Spor salonundan çıktığımda annemden yedi tane cevapsız çağrı olduğunu gördüm. Mesajına bakınca, Beni geri ara! yazıyordu. Saat neredeyse on bir olmasına rağmen hemen annemi aradım annem biraz endişelidir ve ufak tefek meselelerden dolayı gece boyunca uykusuz kalabilir. Telefonda ağlamaklı bir sesle Bir şey oldu, düğün iptal olabilir, dedi.
Benim bir kız kardeşim var, adı Derya; daha yirmi üç yaşında. Derya, hırslı ve başarılı bir tasarımcı. Yaklaşık bir yıl önce mezun oldu, hemen iş buldu. Tasarım okumuştu ve öğrenciyken yarı zamanlı çalışıyordu, mezun olur olmaz staj yaptığı şirket onu işe aldı. Deryanın kişisel hayatı da uzun süre örnek gösterilecek bir düzen içindeydi tabi bugüne kadar.
Bir yılı aşkın süredir Derya, Yiğitle birlikteydi. Yiğit, Deryadan üç yaş büyük, yalnız yaşıyor, çalışıyor ve kendi evini almak için para biriktiriyordu. Görgülü, kibar bir çocuk gibi görünüyordu.
Derya ve Yiğit, nikâh günlerini belirlemişti. Düğüne yalnızca birkaç hafta kalmıştı.
Bir gün, Deryaya sosyal medyadan biri yazmış. Seninle tanışmıyoruz ama seni iyi tanıyorum ve düğünden önce bilmeni gerekir diye düşünüyorum Derya, mesaj atan kişiye bakınca bunun kırklı yaşlarında bir kadın olduğunu görmüş, önemli ne olabilir ki diye düşünmüş.
Fakat yabancı sürekli yeni hesaplardan mesajlar yollamaya başladı. Sonunda, Deryanın işine yakın bir kafede buluşmaya karar verdiler. Derya masada beklerken, kafeye hamile bir kadın girdi. Önce onun olduğunu düşünmedi, ama kadın doğrudan masasına geldi.
Sen Derya mısın? Benim adım Ela; Yiğitle bir yılı aşkın süredir birlikteyiz, dört ay sonra bir oğlumuz olacak.
Tabii ki kız kardeşim bu hikâyeye inanmadı. Saçmalık, değil mi? Derya ve Yiğit bir yıldan uzun süredir birlikte, düğünleri de eli kulağındaydı! Kadın tartışmak istemedi, ispat peşine de düşmedi, kalkıp gitti. Çıkarken: Numaram sende, istediğin zaman soruların olursa beni arayabilirsin; istersen damadınla da konuşabilirsin, dedi.
Peki, Yiğit ne dedi? Olay burada başladı. Derya, ilişkilerinde sadece evlendikten sonra yakınlaşmayı istiyordu. Birlikte dolaşıyorlardı, öpüşüp sarılıyorlardı, fakat o kadar. Deryanın hiçbir deneyimi yoktu.
Yiğit ise daha önce başka ilişkileri olan bir gençti. Sabır gösterdi ama içten içe sabırsızdı ve yakınlık ihtiyacını ta karşılayabilmek için bağlılık gerektirmeyen bir ilişkiye yöneldi. Ela ile bir yerde tanışmış, daha baştan ciddi bir ilişki olmayacağını ve birlikte olmayı düşünmediğini Elaya söylemiş. Ela, başta her şeye razıydı. Bir süre önce kocasından ayrılmıştı. Bir çocuğu vardı, iyi bir nafaka alıyor ve çalışıyordu. Aralarındaki yaş farkını baştan kabullenmişti.
Yiğit, çocuğun doğmasından sonra babalık testi yapacağını ve gerçekten kendi çocuğuysa ona yardım edeceğini, olup bitenlerin Deryanın suçu olduğunu söyledi; çünkü kendisi sağlıklı bir gençti ve Deryanın bu eski kafalı tutumları yüzünden olaylar bu hale gelmişti.
Şimdi Yiğit, Deryaya ayrılmamasını yalvarıyor, onu sevdiğini, Elanın ise sadece fiziksel temas için hayatında olduğunu, eğer Derya daha akıllı olsaydı Elanın hiç olmayacağını söylüyor.
Eğer çocuk kendisinin çıkarsa yardım edeceğini, ama iletişime geçmeyeceğini söyledi. Ela, çocuğu doğurmayı seçti, Yiğit ise tıbbi masraflar için para teklif etti ama Ela reddetti. Artık iş onun sorunu.
Sizce Yiğit bu durumdan sorumlu mu? Yoksa gençliğinin getirdiği arzular mı kontrolü ele aldı? Sonuçta yakınlık olmadan bir gencin işi zor, denebilir mi? Belki Derya, böyle bir nişanlıdan kaçmalı mı? Yakınlık eksikliği sadakatsizlik için bahane olabilir mi?




