4 Ay Yazıştıktan Sonra 52 Yaşındaki Beyefendiyle Buluşmayı Kabul Ettim — Sohbete 5 Şikayetle Başladı

Dört ay boyunca mesajlaştıktan sonra, 52 yaşındaki bir beyefendiyle buluşmaya nihayet ikna oldum fakat buluşmamız ilk beş dakikada beş ayrı şikayetle başladı.

Derler ki, bir kutlamayı beklemek; asıl günden daha heyecanlıdır. Esranın hikâyesinde de o tatlı heyecan neredeyse dört aya yayılmış, adeta kendine ait bir diziye dönüşmüştü. Her gün bir yeni bölüm: sabah günaydın mesajları, akşamları uzun sohbetler

Bu süreçte Esra, Mehmetin en sevdiği yemekleri ezberlemiş, çocukluk arkadaşlarının adlarını öğrenmiş, hatta her günaydın cümlesinin ardına üçer nokta koymasına bile alışmıştı.

Esra kırk beşindeydiartık buluşmaya çıkarken heyecandan dizleri titreyen bir kızın yerini, her şeyi merakla, hafifçe alaycı bir gözle izleyen kadın almıştı. Bakalım, bu sefer nasıl biri gelecek? diye düşünüyordu hazırlanırken.

O, sade bir kaşmir kazakla bile sanki önemli bir geceye gidiyormuş gibi zarif duran, kendisiyle alay etmeyi bilen kadınlardandı; ne yaşanırsa yaşansın, durumu mizahla yumuşatırdı.

Mehmet, yeni elli ikisine basmıştı ve mesajlarda ciddiyeti, mantıklılığı, hafif mizahı veen önemlisigüven veren tavrıyla kendini belli ediyordu.

Bizim yaşımızda, Esra, yazardı geç saatlerde, artık kimse havai fişek istemiyor. Sadece huzur, sıcaklık arıyor insan. Dert anlatmadan anlaşacak bir kadın arıyorum.

Dertsiz anlaşmak güzeldir tabii, diye mırıldanırdı Esra rimelini sürerken. Ama konuşulanlar kaçmamı gerektirmesin yeter.

Buluşmayı küçük, samimi, tarçın kokulu bir kafede ayarlamışlardı. Esra vaktinde gittitoparlanmış, özgüveni yüksek, güzel bir akşama hazırdı. Her haliyle çok şıktı.

Mehmet yaklaşık beş dakika geç geldi. Gerçek hayatta fotoğraflarından biraz daha kısa boylu ve bakışları, sanki mali raporda ciddi bir hata bulmuş memur gibi ciddiydi.

Karşısına oturdu, kısa bir tebessüm etti, selam verdi. Ama ne hoş bir söz, ne sıcak bir seni görmek güzel cümlesi duymadı.

Mehmet, giyimini-kuşamını sanki denetler gibi bir bakış attı. Sonra, kahveyle tatlı siparişi teklif ettibu konuda anlaştılar.

Esra, başladı Mehmet, lise müdürü edasıyla, Yani, dört ayı aşkın bir süredir konuşuyoruz. Şimdi seni karşımda görünce, önemli noktaları başta belirtmek isterim. Sana beş konuda şikayetim var.

Esra içinden hoş bir akşam başlıyor sandık ama… diye güldü. Hafifçe başını eline yasladı.

Beş tane mi? Merak ettim doğrusu, dinliyorum.

Mehmet, Esranın alaycı tonunu anlamadı, ilk parmağını kaldırdı.

İlk şikayet: Fotoğraflar

Şu mavi elbiseli fotoğrafındaki gibi değilsin. Şimdi görünce, vücut hatların daha belirgin. Erkekleri yanlış yönlendirmiş oluyorsun. Bizim yaşımızda kadın, daha dürüst olmalı.

Esra içinden gülümsedi. Belirgin demek yeni deyim, anıt gibi demediğine şükür.

İkinci şikayet: Mesajlara geç cevap

Bazen çok geç cevap veriyorsun. Üç hafta önce, 14.15te mesaj attım, 16.40ta döndün. Erkekler beklemeyi sevmez. Bu biraz saygısızlık.

O sırada toplantıdaydım sanırım… dedi Esra, ama Mehmet ikinci parmağını da kaldırdı bile.

Üçüncü şikayet: Buluşma yeri

Neden buradayız? Burası fazla lüks. Ben daha mütevazı bir yer önermiştim. Böyle seçmen gösterişçi olduğuna işaret.

Esra, kahvesine bakıp, keşke üstüne döksem diye içinden geçirdi. Ama merakı baskın geldi.

Dördüncü şikayet: Dış görünüş

Niye o elbiseyi giydin? Sadece kahve içmeye geldik. Çok dikkat çekici. Takılar da gereksiz. Kadın, derinliğiyle etkilemeli, parıltısıyla değil. Benim yaşımda ben vitrini değil, özü ararım.

Beşinci şikayet: Bağımsızlık

Restoranı sen seçtin, sık sık ben hallederim diyorsun. Erkek gibi hissetmemizi engelliyorsun. Yanımda olup tekrar düşünmelisin.

Kollarını kavuşturup bitirdi, Esradan ya pişmanlık ya da minnet beklediği belliydi.

Esra ona bakarken birden anladı: Dört ay süren mesajlaşma, titiz bir manipülatörün maskesi olmuştu. Mehmet sıcaklık değil, sadece kendi egosuna alan, uysal birini arıyordu.

Bak Mehmet, dedi Esra yumuşak sesle, Ben de biraz analiz yaptım. Ve bana beş dakika yetti.

Neymiş? diye sordu Mehmet küçümseyerek.

Gerçekten ilginçsin. Tüm şehri geçip, ilk kez yüz yüze geldiğin kadının zevkleri, görünüşü ve özgürlüğü için ona hesap soruyorsun. Bu kadar özgüven tek kelimeyle hayranlık uyandırıcı.

Mehmet kaşlarını çattı:

Sadece dürüstüm.

Hayır, dedi Esra başını sallayarak. Dürüstlük başka, mutsuzluğu dünyaya yansıtmak başka. Fotoğraflarım hoşuna gitmiyorsa avatara bak, değişmez. Yavaş cevap verdim diye şikâyet etme, git sanal evcil hayvan besle. Elbisem hoşuna gitmedi mi? Benim için giydim, senin için değil.

Ayağa kalktı, çantasını omzuna astı, ona döndü:

Son olarak şunu söyleyeyim: ben kelimesinden egon zedeleniyorsa, senin ihtiyacın aşka değil tedaviye. Ben kırk beşimde, zamanımı bir erkeğin şu yanlış, bu eksik deyip sayacak kadar kıymetsiz göremem.

Nereye? Kahve? diye mırıldandı Mehmet.

Kahveni bitirirsin, bu sana da kaynak israfını önletir. Küçük bir öneri: Eğer birinin ağzına bakılmasını istiyorsan, dişçiye git.

Eve döner dönmez Esra, Mehmeti tüm uygulamalardan engelledi. Onun gözünde huzur, artık sıcak çay ve sessizlik kadar; telefonu yanlış kalıba uydurmak isteyenlerden arındırmaktı.

Siz ne dersiniz? Bu talihsiz bir randevu muydu, yoksa sahnelenmiş bir gösteri mi? Biri sizi ilk dakikadan yargılamaya başlarsa, devam etmeye değer mi?

Rate article
Lifequest
4 Ay Yazıştıktan Sonra 52 Yaşındaki Beyefendiyle Buluşmayı Kabul Ettim — Sohbete 5 Şikayetle Başladı