Oleg’in köye geleceğini bütün mahalle çok önceden biliyordu. Kızlar hazırlık yaptı, kuaföre gitti. Ama yetim Nastya, o kız oyunlarını yapacak hali mi vardı? Olduğu gibiydi. Oleg de ilk anda ona âşık oldu

Oğuzun köye geleceğini haftalar öncesinden tüm köy duymuştu zaten. Kızlar hummalı bir hazırlığa girişti, kuaföre giden mi dersin, yeni elbise diken mi… Ama Elif? Yetim kızdır, ne işi varmış makyajla, saç kıvırmakla? Olduğu gibi açık, doğallığıyla gezip dolandı. Eh ne oldu dersiniz, Oğuz gözünden o an vuruldu kıza!

Elifi kıskanır oldu köy kızı; hele Oğuz gibi bir delikanlıyı kapıverdi diye. Adam zaten köye ilk defa ayak bastığında, kızların hepsi çarpılmıştı. Geniş omuzlu, uzun boylu, yakışıklı Bir de şehirli, üstüne üniversiteyi yurtdışında bitirmiş. Ailesi varlıklı da ha.

Bir de Oğuzun dedesi var: Köyün eski muhtarı… Bütün çocuklarını okutmuş, adam etmiş. Şimdi de torunları beklemede, onların başarılarını ballandıra ballandıra anlatıyor sağa sola.

Dedik ya, köy Oğuzun gelişini önceden duymuştu. Kızlar hazırlanıyor, kuaför reyonlarına hücum ediyordu. Bir tek Elifte tık yok; hali neyse o. Oğuz da ilk onu gözüne kestirdi tabii.

Kızlar, Oğuzun ilgisini kapmak için bin dereden su getirdi ama nafile. Oğuz tatilini bitirince Elifi de yanına aldı. Dede Hüseyin bir nasihat patlattı: Kıymetini bil kızın. Hayatı kolay geçmemiş. Oğuz da söz verdi.

Şehirde hayat bambaşka, deli bir koşturmaca. Elif, Acaba Oğuz hep böyle ilgili biri mi kalır? diye düşünürken, işler çabucak değişti. Düğün hazırlıkları sürerken hâlâ samimiyet vardı, sıcaklık vardı.

Balayı sonrası Oğuz sanki Eliften utanır oldu. Kaynanası Fatma Hanım zaten ekşi surat, cümlelerinin arasına iğne saklar gibi konuşur. Her halinden, oğluna Elif’i layık bulmadığı belli.

Yemeği iyi pişirmemiş, gömleği iyi yıkamamış, yer silmeyi becerememiş Elif ne yapsa yaranamıyor kaynanaya. Bir evde olunca kaçacak yer de yok tabii! Elif iş bulamayınca, Oğuz aslan kesildi:
Senin okumakla eline ne geçti ki, kızım? Zaten iki kuruş kazansan ne olacak? Evin işi var, otur.

Oturdu tabii. Hamile kalınca Oğuzun keyfine diyecek olmadı. Her şey yoluna girer gibi oldu. Kaynana da yumuşadı, oğlunu azarlayıp, gelinine iyi davranması için ikide bir uyarı yaptı. Ama sıkıntı çıktı; Elif bebeğini kaybetti. Daha beter oldular.

Ne iş gelir senden, kızım? Akıl yok, sağlık yok! Gerçi yüzün güzel, ondan ileri gitmez! diye söyleniyordu kaynana. Oğuz ise arka planda, Benden bahsetmiyorlar ya dercesine sırıtır dururdu.

İkinci hamilelikte eski neşe, ilgi kalmadı. Aksine, Oğuzun keyfi kaçtı, Elifin değişen vücudu batıyordu. Kaynana hâlâ oğlana çıkışır, Çocuğa sevgiyle yaklaş! derdi. Ama nerde aşk meşk, Oğuz soğuk duvardı artık. Ayrı odalara dağıldılar, Oğuz işten geç geldi. Elif hep ağladı, gidecek yeri yoktu; anne-baba toprağa karışalı yıllar oldu. Çocuğuna da kendi kaderini istemezdi ve ailesini ayakta tutmak için ağlamazdan geldi.

Doğuma giderken bile yanında kimse yoktu. Oğuz haftalardır ortada yok. Elif ambulansı tek başına çağırdı. Doğum yaptıktan sonra bile kimi arayacağını bilemedi. Eve dönünce ne görsün Kapıda balonlu bir araba bekliyor. İçinden Oğuz değil, kaynana ve dede Hüseyin çıktı, çiçekleri ellerinde.

Sağ ol be kızım, torunumu bana verdin. Böyle güzel başka bir çocuk var mı dünyada? diye sevindi dede. Kaynana da bir köşede gözlerini torundan alamıyor, ama her zamanki mesafesi de üstünde.

Yemek masası donatılmış, kaynana Elifin en sevdiği börekten yapmış.

Hiç beklemezdim Oğuzdan böylesini, dedi Fatma Hanım açık açık. Başka kadına gitmiş, seni çocuğunla ortada bırakmış. Ama boş ver, onsuz da iyi yaşarız, bakalım o yokken ne yapacak. Size bir şey yapamaz. Oğuzu evden çıkarırım, dilediğinde başka bir kadın getiriverir zaten.

İsmini ne koyacağız? dedi dede Hüseyin Annenin adını versek mi, Zühre koyalım mı?

Elif gözyaşlarını tutamadı. Kaynana başını okşadı:
Aldırma, daha çok mutlu olacaksın. Anne olunca bambaşka olmuşsun. Göremedi seni; onun kaybı!

Ben köye dönmek istiyorum, biz orada daha iyi oluruz, dedi Elif.

Aynen öyle kızım, dedi dede. Torunumla bize de kalabalık iyi gelir.

***

Elif köye döndükten iki yıl sonra, köyden Hasan diye bir genç Elife talip oldu. Eskiden Oğuzu tanımadan önce, Elifin kafasından bile geçmezdi. Şimdi ise erkeğin parası pulu değil; şefkati, sahip çıkışı önemli.

Ne duruyorsun? Daha iyisini nerde bulacaksın? Hem küçükken de tanıyordun zaten. Ya Oğuz geri dönerse?

Elifin cevabı nettir.

Dönmez. Hem, artık hiç sevmiyorum onu.

Oh be! dedi dede. Hadi o zaman, düğünü hazırlayalım!

***

Düğüne Fatma Hanım da geldi.

Hasan, Elife nasıl davranıyorsun bakayım? dedi biraz dırdırcı sesle. Bugün işten yürüyerek gelmiş, evde de düzen yok, Zührenin çorapları ütüsüz

Siz kimsiniz hanımefendi? diye çıkıştı damat.

Kaynana, dedi Fatma Hanım kendinden emin.

Eski kaynana! diye araya girdi Hasan.

Neyse, dedi Elif gülümseyerek, eski kaynana diye bir şey yoktur ki

Ben biraz heyecan yaptım, dedi Fatma Hanım, torunumu görmemezlik etmezsiniz değil mi?

İstediğiniz zaman gelin görün, dedi Hasan, ama ailemizi de biz kuracağız, kimse karışmasın!

Elif gururla Hasana bakıp içinden geçirdi: Bunu kimse ezemez! Ve gülümsedi.

Rate article
Lifequest
Oleg’in köye geleceğini bütün mahalle çok önceden biliyordu. Kızlar hazırlık yaptı, kuaföre gitti. Ama yetim Nastya, o kız oyunlarını yapacak hali mi vardı? Olduğu gibiydi. Oleg de ilk anda ona âşık oldu