz, sırf fikir beyan ettiniz diye boşanma isteyecek değil ya. Kaldı ki, böyle bir şey olursa, zaten duyguları samimi değil demektir. Hepimiz birbirimizi düşünmeli ve birbirimize destek olmalıyız.




