Baldızımızı ve çocuğunu tatile bizimle birlikte götürdük. Bin pişman olduk. Üstelik, en kırıcı olanı, bize sıkıntı yaşatan kişi çocuk değil, baldızımızın ta kendisiydi.

Yıllar önce, eşimle birlikte deniz kenarında tatil yapmak için yola çıkardık. Her yaz, birkaç yıldır olduğu gibi, yakın arkadaşlarımızla arabalarımıza atlayıp Ege’nin el değmemiş sahillerinden birinde, kamp yapmak için buluşurduk. Biz öyle lüks yerlerde kalmayı sevmezdik; doğayla baş başa kalmak, kendi çadırlarımızı kurmak hoşumuza giderdi. Gündüzleri denizde yüzüp, güneşte keyif çatıp, akşam olunca bir araya gelir, kamp ateşi etrafında gitar eşliğinde türküler söyler, birer kadeh rakı içer, eski günlerden sohbet ederdik.

O yıl bize eşimin yengesi Zeynep de katıldı, yanında iki buçuk yaşındaki oğlu Kerem ile birlikte. Bizim kampımıza, sanki son anda karar vermiş gibi, kayınvalidem ile birlikte eklendiler: Ya geliriz, ya da hiç.

Ne yazık ki, onları ikna edip aramıza kattık. Daha yolda başımızın dertte olacağını hissetmiştim. Bakın, Kerem’den kaynaklanan bir sıkıntı yaşamadık, aslında mesele Zeynepti. Yolculuk boyunca her saat başı mola vermek isteyip bizi iyice geciktirdi. Çok yoruldum, biraz dinlenmem gerekiyor, diye diretirdi. Böylece, arkadaşlarımız sahile yerleşmiş, denize bile girmişken biz hala yoldaydık.

Sonunda vardık varmasına ama, asıl sıkıntılar o zaman başladı. Zeynep çadırları görünce ortalığı ayağa kaldırdı: Ben burada kalamam! diye bağırdı.
Neden, baştan söylemiştik; kendi imkanlarımızla kamp kuracağımızı anlatmıştık, dedim.
Kamp derken, pansiyon tutarız sandım, öyle aracılarla otel arayacağımızı düşündüm, dedi burnundan soluyarak.
Niye uyku tulumları ve çadır getirdik o zaman? dedi eşim de sinirlenerek.
Kamp diyordunuz ya, işte dedi.

Mecburen ona pansiyondan bir oda kiraladık. Bu yetmedi; kardeşim, hem Zeynepi oraya buraya taşımak, sahile getirip tekrar pansiyona götürmek, kahvaltı için kafelere uğratmak, pazar alışverişine çıkarmak gibi dertlerle uğraştı. Çocukla da kim ilgilenecek? Hepimiz Çünkü Zeynep, işlerinden çok yorulduğu için bir köşede dinlenmeyi seçiyordu.

Ama küçük Kerem cana yakın ve uyumluydu. Söz dinledi, koşup oynadı, denize girdi, önüne ne gelirse yedi, gündüz uykusunu çadırda rahatça uyudu. Annesi hariç, herkes uyum içindeydi. Gelecek sene Zeynepi kesinlikle çağırmayacağız. Ama anne ve babası izin verirse, Keremi hiç düşünmeden aramıza alırız. O bambaşka bir çocuktu.

Rate article
Lifequest
Baldızımızı ve çocuğunu tatile bizimle birlikte götürdük. Bin pişman olduk. Üstelik, en kırıcı olanı, bize sıkıntı yaşatan kişi çocuk değil, baldızımızın ta kendisiydi.